Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Güvercinime Mektuplar
PIRPIR OKULLAR AÇILDI
1.
Azizim Pırpır,
Biliyorsun, okullar açıldı. Beni en çok üzen şey ne oldu, biliyor musun? Aynı sınıfta, hatta aynı okulda okuyan çocukların giysilerindeki zenginlik, fakirlik farkı. Çünkü yoksul veya dar gelirli aile çocuklarını en çok bu eşitsizliğin üzeceğine inanıyorum. Belki de her gün akıllarından “Onun var da, benim niye yok?” diye geçmesinin, o çocuklara yaşatacağı acıyı düşünebiliyor musun?
Hiç olmazsa bizim zamanımızda önlük vardı be Fırfır. Herkes aynı önlükten giyer, hiç birimiz diğerimize gıpta etmezdik. Bu sayede kimin zengin, kimin fakir çocuğu olduğu da bilinmezdi. Çünkü herkes eşitti birbirine.
Ama neymiş de önlük, üniformaya benzermiş, o nedenle de özgürlüğe ve demokrasiye aykırıymış. Kala kala kaldık da, demokrat olmak için buna mı kaldık, Pırpır? Öyle bile olsa -ki evet, biraz öyle- ama çocukları üzmekten, onlara acı çektirmekten daha mı önemli bu?
Bana sorarsan önlük uygulamasına tekrar dönülmeli, Pırpır. Hem o zaman her çocuk kendisini daha fazla öğrenci hissetmez, bu da cabası olmaz mı?
Bu konuda daha çok şey söylenebilir ama sanırım şimdilik bu kadarı yeterli.
En kısa zamanda ve daha âdil bir gökyüzünün altında tekrar görüşmek üzere seni hasretle öpüyorum, canım Pırpır’ım. Seni çok özlediğimi bilmelisin.
2.
Sevgili Pırpır,
Hiç sorma. Geçenlerde bir anne “Ay, bu çocuk beni öldürecek!” demesin mi? “Hayrola, ne yaptı ki?” dedim. Neymiş de kızı okula yeni bir giysiyle başlamak istemiş.
İyi de ne var bunda? Bundan daha doğal bir istek olabilir mi? Çocuk bu, tabii ki okuluna yeni bir giysiyle başlamak ister. Ailenin bütçesi müsait değilse oturur, güzel güzel anlatırsın çocuğuna. Çok mu zor, Pırpır?
Oysa anne bunu yapsa hem kendini üzmez, hem çocuğunu. Çünkü o zaman çocuk kesinlikleannesine anlayış gösterecektir. Zira insan yerine konduğunu, değer verildiğini hissedecek. Haksız mıyım, Pırpır?
Bugünlük bu kadar. Tekrar görüşmek üzere sana mavi göklerde neşeli uçuşlar diliyorum.
3.
Sevgili Pırpır’ım,
Söyler misin bana, bugün güneşin altında, çapa saplarıyla elleri nasır tutmuş kaç çocuk gördünoralardan?
Akranları okul sıralarındayken, pamuk çuvallarının altında çocukluğu ezilen, kurumaya yüz tutmuş kaç taze fidan gördün? Küçücük omuzlarına koca bir dünyanın geçim derdi yüklenen kaç taze fidan? Ne acıdır ki ne televizyonlar anlatıyor onları, ne de gazeteler yazıyor.
Ben şu yaşıma kadar çocuk gözündeki o erken büyümüş yorgunluk hâli kadar acı bir şey görmedim, Pırpır’ım. Oysa bir çocuğun en büyük hakkı çocuk kalmak, dolayısıyla hayat kavgasında savrulmamak değil mi?
Tüm çocukların sadece oyunlarla yorulduğu bir dünya umuduyla ve tekrar görüşmek üzere derken, senin o doyumsuz mavi göklerine çok selam söyle benden, Pırpır’ım.
Kalbimdeki tüm sevgiyle öpüyorum senin o bembeyaz yumuşak tüylerinden.