Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
BELEDİYENİN İŞİ ÇAYCILIK YAPMAK MI?
————————————————————–
Daralan müşteri, yaşanan ekonomik sıkıntılar yüzenden esnafın şaşırmış hali, etrafa ateş püskürmesine neden oluyor.
Esnafımız haksız mı? Katiyen! Önce okullar taşındı merkezin dışına. Sonra, maliye, belediye derken yakın zaman içinde adliye ve valilik… Merkez esnafın hali ne olacak? Dememizin hiçbir faydası yok…
Günün ve gecenin içinde farklı esnaflarda çay içtim. Sohbet ettim. Dönüp dolaşıyor; Süleyman Paşa Belediyesinin Mutlu Kentleri gündeme geliyor. Belediyenin işi çaycılık mı? Diye söyleniyor esnaf…
Söylenmesinin birkaç temel nedeni var. Kiralarını, vergilerini ödeyememek… İnanılmaz bir durum; esnaf çoktan bağırıyor; “Kral Çıplak” diye! Duyan var mı? Hükümetimiz; Feto Belası yüzünden kendi derdine düşmüşken; belediyelerimizin duyarlılığını artırması gereken zamanlardan geçiyoruz.
Mutlukent Projesi çok güzel, değerli bir düşünce. Değerli düşünce dedim de; değersiz olan şey; bu tür hizmetlerinin teşviklerle özel kesimin yapması gerekiyor. Birkaç tane sembolik açarsın. Örnek olacak cinsten…
Baştan örnek gibi görünen Mutlukentlerin en önemli yerleri; çarşı ve sahil; tuvaletsiz, doğru dürüst ısıtmasız ve aynı zamanda rekabetten, hizmeti birinci vazife gibi algılamaktan çok öte…
Esnafın durumunu; grup halinde gezerek; birkaç saniye durup, selam vererek anlayamazsınız! Ağalar, beyler; soylu politikacılar! Derneklere söylenecek bir tek sözüm yok. Esnaftan uzaklaşalı yüzyıllar oldu. Niçin seçildiklerinin bile önemi yok; ezbere geliyorlar, ezbere gidiyorlar…
Çarşı esnafı ciddi zorluklar içinde. Tabela vergisinden tutun da, kuru atık harcına kadar; kiradan, bağ kur, stopoj, katma değere kadar… Böyle bir kalkınma, adalet olur mu? Çok ciddi, sağlam çözümler bulmak için; vaaz vermeyi bırakıp; dünya neyle uğraşıyor, bu tür sorunları nasıl çözüyor; onlara bakıp, çok acil kararlar; uygulamalar yapılmak zorunda.
Süleymanpaşa yönetimi, meclisi; hepsi değerli insanlardan oluşuyor. Değerli olmaları, esnafa yakın olmaları anlamına gelmiyor. Ne hazin bir tablo; aslında herkes günün, çarşının içinde! Ama kimse yüzleşmek istemiyor. Bir tarla, bir ev satar, yoluna devam eder diye teselli oluyorlardır…
YAŞLI ve KURU AĞAÇLAR DİKKATE ALINMALI!
——————————————————————–
Sahilde ki kanalizasyon çalışmaları sırasında, tıpkı şehir içi çınar ağaçlarını kuruttukları gibi; yaşlı bir kavak ağacı ile çam ağacını da kuruttular. Ağaca önem vermeyen, insana da vermediği ortada…
Birileri ekmiş, sulamış, kollamış; belki de 60–70 yıl yaşatmış; diğeri geliyor; hizmet vereceğiz derken onca yıl yaşamış ve daha kim bilir kaç yıl yaşayacak, yeşillik, gölge, görsellik sunup, yol boyundan kalkan tozları hapsedecek iki ağacımız yok şimdi…
Hemen sahilde yaşayan bu iki ağaç; biri çam, diğeri kavak; birbirinden uzaklıkları 100–150 metre civarı. İkisi de kurudu; daha doğrusu cehalet tarafından öldürüldü.
Bugünün teknolojisiyle ağaç yetiştirmek, dikmek çocuk oyuncağı ama niçin yok edelim? Ayrıca bu ağaçlar kurutuldu! Peki, ama niçin ibret bir ölümmüş gibi yerlerinde tutuluyor? Bulundukları alan dolgu sahası! Ağaçların ağırlığı da epey var. Sıkı bir rüzgâr, fırtınada gelen geçen insanların, çocukların üzerine düşmesi, zarar vermesi kaçınılmaz bir gerçek…
Kuru ağaçların devrilerek kaç insanımızın canına zarar geldiğini birçok ulusal haberden biliyoruz. İlah bizim de başımıza geldikten sonra mı o ağaçlar yerinden alınacak? Oysa bu büyük kaybı telafi etmek mümkün; ağaç eken makineler yardımıyla, yerlerine uygun ağaçlar hemen ekilebilinirdi!
Acaba; Büyükşehir Belediyesinin Çevre Koruması ve Daire Başkanlığının bu tür tehlikelerden haberi var mıdır?
Bu kadar önemli yerler; her gün binlerce insanın dolaştığı, can tehlikesinin yanında, görselliğe de hiçbir şey katmayan ağaçları; Park ve Bahçeler Müdürlüklerine ciddi öneriler ve projeler sunarak, tehlike olmaktan çıkartamazlar mı?