TEKİRDAĞ’IN YAMAN HALLERİ–461

Yayınlama: 06.02.2019 10:37
A+
A-

İKİ KIRMIZI MUM

—————————-

 

Evde yalnız olduğum bir saat; akşam saati ve yemek vakti… Yılbaşından kalan bir şişe arpa suyum var. Hemen kolları sıvadım. En iyi bildiğim şeylerden, laf aramıza biraz zararlı olandan; patates kızarttım. Üç tane köfte, üç tane de biberi yağda kızartıp bir borani hazırladım. Yanlarına yeşilliği bol olan bir salata…

 

Masanın patronu kırmızı mumlar oldu. Müzik yok! İki kırmızı mum loşluğu içinde mekân ve insan buluşması…

 

Sanki mekânda ilk kez oluyormuş hissiyatı içinde; insanın insana; kendine ne kadar çok ihtiyacı olduğunu bilerek; yudumladım yiyeceklerimi ve içeceğimi…

 

Hiçbir gam, keder ve nefreti taşımadan var oluşu, varlığı hissetmek; ne büyük bir kutsallık… Abartıların, şamataların peşinde koşan nice insanın, daha da yalnız olduğunu düşününce, zaman zaman, kendi kendimize yetmeyi, yetinmeyi kanıtlama adına; baş başa geçireceğimiz kendi ruhumuzun bize ne büyük şükran sunduğunu görmenizi isterim…

 

Hep korkarız yalnızlıktan. Oysa kendi kendimizle kalmaktan korktuğumuz aşikârdır. Girmemişse insan edebi, felsefi, sosyal ve sanat dünyasının içine; hep vurdumduymazlıkla saldırdıysa etrafa; vermekten çok hep almanın, çalmanın, taklit etmenin peşinde koşmuşsa; korkutur bizi; kendi kendimizle baş başa kalmak…

 

BİZ NE ZAMAN KENTLİ OLACAĞIZ?

————————————————

 

Hükümet Caddesinde yaya geçidi kenarında bekliyoruz. Araçlar bizi fark edip durunca, karşı kaldırımdan da yetmiş yaşlarında bir adam bizim yöne yürüyor. Yürümekle kalsa iyi; yaya geçidi önünde duran araçların onun için durduğunu düşündüğü için; “ Allah razı olsun sizden! Allah razı olsun sizden; sağ olun var olun!” diyerek; hatta nakarat gibi söyleyerek geçti gitti.

 

Eğer caddemiz daha geniş olsaydı; Kayseri, Ankara, Erzurum Caddeleri gibi; kim bilir daha ne dualar, teşekkürler edecekti.

 

İlk bakışta ne iyi adamcağız demek geliyor içimizden. Ne çok iyiliksever bir insan! Oysa geçtiği yer; yaya geçidi. Yani tamamıyla yayalara özgü yapılmış, kanunlarla desteklenmiş bir medeniyet geçidi…

 

Araçlarında durması gerekiyor ama halen alışamamış nice şoför; hatta şoför olduğunu sanan bir sürü direksiyon efendisi; durunca geçen yayanın gözünün içine bakanlar bile var; “bize teşekkür etsin” diye…

 

Al birini vur diğerine, demek gelse de içimden; demeyeceğim. Her daim ezikliği, korkuyu, yalnızlığı içinde taşıyan bir topluluğun, kent bilincinin yeşermesi mümkün değil…

 

Sadece, kendimize özgü duygusallık, bize gösterilen bir itibarda, aklımıza ne kadar dua geliyorsa hemencecik sunuyoruz. Kahramanı da anında yaratıp, yok etme kabiliyeti olan topluluğun insanlarıyız…

 

Bir anda; siyan da, beyaz da olabilir; karşılaştığımız kişi. Oysa kentlilik bilinci; herkesin ortak yaşadığı yerlerde ki kurallara, yasalara uymakla başlar. Bunlar yoksa eşref ve eşek saatini beklersek; yanmışız biz…

Marka Flower Çiçekçi