Reklam

ZİHNİZADELER AİLESİNDEN MUSTAFA ZİYA ŞİRA

Yayınlama: 22.10.2024
A+
A-

Tekirdağ kendi içinden çok önemli insanlar çıkarmış olsa da, sosyoloji ve edebi hafıza sorun olmaya devam ediyor. Kendi değerlerine bu kadar çok arkasını dönen başka şehir var mıdır?

Şehrimizden çıkıp da ünlü olmuşları bile özümsemeden anmanın, gelecek kuşaklara layıkıyla aktarmamış olmanın hüznü hep benle birlikte yaşayacaktır…

Zihnizadeler ailesinden Mustafa Ziya Şira kimdir? Mustafa Ziya Şira Tekirdağ Ertuğrul Mahallesi, Cemal Nadir Sokak üzerinde Beş Evler olarak bilinen evlerin ikincisinde oturmuştur. I.Dünya Savaşı sürerken, Ege Denizi’nde Korsan Harbi yapıp, Yunan Donanması’nı perişan ediyordu.

Tekirdağ Mektebi-i Rüştiyesi’nden mezun oldu.1901 yılında Heybeliada Deniz Harp Okulu’ndan mezun oldu. Hamideye Kruvazörü İkinci Kaptanı, Yavuz Zırhlısı İkinci Kaptanı,1920–1922 yılında Hamidiye Kruvazörü Kaptanı ve 1923 yılında Binbaşı rütbesiyle (Korvet Kaptanı ) emekli olup, Tekirdağ’a yerleşti.

Ertuğrul Mahallesi herkesin birbirini bildiği, tanıdığı komşuluğun çok sağlam olduğu mahallelerimizden birisiydi. Mustafa Ziya Şira için komşuları, “ Çok babacan bir adamdı” sözünü sıklıkla tekrarlıyorlar. Ordu için değerli bir kaptan olmanın yanında çok sevilen bir askerdi.

Mustafa Ziya Şira emekli olduktan sonra Tekirdağ’a yerleşti. Gemi Acenteliği ve bağcılıkla uğraştı. Ordu ve askerine sahip çıkan yöneticiler onu hiçbir zaman unutmadı. Mustafa Ziya Şira Tekirdağ’da yaşadığı sürece her yıl, donanmaya ait 25–30 parça gemi gelirdi. Şehrimizde üç gün kalırlar, mutlaka Mustafa Ziya Şira’yı ziyaret ederlerdi.

Bu ziyaret 5–6 kişiden oluşan tören kıtasıyla da askeri bandoyla yapılırdı. O günün çocuklarının, mahallinin mutluluğuna, manevi heyecanına diyecek yoktu. Ya bugünün mahalle kültürleri? Mahalle komşulukları? Var mı?

Değerlerimizi anmaz, hatırlamaz, onları zamanlar arası çok önemli bağlar olarak görmez, dört elle sarılmazsak, bugünün kent kültürüne bir otel müşterisinden başka hiçbir şey katamayız! Katıyor muyuz? Benliğini yitirmiş, can sıkıntısından patlayan insanlar haline gelmedik mi? Biz bu yaşamlara şehir kültürü diyebilir miyiz?

Mustafa Ziya Şira gibi değerlerimizi tek tek tespit edip ilk önce onları kitaplara taşımalıyız. Sonra, onların öykülerini anlatan bal mumu müzeleri, etnografya müzelerini acilen hayata geçirmeliyiz. Şehrimiz için lüks bir şey midir bu zenginlikleri istemek?

İşin garibi, geçmişi yok sayarak, günü de yoklukla taçlandırıyoruz. Bugünün değerleri de farklı illerde, farklı ülkelerde başarılı, nitelikli işlere imza atıyorlar. Onlar yaşarken onlarla irtibat kurmak, kentimiz için ayrıcalıklı bir kültür ışığı olacaktır; yürekten inanıyorum…

Yaşamdan göç etmiş ve yaşamın içinde olan gönlünde Tekirdağ, ülke sevgisi olan bütün Tekirdağ insanlarına ulaşmalı ve artık, bu korkunç ve kokan gaflet uykusundan uyanmalıyız…

 

 

Marka Flower Çiçekçi