‘Öğretmenin saygınlığı önlüğünde değil, emeğindedir’

 ‘Öğretmenin saygınlığı önlüğünde değil, emeğindedir’
Yayınlama: 21.08.2026
A+
A-

 

 

Eğitim-İş Tekirdağ 1 Nolu Şube Başkanı Barış Özer, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler Genelgesi”ni eleştirerek, genelgenin eğitim sisteminin temel sorunlarına çözüm üretmek yerine öğretmenlerin iş yükünü artırdığını ve mesleki özerkliği daralttığını söyledi.

Özer, genelgede öğretmenlerin mesleki itibarının korunması, görüş ve önerilerinin alınması, güven ve dayanışmaya dayalı çalışma ortamlarının oluşturulmasından söz edilmesine karşın, uygulamada öğretmenleri alınan kararları yerine getiren konumuna indirgeyen düzenlemelerin öne çıktığını ifade etti.

“ÖĞRETMEN EĞİTİM POLİTİKALARININ UYGULAYICISI DEĞİL, ÖZNESİDİR”

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ülke genelinde uygulanması ve öğretmenlerin Bakanlık tarafından hazırlanan eğitim paketlerindeki modülleri tamamlamasına yönelik düzenlemelere dikkat çeken Barış Özer, öğretmenin eğitim politikalarının belirlenmesinde söz sahibi olması gerektiğini vurguladı.

Özer, “Öğretmen, talimatları uygulayan bir memur değildir. Bilimsel ve pedagojik bilgiye sahip, eğitim sürecinin asli öznesidir. Mesleki itibar, öğretmene daha fazla görev ve sorumluluk yüklenerek değil, onun mesleki özerkliği ve emeği güçlendirilerek sağlanabilir” dedi.

“MESLEKİ İTİBAR ÖNLÜKLE DEĞİL, EMEKLE KAZANILIR”

Genelgenin eğitim çalışanlarının kılık ve kıyafetlerine ilişkin hükümlerini de eleştiren Özer, öğretmenlerin mesleki saygınlığının kıyafet üzerinden değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Özer, “Öğretmenin saygınlığını kıyafeti değil; bilgisi, emeği, pedagojik yeterliliği ve öğrencisiyle kurduğu ilişki belirler. Eğitimin niteliğini artırmayan bir kıyafet düzenlemesinin öğretmenin mesleki yeterliliğinin önüne geçirilmesini doğru bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.

“TOPLUMSAL HASSASİYET” İFADESİ BASKI ARACINA DÖNÜŞMEMELİ

Genelgede yer alan “toplumsal değerler”, “toplumsal hassasiyetler”, “mesleğin vakarı” ve “öğrenciye örnek olma” gibi ifadelerin sınırlarının açık biçimde belirlenmesi gerektiğini belirten Özer, muğlak ifadelerin farklı yöneticiler tarafından farklı şekillerde yorumlanabileceği uyarısında bulundu.

Özellikle kadın öğretmenlerin kıyafetleri ve görünümleri üzerinden değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Özer, “Kadın öğretmenin eteğinin boyu, saçının şekli, makyajı ya da kıyafet tercihi üzerinden mesleki yeterliliği sorgulanamaz. Kadın öğretmenin bedeni üzerinden ‘örnek olma’ görevi tanımlanamaz” dedi.

Özer, eğitim sisteminin kadın öğretmenleri görünüşleri üzerinden denetleyen değil, kadın-erkek eşitliğini, özgürlüğü ve insan onurunu savunan bir anlayışa sahip olması gerektiğini dile getirdi.

“NORM FAZLASI ÖĞRETMEN FAZLALIK DEĞİLDİR”

Genelgenin norm kadro fazlası öğretmenlere ilişkin düzenlemelerini de değerlendiren Barış Özer, öğretmenlerin ilçe ilçe ve okul okul dolaştırılmasının kalıcı bir çözüm olmadığını söyledi.

Özer, “Norm fazlası öğretmen, eğitim sisteminin fazlalığı değildir. Bu durum yanlış ve plansız istihdam politikalarının sonucudur. Çözüm; bilimsel norm kadro planlaması, yeterli sayıda kadrolu öğretmen istihdamı ve eğitimde güvencesiz çalışma biçimlerinin sona erdirilmesidir” ifadelerini kullandı.

“FIRSAT EŞİTLİĞİ SADECE GENELGEDE YAZILARAK SAĞLANAMAZ”

Genelgede velilere mali yük getiren sınavlar, belirli markalar ve yüksek maliyetli kırtasiye setlerine yönelik sınırlamaların bulunmasını olumlu bir adım olarak değerlendiren Özer, ancak bunun gerçek anlamda fırsat eşitliği için yeterli olmadığını belirtti.

Özer, ücretsiz beslenme, ulaşım ve barınma olanaklarının yanı sıra yeterli derslik ve öğretmen, erişilebilir eğitim ortamları ve öğrencilerin temel ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini ifade etti.

“GÜVENLİ OKUL İÇİN SADECE TALİMAT YETMEZ”

Okul güvenliği, bakım-onarım, afet hazırlığı ve tahliye gibi konularda genelgenin eğitim çalışanlarına önemli sorumluluklar yüklediğine dikkat çeken Özer, bu sorumlulukların yerine getirilebilmesi için yeterli kamu kaynağı ayrılması gerektiğini söyledi.

Özer, “Güvenli okul yalnızca okul yöneticilerine ve eğitim çalışanlarına yeni görevler verilerek kurulamaz. Depreme dayanıklı okullar, yeterli temizlik ve güvenlik personeli, sağlıklı eğitim ortamları ve düzenli bakım-onarım için kamu kaynakları artırılmalıdır” dedi.

“EĞİTİM BİR SİYASİ PROJENİN DEĞİL, TOPLUMUN GELECEĞİDİR”

Eğitim sisteminin sorunlarının sürekli değişen projeler, platformlar ve genelgelerle çözülemeyeceğini belirten Eğitim-İş Tekirdağ 1 Nolu Şube Başkanı Barış Özer, eğitim politikalarının bilim, pedagojik ilkeler, çocukların üstün yararı ve eğitim emekçilerinin ortak aklı temelinde oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Özer, Eğitim-İş’in taleplerini; bilimsel, laik, demokratik, kamusal ve parasız eğitim, eşit eğitim hakkı, güvenceli istihdam, liyakatli yönetim, öğretmenin mesleki özerkliği ve insanca yaşamaya yetecek ücret ve çalışma koşulları olarak sıraladı.

“ÖĞRETMEN EMEKÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR”

Barış Özer açıklamasını şu değerlendirmeyle tamamladı:

“Öğretmenleri yalnızca uygulayıcı olarak gören, kadın öğretmenlerin kıyafetini ve görünüşünü ‘toplumsal hassasiyet’ gibi muğlak kavramlarla denetlemeye açık kapı bırakan anlayışa karşı çıkıyoruz. Öğretmenin saygınlığı önlüğünde değil, emeğindedir. Kadın öğretmenin kıyafeti denetim konusu değil, kişisel tercihidir. Eğitim kamusal bir haktır. Öğretmen emeği değerlidir. Eğitim emekçisi yalnız değildir.” Haber Merkezi

 

Marka Flower Çiçekçi