Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
NEW YORK NİRE? TEKİRDAĞ NİRE?
——————————————-
Birinin geçmişi 400 yüzyıl öteye uzanıyor; Diğerinin; Yani Tekirdağ’ın ise yüzlerce, binlerce yıl öteye…
New York’in yüzü Atlantik Okyanusuna, Tekirdağ’ın ise Marmara Denizine bakıyor. Birinin hikâyeleri o kadar yeni ki; diğerinin ise; Büyük İskender’den tutun da, Homeros Destanına, Bizans, Osmanlı zamanlarına kadar uzanıyor.
New York, akılları durduracak kadar gerçekçi, sabaha kadar yaşamın ışıltısı, sesleri olan bir şehirken, Tekirdağ; gün batarken, gecenin sessizliğine, karanlığına bürünün, kavuşan bir şehir. Diğerinde ki turist sayısı; 80 milyondan söz edilirken; Tekirdağ’ın turizmi yok denecek kadar; YOK…
NewYork’un turizmi için, sivil otoritelerden tutun da, kültür dünyasına kadar herkes pay, emek sahibi…
Şehrimizin turizminin olmayışı; ne şehir insanımızı ilgilendiriyor; ne de esnafı; esnaf derneklerini. Kültür ve Turizm Müdürlüğünü ise hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Sahilde ki Turizm Danışma; sanki yalnızlık kaderiymiş gibi; insansız ve sessiz, kıpırtısız…
Oysa yapılan yatırımların istikrarı her zaman sürülen, ekilen tarlanın meyvesi, ürünü gibi karşılığını alır. Bütün iş; samimiyette, planlamalarda ve istikrarda…
Başkan Recep Tayyip Erdoğan ne kadar çok dile getirse; Kabuğunuzu kırın, odalarınızda oturmayın, halkın içine karışın, dese de; bizim bürokrasimiz, sivil dünyamız; üzümlerin yaptığını yapıyoruz; birbirimize bakarak kararıyoruz.
Tekirdağ’ın turizmine büyük katkı verecek projelerden birkaç tanesi; gemi ve tren yolları olduğu halde; sanki ölü bir fikirmiş gibi; tık yok…
Turizm deyince sadece dış turist algılamayın! İstanbul, İzmir, Antalya arasında istikrarlı, planlı deniz yolları taşımacılığı şehrimize de uğrasa; çok şeyler değişir… Tren istasyonlarından, gemi limanlarından önce; şehrin uğranılacak bir yer olması!
Bütün mesele bu… New York şehri, milyonlarca insanı kendisine çekiyor. Gece, gündüz yaşayan bir şehir olmasının karşılığını alıyor. Acaba, New York’un aldığının binde birini Tekirdağ alsa; ne olur? 100 bin turist; burada ki kuraklığı, çölü, ağır ağır değişime zorlar…
Hayvanlar âleminde bile, her daim hareket var. Değişim var… Hayvanlar, yakın akraba evliliği yapmasınlar diye, sürekli başka bölgelerde yaşam alanları oluşturuyorlar. Niçin? Nesilleri daha sağlıklı olsun diye? Turizmi olmayan bir şehrin; yaşam alanı da olmuyor.
Bizim insanımız için; sahilde bir kuru simit, birkaç çay; günü kurtaran sosyallikmiş gibi kabul edilmiş; ETTİRİLMİŞ…
Bu bir yazgı değil; değişmek isteyen, değişime hazırlanan TÜRKİYE ile birlikte, bu şehrin de yazgısı değişebilir.
Bir defa; yukarıda kıpırtı olsa; aşağıdakilerde yok. Sırf bu yüzden; Ankara; sıkça sesleniyor diğer şehirlere; halkı önemseyin! Halkı fark edin! Değişin, değişime hazırlanın! Çalışın! Fikir üretip, uygulayın…
Washington’a giden bir turist etkisi altında kaldığı tren istasyonunu anlatıyor. Sadece bir istasyon bile, turizmi tetikliyor, başlatıyor;
“ Bu istasyon 1908 de halka açılmış. Beyaz mermer yerleri, tonozlu tavanları, bronz parmaklıkları ve maun ağacından kaplamalarıyla, hem çok zarif, hem de görkemli. Olağanüstü mimarisi yüzünden devlet törenleri Beyaz Saray yerine burada yapılmış.”
Tekirdağ; sahip çıkılacak kadar değerli; fırsatı bulunup kaçılacak ahlaklığa düşmeyin. Coğrafyasına, doğasına, tarihine bir bakın ve inanın bu şehre, inancınızı da sımsıkı sarılarak gösterin…
Tekirdağ’ın yeni yapılan otogarının böyle bir salonu olsa; bu şehre lüks mü olur? Her gelenin hatırında kalıp, bir daha gelmek isteyeceği, görkemli, zarif, tonozlu tavanları, maun ağacından kaplamaları olan salonlar…