TEKİRDAĞ’IN YAMAN HALLERİ–329

Yayınlama: 16.05.2018 14:15
A+
A-

GÜLE GÜLE ZEYNEP ABLA

—————————————–

Çınarların gölgesinde bir ahşap tabut ve içinde bir insan; Zeynep Kürümoğlu; ebedi yaşamın huzuru içinde uyuyor…

Cenap Kürümoğlu’nun sevgili eşi; Zeynep Kürümoğlu; şairlerin hiçbir zaman yeterli olmayan zaman aralığı içinde, halkın değişiyle; “ Daha çok erken!” ve hastalık mücadelesi verenler adına; “ Çok çekti, huzura kavuştu!” inançları, söylemleri ve ona, eşine, oğluna, kızına inanmış, sevip saymış bir sürü insanın tanıklığı içinde; saygın ve erdemli bir uğurlama töreni…

Şehirleri şehir yapan birçok şey vardır. Meydanları, müzeleri, çarşıları, tarihi alanları, tiyatroları, konser salonları, trafik sorununu çözmüş olmaları gibi bir sürü şeyin yanında şehirleri şehir yapan en önemli şey; şehir sevgisi ve insan saygınlıklarıdır.

Bu saygınlığın topluluğu üç gün önceki cenazede; Zeynep Kürümoğlu’na HOŞÇA KAL Zeynep Abla, Hanım diye söyleyecek olanların buluşması; neredeyse tüm şehir insanını temsil eden, her yaştan, her meslekten ve daha da fazla siyasetçinin, çoğu zaman bir araya gelmeyeceği, gelmek istemeyeceği nice insanı buluşturan bir tek insan vardı;

ZEYNEP KÜRÜMOĞLU…

Bizim, Zeynep Ablamız… Cenap Kürümoğlu, bir sevdanın, birlikteliğin en olgun zamanında insan bitkinliği, değerli hüznüyle hırpalanıyor ve hırpalanmıştı. Bu işin doğasında var; sevileni hoşça kal, güle güle derken bile; ebedi buluşma saatine biraz geç ulaşacağımızın hüznü kaplar her yanı…

Tekirdağ’ın Yeni Mezarlığı, toprak kokusundan öte, kuş cıvıltılarıyla şenleniyordu. Hâlbuki ölümün ardından giden insanlarda geriye kalan yaşam kırıntılarını nasıl değerlendiririz diye düşünmek yerine; ölüme dair korku ve tabuları ve bildik sözleri, sözcükleri söyleyerek kurtulma ve uzaklaşma yaşanıyor.

Oysa insanı, yaşamı en güzel ölüm anlatır… Hele hele hastalıkla yaşayanlar, daha yaşarken sağlık sorunlarıyla savaşanların en kıymetlisidir ölüm! Abidin Dino da böyle insanlardan, şair ve ressamlardan birisidir.

Hastalığından çok çekmiştir. Kanserin bitmeyen çilesi ölüme birkaç saat kala bir not düşer beyaz kâğıda; “ Ölüm mü? Ne büyük buluş…”

Cemal Süreya da hastalandığında, sağlığını kaybettikten sonra ölümle yaşam arasında bir uzlaşma veya şiire, kalıcılığına armağan bir ve birkaç dize bırakır geriye; Her ölümün erken olduğunu anlatan birkaç dize…

Bilmelisiniz ki, saygın, erdemli yaşayan her insanın kaybı nöbet bekleyen anıları, hatıraları harekete geçirir. O insana dair güzel olan ne varsa; en öne çıkar ve şafağın kuşları, baharın çiçekleri gibi tazelik sunmaya başlarlar…

Büyük Alman şair, filozof Goethe; ölüm ile yaşam arasında ki kasveti kaldırır. Her ikisinin de bir çağlayanda görünen gökkuşağı renklerine benzediğini, bu renklerin yansımalarıdır yaşam ve ölüm; der…

Güle güle; Zeynep Abla; huzurla, hoşlukla…

Son sözü yine büyük Alman şair, yazar Goethe’ye bırakmalı;

“ Bir ölüm; Bir kanat darbesi

 Ve  

Ardımızda ebediyet…”

 

Marka Flower Çiçekçi