Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
[responsivevoice_button voice=”Turkish Female” buttontext=”Oku”]
Tekirdağ’ın esnafının halini hiçbir yazı anlatamaz. Yokluğu, esnaflığı bilmeyen insana ne desek boştur. Şehrin alış veriş saatleri yedi sekiz saati geçmiyor. İnsanların şehir yaşamı yine sekiz on saat ile sınırlı. İki yüz bin nüfuslu şehrin yüzde biri dolaşıma çıkıyor, şehir sosyal, kültürel hayatına çıkıyorsa esnaf nasıl yaşayacak?
Belli yere toplanmış, hatta yığılmış esnafın yüksek kiraları yine halktan çıkartılmaya çalışılıyor. Bir çayın 2 ile 5 TL olduğu bir şehir düşünün! Suyun, tuvaletin, neredeyse her şeyin parayla olduğu yerde esnaf nasıl yaşayabilir? Halkın büyük çoğunluğu çıkmıyor, eğlence, sosyal hayata katılmıyorsa, esnaf istediği kadar pahalı satsın, yaz yağmuru gibi bir şey çıkar ortaya.
Yıllardır direnen esnaflar var. Bunlardan birisi; Hasır Cafe. Tarihin hemen başladığı yerde olmasına rağmen, ailece mücadele vererek ayakta durmaya çalışıyorlar. Burasının geçmişi yüzlerce yıl öncesine gitmiş olsa, geçmişin bugüne olan yansıması olsa bile, insanlarımız, kurumlarımız tarafından fark edilmeden geçip gidiliyor.
Böyle yerlerden birisi; Konak Cafe; Kemal’in kendi çabalarıyla tarihi mekânı koruyup, kollayıp, yaşattığı bir yer. Sarı Köşkün hemen karşısında! Aşk Merdivenlerinin başladığı yerde, mucize gibi dimdik ayakta; sahip çıkılmayı bekliyor.
Bu tür yerleri yaşatmak için sadece işleticilerin gayreti yeterli olmuyor. Sürekli fedakârlık nereye kadar?
Beş Evler Sosyal Tesislerini Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi dahi ayakta tutamadığına göre, sıradan aile bütçeleri nasıl dayansın? Kurumlarımız; Belediyeler, Kültür Müdürlüğümüz ve diğerleri, zaman zaman yapacakları toplantıları, etkinlikleri bu tür mekânlarda yapmaları mümkün değil mi?
Destek ilah ki direk olmaz. Esnafı onurlandıracak, rahatlatacak, nefes aldıracak bir sürü destek biçimi var. Esnafımızın zenginliği, şehrimizin zenginliğidir. Toplantıların, etkinliklerin bir kısmı tarihi, yerel mekânlarımızda pekâlâ yapılabilir. Ulusal ve uluslar arası yarışmaların da küçük esnafa yansımaları büyük olacaktır.
Denizimiz, dağlarımız, geçmişimiz, hoşgörülü insanımız var. Yani, yağ, un, irmik, şeker; her şey var; usta, ustalar yok… Yöneticiler mucize yaratır mı? Yaratmaya bilir! Fakat tetikleyebilir, öncü olup bir şehrin, bir milletin önünü açabilir; Eskişehir, Büyükçekmece örneği gibi…
TEKİRDAĞ’IN DEĞİŞİM HAMLELERİ OLACAK MI?
Dış turizmi bir kenara bırakıp, iç turizmi canlandıracak gelişmeleri-müjdeleri duymak istiyoruz. Gelişen, zenginleşen ülkelerin şehirlerinde öne çıkan yatırımlar; mekân ve bölgeler var.
Gezmek, görmek isteyen insanların anlayışında eğlenme isteği de vardır. Onca yolu gidecek, emeği, parayı harcayacak insanların gönüllü olması, gittikleri yerdeki kalkınmanın özünü oluşturuyor.
Batı dünyasında öyle kentler var ki, bir yıl içerisinde milyonlarca turisti ağırlıyor. Hatta turistin fazlalığı halkın canını bile sıkmaya başlayan kentler duyuyoruz. Londra, Paris, Roma, Prag, Barselona, Milan, Amstardam, Viyana ve Antalya.
En çok turist ağırlayan şehirlere baktığınızda en büyük payın, mimarlara, mühendislere, sanatçılara ve belediye başkanlarına ait olduğunu görüyorsunuz. Bir tek yapı değil, şehrin bütünün cazip hale gelmesiyle, kalıcı turizm hareketleri ve zenginlik başlıyor.
Tekirdağ, turizmin kalıcı zenginliklerini kazanmaya muhtaç bir kenttir. Toprağı, suyu, tarihi ve insanıyla; onlarca, yüzlerce yıldan bu yana bu gelişmeyi, huzuru, zenginliği bekliyor.
Burada sorulacak suru şu; bizim belediye başkanlarımız bu değişime hazır mı? Hazırlık yapıyorlar mı? İnancımız o yönde olsa da olumlu belirtileri görmek istiyoruz.
Yazımısın başında da söyledik; turizm, sadece alışverişe anlamı taşımıyor. Eğlenmeye, farklı olanı görmeye de geliyor-gidiyor insanlar.
Şehrimizde farklı olan nedir? Bulmakta zorlanıyoruz! Dünyanın en güzel opera-tiyatro binası mı? Antik bir kentin su yüzüne çıkartılıp ziyarete açılması mı? Kral Yolu efsanesinin canlandırılıp dünyanın dikkatini çekmiş olması mı? Hora Fenerinin mitoloji öyküleriyle kesişen tarafının öne çıkması mı?
Hiçbirisi! Ne hazin; yatırımı, sadece sokak temizlemek, su vermek kabul eden bir kültürü, festivali panayır gürültüsü, görüntüsü vererek; bu bizim insanımıza yeter! Anlayışını bir hizmet olarak görüyoruz.
Dünya kentleri içinde, opera binalarıyla bile anılan kentler var. Macaristan Devlet Opera Binası, Budapeşte Metropolitan Opera Evi, Buenos Aires Arjantin, Teatro di San Corlo, İtalya, Viyana Devlet Opera Binası gibi mekânların ağırladıkları insan sayısı, yüz binleri geçiyor.