Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Yani Deniz Bilimi müzesi? Yaklaşık 135 km deniz sahili olan bir kent, nüfusu 1 Milyonu geçmiş bir Büyükşehir’in deniz yolcu taşımacılığı yok! Tren yolcu taşımacılığı yetersiz… Sanırsınız ki araba firmalarına adanmış, bırakılmış bir kent. Sesimizi ne kadar çok duyurmak istediysek de henüz duyan olmadı bu alanda.
Her yıl büyüyen, fakülteleri, Yüksek Okulları, Meslek Yüksek Okulları ve Enstitüleriyle birlikte devasa bir üniversitemiz var ama OŞİNOGRAFİ MÜZEMİZ yok! Niçin? Laf aramızda olmayışı kimin umurunda?
Denizi olan, denizi sayesinde ülkenin en önemli kentlerine; başta İstanbul, Bursa, Çanakkale, İzmir olmakla çok ucuza insanlarımıza deniz ulaşımı, yolculuğu sağlamak yerine, çok pahalı araç yolculuğuna muhtaç bırakılmış bir kent…
Şehrimiz Büyükşehir oldu olmasına fakat büyük, çok büyük fikirleri halen göremiyoruz. Niyetler hep iyi, altyapı çalışmaları fazlasıyla takdir edilmeli fakat şehrin tamamını sahneye çağıran, kenar, orta, ön mahalleleri merkeze alan büyük kalkınma, büyük heyecan hareketleri bir türlü olmadı, gerçekleşemedi. Bu yüzden, fırsatını bulan Tekirdağ insanı; İstanbul, İzmir, Bursa gibi kentlere yerleşiyor.
Tekirdağ’ın denizi de var, dağları da, ormanları da, temiz havası da, duyarlı güzel insanları da…
Denize sırtını dönmüş bir Tekirdağ! Alışık olmadığımız, pek duymadığımız bu tür konular; Oşinografi Müzesi ve aynı zamanda Deniz Bilimi Merkezi alanlar, sanki bizlere lüksmüş gibi… Üniversitemizde onlarca bölüm var. Binlerce öğrencimiz var; kim sorarsa ülke çapında en fazla vergi veren kentler sıralamasında en önde; fakat TURİZM yok… Kıpırtı yok…
Oşinografi Müzeleri-Merkezleri olmayan kıpırtıları, olmayan hareketleri ve turizmi canlandıracak, doğa ile iç içe, doğa ile barışık hatta doğanın aksayan taraflarına katkı vermek için kurulmuş çok değerli bilim ve kültür, turizm merkezleridir de…
Yaşamlarını denize adamış bir grup insan yıllar önce Tekirdağ Yelken Kulübünü kurdu. Kendi imkânlarıyla güzel, değerli işler yaptı. Fakat, şehrimizin nüfusunu göz önünde bulundurursak, halkın büyük çoğunluğuna; onların gençlerine, genç insanlarımıza yeterince inemedi. Bir merkezin, kuruluşun, etki alanı ne kadar geniş olursa, şehrin gelişimi, şehrin refahı da o kadar geniş olur…
Tekirdağ’ın adını, rakısından da öne çıkartacak, taş mimarisiyle, içindeki bilim insanlarıyla birlikte kurulacak bir Oşinografi Müzesi-Bilim Merkezi neleri değiştirmez? Denize bakış açımızı, sırtımızı döndüğümüz denizimize yüzümüzü dönmeyi öğretmez mi?
Ülke genelinde turizminden payını alamamış, bilimsel konularda yeterince öne çıkamamış şehrimizin deniz alanında, deniz canlılarını anlama, anlatma ve yaşatma alanında öne çıkması bu şehre büyük heyecanlar, bilimsel ve kültürel ilerlemeler kaydetmez mi?
Tekirdağ’ın bir uçtan bir uca olan deniz sahillerindeki fauna ve florasını ( hayvan ve bitki toplulukları) inceleyip, bilimin ve turizmin hizmetine sunmak, sıradan ve bol makyajlı yatırımlardan çok daha kalıcı ve geliştirici olmaz mı?
Şehirlerin ilerlemeleri, şehirlerin gelişmesi merakları, özgüvenleri ve düşleri olan yöneticilerle çok daha öne çıkıyor. Ötelere taşınıyor; önce ulusal alanda, sonra uluslararası alanda sınırları zorlayan bir başyapıta dönüşüyor.
Bu şehir için hiçbir şey lüks ve olanaksız değil. Deniz kıyıları, eşsiz koyları, tarihi, coğrafyası olan bir BÜYÜKŞEHİR, her yönüyle, özellikle turizmle, bilimle, sanatla; sanayimiz kadar öne çıkıp öncü olabilir…
Şehrimizin olağan işleri oluyor olmaya da devam ediyor. Esas olan, olağanın dışına çıkmak; yapılanın halkı bile şaşırtması, ancak olağan dışı büyük yapıtlarla ses getirir öne çıkar… Ancak büyük düşünen, düşleri gerçeğe çeviren büyük yöneticilerin başaracağı şeyler…
Tekirdağ’ın Oşinografi Müzesi olursa ne olur? Sadece turizm, kültürel yaşam mı rahatlar? Hepsi bir arada olurken, aynı zamanda çocuklarımız deniz biliminden haberdar olur. Müze ve Bilim Merkezine gelip, deniz canlıların yaşamlarını görür anlar ve kendi yaşamlarıyla günceller.
Örneğin bir anne ahtapotun yavruları için hiç yemek yemeden, son zaman; ölüm anına kadar beklemesi, yavruları yumurtalardan çıktıktan sonra o büyük gövdeyi denize armağan etmesini görür çocuklarımız, gençlerimiz ve insanlarımız. Doğanın, deniz yaşamının mucizelerini anladıktan sonra evlerine, sitelerine, mahalle ve şehirlerine çok daha farklı birer İNSAN olarak dönerler…