Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN SUSKUN
BÜYÜK PROJELERİ
——————————————
Eski Tekirdağ; yani bugünün Süleymanpaşa Merkezinin olduğu yerler trafik işkencesi, yanlış, plansız beton yığınları yüzünden yaşanmaz hale geldi. Gürültü, hava akımı olmayan sokak ve caddeler; darmdağınık esnaflar ve bitmek, bitirilmek üzere olan bir çarşı; herkez kendi yangınını söndürmekle veya yangınında yanmakla meşgul…
Yeni Tekirdağ tam olarak nereden doğacak, yükselecek belli değil! Büyükşehir Belediyesinin yeni binasını, yeni hastanenin yapılacak olan yerlerinden mi? şehre yüksekten bakıp, kuzey rüzgârıyla, planlı, bahçeli evlerde huzurlu bir şehrin yükselişine mi tanıklık edeceğiz; yoksa orada da, siteler içinde kaybolmuş, çarşısı, gezinti alanları olmayan bir Hürriyet Mahallesi örneğine mi şahit olacağız?
Büyükşehirin büyük ümitlerle yapmakta olduğu yeni hizmet binası ne oldu? Bu yılın Ağustos ayı içerisinde bitmesi planlanan hizmet binası; suskunluğun kaderine mi terk edildi? Büyküşehirin Büyük projesi olacak bu binanın çevresinde ki büyük şehir parkı; niçin sahipsiz?
Bu alan Büyükşehrin büyük projelerinden birisidir. Şimdi, park olacağına, düzenleneceğine dair hiçbir iz, belirti yok. Burası ekiliyor, biçiliyor. Büyükşehir burasını kiraya mı veriyor? Ekilen, biçilen bu yerlerden icar parası alınıyor mu? Yoksa bir kamu zararı yaşanmasına göz mü yumuluyor?
Eski kent alanımızın eski durumuna kavuşmasını Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak kadar isteyenlerdenim. Turizmin kıpırtıları oluşacaksa, buralardan oluşacak! Ama ne zaman? Merdivenleri, çeşmeleri, tarihi binaları kurtarılmamış şehrin turizmi; iç veya dış turizmi; yeşerir, canlı kalır mı?
Şehir insanı; yani bizim insanımız, özellikle zanaatkâr olanlar o kadar güzel, değerli düşünceler üretiyorlar ki, bu insanların düşüncelerinin hayata geçirilmemesi büyük üzüntü duymama neden oluyor.
Bunlardan bir tanesine daha tanıklık ettim. Yapılması gereken büyük kent parkıyla ilgili! Bu alanın çalışmalarına şimdiden başlanması gerekirken, içinde tarlaların olması, sanki sahibi Büyükşehir değil de başkalarıymış gibi davranılması, insanımızı; özellikle duyarlı olanları üzüyor.
Bu parkın yakınından geçecek büyük yollar üzerinde bulunan bir sürü; yüzlerce yaşlı ceviz, dut ağaçlarının sökülüp, düzenlenecek bu parka ekilmesini konuşuyor bu işe gönül vermiş zanaatkâr insanlar.
Bu fikri bana da söylediklerinde doğruluğu, gerekliliği açısından büyük heyecan duydum. Onca ağaç; çoğu, seksen, yüz yaşında. Kolay yetişmeyecek olanlardan. Böyle büyük projelere böyle güzel ağaçlar yakışmaz mı?
Bir başka fikir; en az bu ağaçlar kadar önemli. Şehrimizde bulunan, kullanılmayan, artık yok olma aşamasına gelen tarihi çeşmelerimiz için! Bu çeşmelerin bir kısmı sökülüp, oluşacak bu şehir parkına; bu değerli projeye katkı verecek aşamaya getirilse; kitabeleri Türkçeleştirip, broşürleri, eski yerleri, yaptıranlarıyla birlikte; parkta dolaşacak, eğlenecek halkımıza, çocuklarımıza, kurnalarından akacak sularla şifa dağıtsalar; fena mı olur?
Bizim halkımız; şeytanı bile şaşırtacak kadar değerli işler yapar. Bir bakmışsın; tembelliğin, kurnazlığın bin çeşidini bulmuş! Ümit kesilmiş, yaşam savaşanı kaybetmiş sanırsın! Bir bakmışsın; bir başka halde; yaşam için, çölü yaşanır hale getirecek çözüm yolları buluyor…
Başka hangi ülkede bu kadar dinamik, düş gücü olan insan topluluğu var. İnsanımızı coşturacak, ilgisin çekecek projeler ortaya koymamız; onları evlere, dizilere, kahvehanelere hapis olmaktan da kurtaracaktır.
Burada iki güzel, değerli projeden söz ettim. Her ikisi de bizim şehrimizin insanına, insanlarına ait; takdir bu büyük projeleri uygulayacak Büyükşehir idarecilerinde…