Reklam

“ÇOCUKLARI DEĞİL, TELEFONLARINIZI SUSTURUN”

Yayınlama: 02.09.2026
A+
A-

  İstanbul Barosu Başkanı Prof. İbrahim Kaboğlu sadece Türkiye’nin değil; Avrupa’nın da önde gelen anayasa hukukçularından. 2018’de yayınlanan kitabının adı Çocuklar ve Anayasa.

            “Çocuklar Bağırsın Ama Telefonlar Sussun” başlıklı önsözünde şöyle diyor:

            “Ülke genelindeki anayasal bilgilenme toplantıları sırasında gözüm gençleri, ama daha çok çocukları aradı. Tek tük de olsa, çocuk veya torunlarıyla gelen ebeveynler, çocuklar ağladığı veya bağırdığı ya da sıkıldığı sırada çoğu zaman harekete geçer. Ya susturmaya çalışırlar ya da dışarıya çıkarmaya. En azından, etrafındakilerin bakışlarına muhatap olurlar.

            “O sırada konuşmama çok yoğun biçimde odaklanmış olsam da ‘bırakın bağırsın, bırakın ağlasın’ der ve çocukla tanışmaya çalışırım: Burak, Ece, Muhammet ve daha onlarcası. ‘Bakın ben sizin için konuşuyorum; benim gibi kır saçlılar için değil. Çünkü anayasa, çocuklar ve gelecek kuşaklar içindir’ gibi sözler, ortalığın dinginleşmesine yetiyor. Kuşkusuz şunu da ekleyince: ‘Çocukları değil, telefonlarınızı susturun, yeter.’”

 

TÜRKİYE ÇOCUKLARINI NE KADAR TANIYOR?

            Nasıl tanıyabiliriz ki? Çocuklarımızı ne doğru-dürüst dinliyor, ne dünyalarına giriyor, ne sorduklarına cevap veriyor; ne meraklarını merak ediyor, ne bilgilerine kulak veriyor, ne sohbet ediyor, ne akıllarına, zekâlarına, yaratımlarına, duygularına, hayâllerine, görüş ve düşüncelerine, ne de tercihlerine kulak veriyoruz.

            Hakikat böyle olunca tanıdığımızı söyleyebilir miyiz? Oysa bir tanıyabilsek onları, ne harika evlatlarımız olduğunu göreceğiz ama heyhaaat!

 

HER ÇOCUK BİR FİLOZOFTUR

            Felsefenin temeli düşünmeye, soru sormaya, sorgulamaya dayanır.  Nitekim Fransız filozof Voltaire’in Cahil Filozof adlı eserinin alt başlığı şöyledir: “Hiçbir Şey Bilmeyen Bir Adamın Soruları.”  

            Çocuklarsa filozoflardan da fazla soru soranlardır. 

            Felsefe yapmanın ilk koşulu ise merak etmek. En çok merak edenlerse yine çocuklardır. Hem de ilgilenen olmazsa öfkelenecek, darılıp küsecek kadar merak ederler.

            Önyargıdan, koşullanmışlıktan, dogmalardan, ezberlerden, sabit fikirli olmaktan uzak durmak da başlıca koşullarındandır felsefenin. Bunları da en yalın şekliyle çocuklarda görürüz. Onlarda henüz ne önyargı vardır, ne sabit fikir, ne dogma, ne ezber, ne de koşullanmışlık. O nedenle de başlıca filozoflardır onlar.

            Yoksa size gülünç mü geldi söylediklerim? Eğer öyle ise bir daha düşünün, derim.

Marka Flower Çiçekçi