Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
ZABITALAR KÖR DÖVÜŞÜ YAPIYOR
—————————————————
Tekirdağ’ın zabıtaları bir türlü hak ettikleri saygın yere gelmedi; getirilmedi! Bu işte en büyük kusur, Tekirdağ Belediyelerinde söz sahibi, yetkili olan yöneticilerdedir. Güya şehre hizmet vermek amaçlı gelen, bu şehri çok seven yöneticiler…
Zabıtalarımızın kör dövüşünü anlamak istiyorsanız Köprü Başı Mevkiine bir gelin derim. Buradaki zabıtaların bir bölümünün görevi; sıkışan araç trafiğini yönetmek! Gülme ile acı bir tebessüm arası gidip gelmeniz mümkün!
Araç trafiğini yönetecek zabıtalar, üçer, beşer; gruplar halinde. Birbiriyle konuşmaktan, yetkilerini karıştırmaktan öteye geçemiyorlar. Birisi geçin derken, diğeri; DURUN diyor.
Araç karmaşası, inanılmaz bir şekilde kendi çabalarıyla işin içinde çıkıyorlar. Sonunda zabıtalar da pes ediyor; kendi hallerine, araç şoförleriyle konuşuyorlar.
İyi bir trafik eğitimi almayan zabıtanın orada işi ne? Üstelik gruplar halinde. Trafik uygulamaları; kesinlik, kararlılık ister. Bir insan, binlerce aracı idare eder. Bunu birçok yerde trafik polislerinin uygulamalarında görmek mümkündür.
Sahilde ki zabıtalarımıza gelince; güya yetkileri, elbiseleri var! Orada ki kuralsızlığı denetleyecekler! Zabıta kovalıyor, seyyar kaçıyor. Yakalarsa; her seyyar esnafın arayacağı bir tanıdık oluyor.
Alo; alooo; “ Abim, beni filanca zabıta yakaladı; bırakmıyor.” Zabıta; bizim zabıtamız; eli, ayağı bağlanıyor. Aranmaları bir türlü bitmiyor. Onlarda görev yapmaktan çok, görev yerlerinde çay sohbetleri yapıyorlar. Üstelik kimselere zararları dokunmuyor; bütün gün, canları sıkıla sıkıla…
Oysa göreve gelen her insan, hareketlilik ister. İşe yaramak, yorulmak; işini, kazancını hak etmek… Siyasetin, siyasetçinin gölgesi zabıtanın da, polisinde üzerinden eksik olmazsa; görevin hakkı verilir mi?
Sahil boyunca, bisikletlilere ve yayalara ayrılan yollarda bir tek zabıta göremiyoruz. İnsanların güvenliği, morali, huzuru için her an içlerinde olmak varken; zabıtamın eli kolu bağlı, kör dövüşü yapıp duruyor…
ALTYAPI TAMAM ÜSTYAPI EH!
———————————————
İki yıl oldu altyapı cebelleşmesi ve uygar bir kentin kavuşması gereken bir hizmet kurulumu yaşandı. Bilenden çok bilmeyenler, zahmet çekenden çok çekmeyenler konuştu. Burada, belediyenin; belediyelerimizin aziz acemiliğini de gözden kaçıracak değilim.
Kentlilik bilinci, halkına; insana karşı sorumluluk duygusu, deneyi, tecrübe ve akla uygun olduğu zaman her türlü değişimi, gelişmeyi yapabilirsiniz.
Ne hazindir ki Tekirdağ’ın hizmete dönük bütün çalışmalarında bir taraf yapılırken, diğer taraf ya yarım bırakılıyor, ya da hiç dokunulmuyor.
Örnek mi? Su patlağı-kaçağı için belediyeden yardım isteyen halkımızdan herhangi birisi; çok kısa zamanda hizmet alabiliyor. Yolu; sokağı kazılıyor, patlak veya kaça gideriliyor. Birkaç metre karelik alan kazılıyor, işlem yapılıyor ve tekrar gömülüyor. Ama bir önemli eksikle; yolun, sokağın taşları bir kenarda bırakılıyor. Ne zamana kadar? Sanki sonsuza kadar…
Öyle sokaklar gördüm ki; sokağı üç yıl önce kazıldı; sorun giderildi; taşları halen sağda, solda bekliyor. Hatta yanaşan araçlara takoz görevi yapan taşlar, park yerini işaretleyenlerin kullanıldığı taşlara dönüşüyor.
Ya kaldırımlar? Sanki bir defa yapılan bir şeyin hiç bozulmayacakmış gibi veya bakımı yapılmaz gibi; unutuluyor. Muratlı Caddesi; ağaçları, kaldırımlarıyla birlikte unutulanlardan! Oysa Âdem Başkan buraya ne çok önem verip; burada ne çok hatalar yapılmış ve halen bu hatalara devam edilmesi gibi…
Vali Konağı Caddesi; olmayan kaldırımlarıyla ünlüdür. Yapılmayan, onarılmayan, kırık taşları, eskiden kalan insanların düşmesine yarayan saplamalarıyla ünlüdür. Bu caddenin Rakoczi Müzesinin hemen yakınlarında kaldırım iyice biter. Bazı yerlerde ise bir metre kadar; ona da araçlar park yapıyor.
Halk ısrarla soruyor; Trafik Zabıta nerede? Altyapı bu kadar zahmetliyken, üstyapı çok daha kolayken; bu belediyenin yol, cadde, kaldırımlarına bakan ekipleri yok mu? Diye bir sürü soru işareti…