Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Hayat baştan sona direnmektir: Ölüme karşı direnmek. Ancak neyazık ki hakkını almak da direnmekten geçiyor. “Hak verilmez, alınır” denmesinin sebebi de bu.
Aynı kural belki de en çok işçisınıfı için geçerli. Hayat, bunu söylüyor. İşte tarih sıralamasıyla birkaç örnek:
Yıl 1963. İst-İstinye’deki Kavel Kablo haklarını alamayınca işçileri greve gitti. Fabrika önünde çadırlar kuruldu. Polis müdahaleleri, gözaltılar oldu. İşçiler İstinye halkının ve diğer fabrikaların da dayanışmasıyla geri adım atmadı. Sonunda işveren, işçilerin taleplerini ve sendikal haklarını kabul etmek zorunda kaldı. Demek ki “armut piş, ağzıma düş” demekle olmuyordu.
1990-1991. 100 bin madencinin Zonguldak’tan başlattığı Ankara yürüyüşü, Bolu’nun Mengen ilçesinde barikatlarla durduruldu. Grev Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandı. Yasağa rağmen durmadılar. Hükümet masaya oturmak zorunda kaldı ve başta önerdiği yüzde 35’lik zam oranını yüzde 147’ye yükseltti.
2009-2010.TEKEL fabrikalarının özelleştirilmesi üzerine 4-C statüsüne geçirilerek hakları ellerinden alınmak istenen işçiler direnişe geçerek Ankara’da 78 gün boyunca çadır kurdular. Türkiye’nin dört bir yanından gelen işçiler, Ankara’nın dondurucu soğuğuna rağmen Abdi İpekçi Parkında büyük bir direniş odağı kurarak toplumsal muhalefeti birleştirdiler. 4-C tümüyle kaldırılmadı ama hükümet geri adım atmak zorunda kaldı ve işçilerin özlük haklarında çok ciddi iyileştirmeler yaptı.
2024-2025. Türkiye’de grev hakkı en temel anayasal haklardandır ama son yıllardaki büyük grevler milli güvenlik gerekçesiyle Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle sık sık ertelenerek fiilen yasaklandı. Dev sanayi fabrikalarında çalışan işçiler, grevlerin yasaklanmasına boyun eğmeyerek üretimi durdurdular. Bunun üzerine Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) masaya oturmak ve işçilerin tarihi ücret artışlarıyla sosyal haklarını vermek zorunda kaldı.
DİRENEN KAZANIR. DİRENDİLER, KAZANDILAR.
Tıpkı son günlerdeki Doruk Madencilik işçilerinin kazandıkları gibi.