TEKİRDAĞ’IN YAMAN HALLERİ–296

Yayınlama: 14.03.2018 13:57
A+
A-

HALKA İNMEK BU KADAR ZOR MU?

———————————————————

Tekirdağ’ın Belediye Başkanları, yöneticileri; halkın içinden gelen nice insan gibi; makam sarhoşluğuna tutulmaları kaçınılmaz bir tekrara dönüşüyor.

Bakarsınız ki her defasında halkla iç içe görünen, fotoğraf verenler daha da kopuş süreci yaşıyorlar. Bu sefer herkesi yükmüş gibi algılama başlıyor. Yanlarına yaklaşan herkes; çocuğuna, kızına iş isteyecek! Veya eleştiri yapan herkes, karşı partinin insanı-üyesi…

Her şey göstermelik olunca; Hoca Nasrettin’in torunları olan bizler; sevgimizi, saygımızı da göstermelik yapıyoruz. Her şey köprüyü geçene kadar…

Yollar yürümekle aşınmaz, misali yollardan ayrılmayan başkanlar da var. Kadir Başkan da, Ekrem Başkan da; daha önceki dönemde başkanlık yapan doktorumuz da hep halkın içinde gibi görünüyorlar.

İşin aslı öyle değil! Niçin; ayın birkaç günü halk otobüsünü bir halk gibi kullanmazlar? Halkın çektiği eziyete veya yaşadığı huzura; bizzat tanıklık etmek çok mu zor? Neden, haftanın birkaç gecesini sahilde; Mutlu Kent diye açılan soğuk, ıslak, nemli yerde geçirmezler? Tuvaletleri gelince, nereye gideceğim diye; halk gibi kaygı duymayı görmezler?

Belediye Başkanı olunca; otobüse binmek ayıp mı gelir insanlara? Yoksa bizim başkan hafif birisi; biz onu başkan sanıyorduk; mu diyecekler?

Samimiyseniz; ne otobüse binmekten korkarsınız; ne tenis kortlarında maç yapmaktan, ne de Tekirdağ yüzme havuzuna gelip yüzmekten…

Makam araçları, koltuklar gerçekten şaşırtıyor insanı. Bir güç delirmesi gibi bir şey yaşanıyor. Oysa istisnalar hariç; herkes şunu biliyor ki; halkımızın büyük çoğunluğu verdiği oy; partiler için.

Hal böyle olunca; bizim az emek harcayan başkanlarımızın da halktan kopuşu çok hızlı oluyor. Şaşırıyorlar! Vay be; bizler neymişiz; yarı tanrıymışız da haberimiz yokmuş!

Ya sonra? Siz hiç eşekten düşen insan gördünüz mü? Beygirden düşen insanı tüm Türkiye gördü. Ya eşekten düşeni? İşte görevden ayrılan, seçilemeyen veya partisi tarafından önerilmeyenlerin başına gelen bu oluyor.

Genellikle ilk yılı gölgelerde, loş yerlerde geçiriyorlar. Niye? Yüzleşmek istemiyorlar; yarı tanrı kılığından insan kılığına geçtiklerine inanamıyorlar.

İnsanlarımızla, esas sorunlarla, bu şehre gerçek katkıyı verecek projelerle, eleştirilerle yüzleşecek başkana bir türlü rastlayamadık. Bir ara Kadir Bey bu konuda birkaç adım yürümek istese de; hemen alınganlık, küskünlük şarabının kokusunu duydu. Veya ona, koklattılar.

Hâlbuki halkın içinde olmak; bazen en hakiki danışmanının söyleyemeyeceği, öneremeyeceği çözümlerin de yanında, tarafında olmak, anlamına geliyor. Üstelik bedava ve gerçek saygınlık orada demleniyor; halkın içinde…

Sayın Sayınlar; halkla yüzleşmekten korkmayın! Kortejden geçer gibi geçip gitmeyin, Fotoğrafa girme dönemi bitti artık. 21.yüzyılın gençliği, halkının beklentileri değişim; değişim; değişim üzerine.

Mevlana;700 yıl önce tüm zamanlar dahi yeni kalacak bir söz etmedi mi? “Dünle beraber gitti, cancağazım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

Halkın beklentileri o kadar farklı ki! Her insanı yük olarak görmek yerine, insanların yüklerini nasıl hafifletirime kafa yorup, halkın geçtiği patikalardan, bindiği araçlardan, yediği yemeklerden, içtiği çaylardan layıkıyla yararlanmak; belki de insana insanlık yolunda en değerli hazineleri önüne serecek; itibarı, ölümsüzlük ağacına çıkılacak ismi, çıkartacaklar ortaya.

 

 

 

 

Marka Flower Çiçekçi