Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Sayın şoför ABİLERİM yaya geçitlerinden bir YAYA olarak geçtiğimiz için, sizlerden ÖZÜR dileriz…
Bilmiyor, anlamıyor değiliz; yaşadığımız şehirde yaya olmak kadar şoför de olmak zor. Hele bir sürü trafik işareti var, onları bilmek, anlamak ve onlara uymak, daha da zor…
Artık bu duruma gülemiyor, kara mizah olarak göremiyor, kabullenmemiş olsam da, bakışım, duygularım galiba dağlandı ki acı tebessüm ediyorum; yayaların korkarak, kaçarak, acınası yaya geçitlerinden geçişlerini ve geçişlerimiz…
Hiç ummadığımız bir ülkede, şoförlerin neredeyse yaya geçidine yirmi metre uzakta durmalarına ilk önce şaştım! İnanın bana günlerce alışamadım; ne Batum, ne de Tiflis şehirlerinde…
Nasıl eğitilmişler derseniz bilmiyorum. Kurallara, yasalara uymanın olgun halleri demek yetiyor bana. Neredeyse yaşamları, günlük yaşamımızı yorgun, bitkin tükenmiş hale getirdik.
Korno sesleri, çapraz kaçışlar… Bir yaya olarak birçok yayanın düştüğü durumu görüp, kuyruğunu zor kurtarmış bir hayvan gibi sevinmesi…
Yaya geçitlerinin hakkını veren birkaç insana rastladım. Özgüveni yerinde, yaşlı Çingene kadın, hakkının farkında olarak; rahat ve huzur içinde geçti karşıdan karşıya. Onun geçişini fırsat bilen biz korkmuş, ürkmüş, hakkımızı savunamayacak kadar duygusal ve için kapanmış bizler de, yaşlı Çingene kadına içsel teşekkürler ederek geçtik karşıdan karşıya.
Ne hazin şehir öyküleri bunlar… Nüfusumuz 50 binken şehir insanı daha çok gezer, sosyal ve kültürel yaşamın bir parçası olmayı, gönüllü bir nefer gibi yaşadılar.
Ya şimdi? Sadece Süleymanpaşa 210 bin nüfusu geçti. Şehrin merkezinde, sahilinde belli zamanlar hariç ara ki insan bulasın… Ne engellisini, ne de engelsiz olanın yürüyeceği kaldırımlar, yaya geçitleri; GEÇİT VERMİYOR!
Trafik Polisleri, Trafik Zabıta, bir görünüyor bir kayboluyorlar. Belli ki onlar da bıkmış şehrimizin bozuk trafik düzenlerinden. Yaya geçitlerine yapılan parklar yetmiyormuş gibi, bir metrelik kaldırımlara neredeyse park haline getirmiş bir sürü araç.
Sadece Arkeoloji Müzesi karşısı, sağı solu incelense, trafik sorunumuz anlaşılır. Öyle ilginç engelli rampaları var ki, birkaç kişi yardım etmeli ki o engelli insanımız o mekâna girsin veya oradan geçsin…
İşin garibi, engelli de, engelsiz de, yayalar ve şoförler de fazlasıyla bıkmış vaziyette. Kuralsızlık kol geziyorken; yasaların kuralların gönüllü savunucuları değilsek, şehrimizi yüreğimizle, aklımızla uygar şehirlerin insanları gibi sevmemişsek, bozuk mimari gibi bozulmuş düşünce ve moral yapılarımızla herkes fazlasıyla yorgun ve görünürde mutluymuş gibi yaşıyor…
Yazarın dikkat çekmek istediği gibi; “Ne Yaşar, Ne Yaşamaz” hallerdeyiz…