TEKİRDAĞ’IN YAMAN HALLERİ–330

Yayınlama: 17.05.2018 15:16
A+
A-

TARİHİ BEŞ EVLER, SANAT ve SANATÇI ŞÖLENİ YAŞATIYOR

————————————————————————————-

Acıkmışız; sanatın ve sanatçının halkla, bizlerle birlikte olmalarına, sohbet etmelerine…

13 Mayıs 2018 Pazar gününe; yani Anneler Gününe denk gelen imza ve söyleyişinin konukları; Yazar Ramis Çınar ve Yazar Mine Engin Tekay oldular.

Ramis Çınarı ikinci dinleyişim. Yazarlığın yolunda beşinci eseri; Kanadı Kırık Kelebekleri yayınladı. Her geçen gün daha da yazarlığın yazgısıyla yoğruluyor…

Mine Engin Tekay’ın iki eseri; Sardunya Kokan Kadınlar ve Kadınım Katilimi Sevmişim; ülkemizde kadının yaşadığı insanlık trajedisine, görmezliğine, körleşmesine dikkat çekmekteler.

Tarihi Beş Evler bahçesinde, yine tanıdık insan yüzleri; sanata, sanatçıya dair bir arada olmak, birkaç yeni şey daha öğrenmek adına, koşulsuz ve mazeretsiz gelmişler.

Masada iki yazar; Ramis Çınar ve Mine Engin Tekay. Bir de bir çiçek saksısı; içinde sardunya var… Çiçeğin hemen yanında; Mine Engin Tekay’ın dedesi ve ninesinin 1940’lı yılarda çektirdikleri bir resim duruyor.

Edebiyatın, insana, sosyolojiye, insan psikolojisine yansıyan tarafı çok önemli! Günlük hayatta çabucak eskiyen, sesleri, kokuları, şekilleri duyulmaz, görülmez olanı, yeryüzüne, su yüzüne çıkartmak; edebiyatın, felsefenin; Kısacası sanatçının işi…

Sanatçılarla yapılan söyleyişlilerin en demli tarafları, onların gözlemlerinden, yaşam imbiklerinden süzülen o damıtılmış değerlerdir. Onların toplayıcılığı, birikimi, ilahi bir mayalanma süreciyle, edebi bir esere dönüşür.

Mine Engin Tekay, ülkemizde ve dünyada en önemli sorunlardan birisine adanmış bir iradeyle; Kadına uygulanan şiddete, ölümcüllüğe, mobbinge dikkat çekiyor. Ramis Çınar, filozofça yaklaşımlarla; toplumun çeşitli katmanlarında var olup, tanıklık yaptıklarını büyük bir özenle; edebi, sosyoloji marifetiyle yorumluyor.

Ramis Çınar’ın kadına yapılan saldırılara karşı söylemi oldukça evrensel bir mana taşıyor. Adalet; bu konuda adalet duygularının eşitliğinin oturmamış olması, güçlünün; yani erkek tarafının daima güçsüzü, zayıfı ezmesi olarak gündeme taşırken; aynı zamanda, güçlü tarafının yer değiştirebileceğini; bunun kadın tarafına da geçebileceğini ince bir ayrımla en hakiki anlayış ve algıyla; ADALET anlayışıyla anlatmak istiyor…

Onlarca, yüzlerce, binlerce kadın cinayeti… Aslında buna; çocuk, işçi cinayetleri de eklemek yanlış olmaz… Ortaya çıkan, gerekli olan şey; ADALET… Kesintiye uğramamış, eğilip bükülmemiş olan soylu güç…

TEKİRDAĞ YALI HAMAMI YOK HÜKMÜNDE!

—————————————————————-

Kentlilik bilincimiz oturmadı bir türlü! Birkaç taş yapıdan öte taş ve ahşap kültürümüz gözlerimizin önünde yok oldu; kalan birkaç tanesi de yok olmaya doğru yaklaşıyor.

Bunlardan birisi; Tekirdağ’ın Çiftlikönü Mahallesinde bulunan Yalı Hamamıdır. Sadece bizim anılarımız yok bu hamamda! Şehir insanın ve bu şehre gelen ülke insanının da anıları, sevgisel hatıraları dolu…

Görünen o ki; bu tarihi hamam; yok hükmünde! Yok sayılıyor… Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun duyarsızlığını anlatmama gerek bile yok! Hamamın kapatılmasının üzerinden yıllar geçtiği halde; kapıları kilitlenmiş; hatta terk edilmiş vaziyette öylesine duruyor.

Bu hamam; taş mekânımızın işlevi, şehre katacağı değer düşünüldüğünde her şehrin olması gereken taş çarşıları-bedestenleri, hamamları, müzeleri; şehrin olmazsa olmazları arasındadır.

Peki, ama bu hamam niçin yok hükmünde? Niye korunmuyor? Onarılmıyor? Sadece Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Kuruluna teslim olmak, onların duyarsızlıklarına göz yummak insani mi? Şehir sevgisi, bilinci böyle bir şey mi? Kabul etmiyorum! Asla…

Şehrin Belediyesi, Belediyelerin Kültür İşlerine, mekânlarına bakan bir sürü görevli var. Bir de şehrin bilinçli kesimi; yani kendilerine AYDIN diyen insanları. Hani, burunlarından kıl aldırmayı bırak; gölgelerini bile halktan sakınan insanlar!

Bütün bu insanlar; şehir halkı, sevdalıları nerede?

 

 

 

 

 

 

Marka Flower Çiçekçi