Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
SÜLEYMANPAŞA BELEDİYESİ HALKIN
SAĞLIĞINI HİÇE SAYIYOR
——————————————————————-
Hemen her konuda öncü olmaya çıkmış, her fikri uygar memleket seviyesine eşit yapmaya kalkışan Eşkinat’ın Belediyecilik felsefesi bazı yerlerde çelişkilerle dolu.
Bunlardan birisi de, belediyeye ait sokak, kaldırımların onarılmasına fazlasıyla yaşanıyor. Basının, halkın gündeme taşıdığı konulara çok kısa zamanda dönmesi gerekirken, yıllardır köşemizden, halkın adına seslenişlerimize geri bildirim diye bir demokrasi anlayışını göremedik…
Bir önemli hadise; halkın yeterince karbon gazlarını soluduğu, Ergene’nin korkunç kirlerinin, kokularının binlerce insana tesir eden hastalıkları ortada duruyor. Bölgemizin insanının kanserle mücadelesi biliniyorken; Eşkinat’ın yol yapıp ekipleri veya bu işi verdikleri aracı kurumlar; yol onarımında taş tozu kullanıyor.
Yol yapımı ve yol yapıldıktan sonra geriye kalan taş tozlarının havaya uçuşması, mahalle sakinlerini canından bezdirse de, akciğer hastalıkları için tehlike oluştursa da, belediyemizin derdinin merkezinde insan olup olmadığının şüphesi içindeyim; halen…
Evliya Çelebi Caddesi ve orada yaşayan insanların büyük tepkileri, basına kadar yansıyan mahallelerine, şehirlerine ve sağlıklarına sahip çıkma girişmeleri; belediyemiz; Süleylmanpaşa Belediyesi tarafından dikkate alınıyor mu?
Alınmadığı; taş tozlarının istilacı orduları gibi insanların evlerine, bahçelerine ve akciğerlerine karargâh kurmalarından belli. Nasıl olsa bu ülke insanına konforlu yaşamak, uygar memleketlerde ki gibi; önemsenerek, ciddiye alınarak, huzurla, sağlıkla yaşamak; lüks sayılıyor.
Ekrem Eşkinat’ın insan merkezli yapmaya çalıştığı eylemleri, hizmet işleri takdire layık olanları nasıl paylaşıp, halkımızla birlikte duygulanıyorsam; bu konularda ki soylu duyarsızlığı veya ekiplerinin yetmezliği ciddi şekilde tartışılmalı…
AKLIN ERİŞEMEDİĞİ TOZ TANELERİ
————————————————
Aklımızın karşılığı olan en belirgin olan yerler yaşadığımız şehirlerdir. Mahalleler, caddeler ve sokaklar…
İstediğimiz kadar çağdaşlıktan, uygarlıklardan veya büyük laflardan söz edelim; yaşadığımız yerlerde ki görüntüler, yapılar, parklar, yaşamın diğer kıyıcıklarına ayırdığımız imkânlar, bizlerin akıl olarak nereye geldiğimizin en samimi ve gerçek göstergeleridir.
Tekirdağ’ın bitmeyen alt yapıları bitiyor ama hiç bitmeyecek gibi görünen üst yapı ayrıcalıkları, insan aklının, şehir plancılığından, yerleşim mühendisliğinden ne kadar çok uzak olduğumuzun en belirgin şekliyle karşı karşıyayız…
Muratlı Caddesinden aşağıya, Hükümet Caddesine doğru ilerliyorum. Bir esnaf, dükkânını erken açmış. Hemen yanındakiler kapalı. Dükkânını erken açan esnaf, elinde fırçası olanca hareketliliğiyle dükkânının önünü; kaldırımı temizliyor.
Güya temizliyor! Toz-duman iç içe… Soluduğu tozun, haddi hesabı yok. Öyle bir telaşlı ki; kendi bölgesinde ki tozu, çöpü bir güzel toplayıp yola attı. Yetmedi; yoldaki toz birikintilerini de, kendi dükkânının on metre ötesine kadar; diğer dükkânların önüne gelecek şekilde bırakıp gitti.
Çalışkan esnafımız, dükkânının önünü temizledim, tozdan, pislikten kurtuldum inancıyla dükkânına çekildi.
Bu hale; güler misiniz; ağlar mısınız? Sizi bilmem ama tozlar gülüyordu. Çünkü tozlara, sıradan; yani bizlerin aklı erişemez. Onlar yaşamın kaynağıdır. Ancak, onları ilim insanları; bilim dünyası anlar!
Bizim esnaf, aklınca; o BÜYÜK kurnaz aklıyla tozlardan kurtulduğunu, hatta yola atıp, çok uzak kaldığını sandı. Tozların büyük kısmı; üzerine; saçlarına, elbiselerine, ciğerlerine yapıştı bile…
Aklın, aklımızın medeniyetlerden uzak oluşunu, şehirlerimizden, yaşam alanlarımızdan bir de etrafımızı nasıl temizlediğimizden de anlamak mümkün; oldukça mümkün…