Trakya’da geçmişten gelen bir mutfak kültürü var.
Bu kültür ,neredeyse unutuluyor.
Bu kültürü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla birilerinin bu işe el atması gerekiyor.
Unutulmaya yüz tutmuş ya da unutulmuş lezzetlerin, gün yüzüne çıkarılması yönünde çalışmalar yapılsa da kitlelere tekrar hatırlatılsa kötü mü olur?
İsmini bile yeni duyduğumuz,yemeklerin yapılmış hallerinin fotoğraflandığı değişik lezzetleri gördüğümüzde üzülüyoruz.
Tekirdağ başta olmak üzere Edirne,Kırklareli,hatta Çanakkale’de de yapılan helvası gaziler misk amberli irmik helvası, safranlı iç pilav, zerde…
Yöresel bir tatlı: Hayrabolu tatlısı.
Satır Et…
Genellikle kuzu etiyle yapılan kuru üzüm, badem, kuru kayısı ve kuru incir gibi kuruyemişler eklenerek renkli bir hale getirilen Saray Yemeği: Mutancana,
Kuzu veya tavuk etinin haşlandıktan sonra suyla eritilen nişasta ile özleşmesiyle oluşan ve karışıma badem, kuru üzüm, kuru kayısı, kuru kiraz, incir, siyah erik eklenen,sonra da bal ve safran eklenmesiyle hazırlanan asırlık lezzet,Zirva.
Köftemizi saymıyoruz.
Yapılışı çok özel olan acı biberiyle sunulan Edirne Ciğeri.
Peynir helvamız…
Saray ilçemizde özel olarak üretilen manda yoğurdumuz.
Kaşarlı köft…
Edirne’nin meşhur badem ezmesi.
Peynir çeşitlerimiz,ciğer sarma,kapama…
Bir çok yerde bilinmeyen Trakya’da birkaç kişinin ürettiği, özel kahvaltılığımız bulama.
Bunları saymakla bitiremeyiz.
Geçmişte sıkça ve harika yemek yarışmalarımız oluyordu.
Bunlar da unutuldu.
Bir mutfak müzesi kurma girişimlerimiz oldu.
İlgilenen elden tutan olmadı.
Yöresel lezzetlerimizi özel günlerimizde yaptırıp sunalım.
Bu lezzetleri unutmayalım.
Unutturmayalım…
.