TEKİRDAĞ’IN YAMAN HALLERİ–369

Yayınlama: 01.08.2018 14:13
A+
A-

HOŞ KÖY, HORA FENERİ; MAHZUN…

————————————————

 

Ne çok yol denedik; denetim, şehrimizin sınırları, Kıyı Emniyet Müdürlüğünün envanterinde, şairlerin, yazarların rüyalarında olan bu değerli feneri kurtarmak için; neler yapmadık ki?

 

Nasıl ki davulun sesi uzaktan kulağa iyi geliyorsa; şehrimizin soylu insanları; insancıkları da; yaptıklarımı, yazdıklarımı, tıpkı davulun sesi gibi uzaktan izlemeyi borç biliyor; bildiler. Kutluyorum sizleri! Başka diyecek bir laf bulamıyorum…

 

Tarihe sırtını dönen insan; piknik yapmaya gittiği yerlere de kıçını döner. Öyle de yapıyoruz; bitmez denen denizi, ormanları bitirip, yaralıyoruz… Tıpkı, Hoş Köy Hora Fenerinin hüznü, kanayan yaraları gibi…

 

Sözünü ettiğim fener, çağlar ötesinde, mitolojiye ait, masallara sığınmış bir fener değil. Ama her an masal olabilir. Kapısı, bacası çoktan kırılıp, bekçileri de yok artık. İncir ağaçları, çamlar ve yüksek bir tepenin rüzgârı, tüm zamanlara ait ruhların eşliğinde, insanlığa ve bizim insanımıza belki de gülüyorlar; ne kadar çok bencil olduğumuza, yanıbaşımızda bir tarih, güzellik, mimari, öykü; turizme kazandırılamayıp, gittiğimiz Avrupa ülkelerini anlatmaya yetiştiremediğimiz halkımıza…

 

 

Hoşköy ile Mürefte, Şarköy arasında bulunan tepeden bakıyor dünyaya ve denizimize. Puslu havalarda, en yüksek fırtınalarda dahi ışıklarını yakmaya üşenmemiş, sirenlerini yol ve iz için; can ve cananlar adına gök kubbeye, yere, denize ulaştırmış bir cankurtaran vazifesi görmüş Hora Feneri; mahzun bir bekleyiş içerisinde…

 

Tıpkı; Şehrimizin kültürünü, turizmini yüceltecek Kültür ve Turizm Müdürlüğünün ellerinin kollarının ve ağzının bağlı oluşu, bütün bu yazılanları, çabaları, fenerin haykırışını duymuyor, bilmiyor, bilse de bir şey yapamıyor oluşu gibi; hepimiz, tüm şehir halkı, kurum ve kuruluşlar, yöneten ve yönetilenler; mahzun bir bekleyiş içindeyiz…

 

Öncelik, mantık olmayınca, öncelik koltuk, rahat olunca, yakalanan geçici zavallı huzurların kalıcılığı, istikrarı, alınteri, sevabı hiçbir zaman görülmedi; tarihe bakın; yeterli…

TEKİRDAĞ İNSANINA, HALK PLAJI –PLAJLARI

LÜKS MÜDÜR?

————————————————————–

 

Denizi nerede görsek, moloz yığınlarıyla doldurmaya bayılıyoruz. Tıpkı nerede bir ağaç görsek; kesmeyi, yok etmeyi, piknik yaptığımız, çocuklarımızla gidip eğlendiğimiz yerleri kirletme alışkanlıklarımız gibi…

 

Bu kadar uzun deniz kıyısı olup da, denize bu kadar uzak başka bir şehir var mıdır bu dünyada acaba? Denizin kumundan, suyundan, balığından, deniz ulaşımından faydalanamayan şehrin insanı; denize de, şehrinin hemen yakınlarında ki halk plajlarına da muhtaç…

 

Yelken Kulüp ile Deniz İşletmeleri Feribot Limanı arasında kalan bir alan; halk plajı olmak için şehrin hemen kıyıcığında yıllardır bekleyip duruyor. En az 500 metre uzunluğunda; yüzlerce, binlerce insanımıza, yaz aylarında bir serinlik, dinlence, nefes alma şansı verecek çok önemli bir yer; şehir insanımıza kazandırılamaz mı?

 

Antalya’da, Kaş’ta, Alanya’da, Kemer’de, Kuşadası, Alaçatı, Çanakkale daha birçok yerde, insanlar yürüyerek, halk-şehir plajlarına gidiyorlar. Hem masraftan kaçınıp, hem de uzağa gitmeye üşenen insanlar için, denizle, güneşle, dinlenceyle buluşma adına çok ciddiye alınacak oldukça verimli projeler…

 

Bu alanda, insanların gelip, denize gireceği düzenlemeler pekâlâ yapılabilinir. Tuvaletleri, duşları ve temizlenecek sahil kenarıyla, halka, halk adına şehrin hemen dibinde çok önemli bir dinlence, eğlence ve denizimizden faydalanma imkânı yaratmamız mümkün…

 

Bu tür yatırımların kolaylığı, pahalı olmayışı bir yana; tam da insan merkezli, şehir insanımıza oldukça moral verecek, tam da gerekli olan bir dünya zamanında; insanlarımız gergin, hapa, hastaneye gidip gelme alışkanlıkları içinde çıkmazı, çıkar hale getirmeye çalışırken; ilaç gibi gelecek olan bir yatırım; insana olan uzun vadeli ama çok karlı bir politika…

Marka Flower Çiçekçi