Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
[responsivevoice_button voice=”Turkish Female” buttontext=”Oku”]
Şu can sıkıcı sorular olmasaydı, şehirleri yönetmek, o tatlı ve baş döndürücü koltuklarda oturmak ne hoş olurdu…
Bunca suskun insanımıza rağmen bereket versin; soru soranlar da var. Sanırım her daim olacakta… Tekirdağ insanı ısrarla soruyor; Hükümet Caddesi tıpkı Muratlı Caddesi gibi saygınlık caddesi olacak, şehir insanımızın kaderini değiştirecekti! Ne oldu? Hükümet Caddesi ve Muratlı Caddesi, şehir merkezinde bulunan diğer caddeler; çölleşmeye doğru hızla ilerlemedi mi? Bunun cevabını ve siyasi, sosyal ve ekonomik sorumluluğunu kim üstlenecek?
Ergene nehrinin çürümüşlüğünü, kokularını, insanlarımızı geri dönülmez dertlere taşıyan o korkunç belayı çözüme kavuşturacağız diye söz veren yöneticilerimiz; neredeler diye soruyor vatandaşımız? Daha kaç insan ölecek, bunca dayanılmaz acılar, sakatlıklar, belirli kişiler para kazanacak diye daha kaç kurban vereceğiz, diye soran halkımız cevap alamıyor…
Hükümetimizin en yükseğinden en altına kadar bir sürü saygın insan; Ergene’yi pırıl pırıl yapacağız, diye vaatlerde bulundular; şimdi, havaya karışmış vaatlerden eser yok… Üstelik Ergene nehrinin üzerinde bir sürü ölçüm cihazı var; sizi anlayacağınız Ankara, akan pisliği anında görüyor! Görüyor mu acaba? Görüyorsa niçin susuyor?
Tekirdağ turizmi uçacak, Ertuğrul Mahallesinden başlayarak, Uçmakdere, tıpkı Ertuğrul Mahallesi gibi öncü bir turizm başlangıç noktaları olacak, diye halkımıza büyük bir şehir sevdalısı gibi söz verenler; yine halkımızı temsil eden vatandaş soruyor; neredeler?
Yapıcı, yaratıcı ve uzlaşıcı olmayan insanların alacağı yol, sınırlı olacaktır. Çünkü onların öncelikleri ve çok değerli mazeretleri vardır. Vatandaş istediği kadar sorsun, hatta dirensin, diretsin; o vatandaşı karşı tarafın adamı gibi görür, ona büyük bir hınç bile besleyebilir bizim sayın yöneticilerimiz…
Eski insanlar bu dünyanın üstü varsa birde altı var, derlerdi. Niçin derlerdi? Ölümlü dünyanın geçiciliğini hatırlatır, dürüst olmanın, yaşadığın sürece insanlara faydalı işler yapmanın iyilik yönünün güzelliğini, faydalarını anlatmak isterlerdi.
Bugünün dünyasında ve bizim Tekirdağ şehrinde bütün bunlar kimsenin umurunda bile görünmüyor gibi gözüküyor. İnsan merkezli bir tek şey yapılmıyor dersem, ayıp etmem… Yapılanların politik yönleri hemen belli oluyor. Çünkü devamını getirecek, insanı, bilimsel politikalar güdülmüyor.
Sonuçta, olanlar şehrimize oldu; şehir büyüdü, Büyük Şehir oldu, sosyal yaşamı neredeyse yok oldu. Büyükşehir olan hiçbir şehrin gece yaşamı daha gün sona ererken sona ermez… Şehrin merkezine akşam saatlerinde; 20.00’de insanlar kendi evlerine çekiliyorlar.
Şehri büyük ıssızlık sarıyor; sanki şehrin insanları yitik zamanlara teslim olmuşlar, kayıp kıtalar gibi kaybolmuşlar… Vatandaş soruyor; hızla büyüyen, büyütülen Namık Kemal Üniversitesi öğrencileri, şehir merkezine, yeni yapılan park alanları çevresine, sosyal, kültürel amaçlı açılacak mekânlara çekilemez mi?
Şehrin merkezi, büyük sayılara ulaşan üniversite öğrencilerinin gelmesiyle inanılmaz hareketlerin sağlanması, bu hareketle esnafımızın yüzü gülerken, insan insanı çeker sosyalliğin yardımıyla dışarı çıkmayan insanımızı da, meydanlarına, çarşılarına çıkarma fırsatını yakalamaz mıyız?