Reklam

YA ŞU AYDINLARIMIZ! 

Yayınlama: 02.06.2026
A+
A-

Eğer ki çocuk veya eğitim üzerine bir fikriniz, görüşünüz, eleştiriniz, söylenecek sözünüz var, ya öğretmen olmanız beklenir bu ülkede, ya da pedagog, psikolog, psikiyatr… Çocuk üzerine düşünmek, çocuk üzerine yazmak, konuşmak, incelemek, araştırmak, tartışmak, kafa yormak sadece onlara düşen bir iş, onların sorumluluğunda, onların tekelindeymiş gibi. Hemen hepimiz de böyle bir yanılgıya koşullanmış gibiyizdir.

Hepsinden çok bu nedenle olsa gerek; çocuk üzerine yazan-çizen, tartışan, eleştiren, fikir üreten, kafa yoran aydın yok denecek kadar azdır ülkemizde. Belki de hemen hiç ilgilenmedikleri, meşgul olmadıkları, kafa yormadıkları tek kitledir çocuklar.

David Elkind’ın Gelişim ve Eğitim Üzerine Denemeler alt başlıklı Çocuk ve Toplum adlı kitabını yayına hazırlayan ve bir giriş yazısı da yazan Prof. Dr. Bekir Onur diyor ki:

“Ülkemizde çocuk eğitimi ve gelişimi alanında bunca araştırma olmasına karşın, ne kuram yaratmada, ne de pratik çözüm bulmada özgün hiçbir katkımızın olmaması dikkat çekicidir. Üniversitelerimizde eğitim ve çocuk konularında araştırma yapan bölümlerimiz, enstitülerimiz, merkezlerimiz var; yüzlerce tez araştırması yapılıyor, yapılmakta, ama bugüne kadar bir tek özgün kuram, bırakın kuramı, bir tek özgün kavram bile yaratabilmiş değiliz. Hatta bize özgü gözlemlerimiz, adlandırmalarımız bile yok denilebilir. Bu kısırlığın temel nedeni, araştırmalarımızı kendi gözlem ve uygulamalarımızdan değil, yabancı kaynaklardaki sorunlardan hareketle yapmamız, kuram kurmaya ve kavram yaratmaya yönelik biçimde çalışmamamız olsa gerek. Araştırma konularımızı kendi çevremize ilişkin gözlemlerimizden almak yerine başka araştırmacıların incelediği sorunlar arasından seçiyoruz. Başkalarının bulgularını yeniden sınıyoruz ve orada kalıyoruz; zaten bu durumda daha ötesine gitmeye de olanak yok.”

Prof. Onur haksız mı?

Oysa aydınlar, eğitim deyince herkesten fazla görev ve sorumluluğu olan kimseler olmak gerekmez mi? Eğitim demek; her alanda olduğu gibi, her şeyden önce kuram demek, felsefe demek olduğuna göre onun da yaratıcıları aydınlar olmalı değil mi? Kuramı, felsefesi olmayan eğitim modeli olamayacağına göre, bunu üretmek de hiç kuşkusuz herkesten önce onların görev ve sorumluluğunda değil mi? Aydın sorumluluğu dediğimiz sorumluluk belki de en çok bu sorumluluğu gerektirmez mi?

Nitekim Batılı aydınların bu alanda da pek çok fikirleri, sözleri, söylemleri, eserleri olmuştur. Platon, Aristotales, J. J. Rousseau, Montaigne, Snelman, R. W. Emerson, A. S. Neill, Diderot, Bernard Shaw, BertrandRussell, Schopenhauer, YevgeniyZamyatin bunlardan sadece birkaçıdır ama bizde kendini işe, ekonomiye, iç veya dış politikaya adamış aydınımız hem de pek çokken çocuklara adamış, en azından onlarla da ilgilenen yok gibidir. Sağdan saysak üç-beş, soldan saysak üç-beş kişidir.

Sonra da memleketin hâlinden şikâyet de şikâyet!

Marka Flower Çiçekçi