Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Ağaçları sevmek için bilim insanı; ağaç bilim uzmanı olmak gerekmiyor. Biraz tarihe, biraz bilgiye uzanıp, gün içinde, günlük yaşamda ağaçların bizlere ne gibi faydaları veya zararları var, sorusunu kendi kendimize sormamız yeterli olacaktır.
Ağaçlar hakkında hiçbir şey bilmesek bile, hepimiz, neredeyse gezegende bulunan bütün canlılar ağaçların gölgesine sığınmış, ağaçların serin gölgelerinden faydalanmışlardır… Ağaçların meyveleri, binlerce, milyonlarca farklı kuşu, hayvanı, böceği beslediği gibi en önemlisi çocukluğumuzdan beri duyduğumuz, TEMA Vakfı kurucusu Hayrettin Karaca sıklıkla erozyondan söz ederdi.
Ağaçlar sadece gölge yapmakla kalmayıp, meyve sunmakla yetinmeyip toprağı da tutuyorlar. Toprağın kayıp gitmesini, o yerin çöl olmasını engelliyorlar. Bilim ve teknoloji çok daha hayret verice faydalarını da ortaya çıkarttı. Ağaçlar, aynı zamanda güneşten yayılan zararlı ışınları da engelliyor. Şehirlerin yaz sıcaklarında serin kalmasını sağlıyorlar.
Ya ağaçların görsel şölenine ne demeli? Önce koruluklar, sonra ormanlarla yaratmış oldukları o büyük yaşam alanında, milyarlarca canlıya ev sahipliği yapmasına? Yaprağından yararlanan ilaç sanayi, odunundan yararlanan kâğıt sanayi! Isınmasından yararlanan insanlar…
Ağaçların bir büyük meziyeti daha çıktı ortaya. Ormandaki ağaçların kökleri yardımıyla birbiriyle haberleştiklerini öğrenince bu canlıların yaratıcı ve gezegen tarafından nasıl bir meziyete, ayrıcalığa da sahip olduğunu ürpererek öğreniyoruz.
Şehrimizde de ağaçlar var. Yeterli olmasa da yeni dikilen ağaçlarımız, yeni ortaya çıkan ormanlarımız oluşmaya başladı. Özellikle Kumbağ Yeniköy arasında bulunan çam ormanlarımız, görsel şölenin yanında orman özelliği göstermeye başlayıp, artık birçok canlıya ev sahipliği yapıyorlar. Malkara Keşan arasında bulunan çam ormanlarımız da öyle; doğaya bıraktıkları temiz hava, emdikleri kirli ve tozlu hava; neredeyse yaradılışlarının tek gayesi insanlara ve diğer canlılara hizmetmiş gibi görünüyor.
Tekirdağ’da her belediye başkanı zamanında öyle veya böyle, çevreye, yol kenarlarına ağaç dikilmiş ve dikilmeye devam ediliyor. Çoğunun ismini bile bilmiyoruz. Belli başlı yöresel ağaçların bazılarını; çınar, meşe ve kavak, isimlerini bilsek de nice türün ne olduğundan habersiz bir şekilde her gün yanlarından geçiyoruz.
Özgürlük ve Barış Parkı’nda birkaç tür ağaç var. Çam ağırlıklı olsa da, akasya, salkımsöğütler ve çınar ağaçlarının yanında oldukça gösterişli bir kavak ağacı da orada yaşıyor. Arkadaşım İlyas Bey’le, Bülent ile gezinti yaptığımda kavak ağacını onlara da gösterdim. İmrenerek baktılar, kucaklarını gökyüzüne açmış, bütün endamıyla, kış günü bile muhteşem, huzurlu özgüveniyle bizleri selamlayan kavak ağacına.
Ağaçlar, milletlerin mitolojilerine de girmişlerdir. Türklerin büyük yolculuğu içinde ve Orta Asya’da birçok kutsal ağacı olmuştur. En başında kavak, çınar, servi, meşe, söğüt, ardıç geliyor. İskandinav ülkelerinde ise dişbudak ağacı, çoktan mitolojilerinde ki başköşeye oturmuş. Dişbudak ağacını; “ Dünya Ağacı” olarak biliyor, anıyor ve saygı duyuyorlar.
Bizim şehrimizde de dişbudak ağaçları var. Yüz kişiye sorsak; “ Bu ne ağacı? “ belki on kişi doğru cevabı verir. Oysa sağlamlıkları bir yana, yerine sevdiklerinde, yüce bir görüntüye kavuşurlar. Yeşil, kalın, yaprakları, dalları bile kökleri gibi güven veren, sapasağlam duruşlu dişbudak ağaçlarından ikisi, Arkeoloji Müzesi karşısında İbrahim Meteferrika Parkı’nda yaşıyor. Birisi de sahilde, Atatürk’ün Tekirdağ çocuklarına Latin alfabesini öğreten kompozisyonu olan heykelin on metre doğusunda bulunuyor.
Gençlerini, geçmişlerini önemseyen uluslar sadece botanik parklarına değil, şehir için parklarına, anıt ağaçlarına o ağaçla ilgili bilgiler koyuyorlar. Yanından geçen, gölgesinden faydalanan gençler, kadınlar, erkekler yakınında bulundukları ağaçla manevi ve maddi bir köprü kurarlarsa daha bir şehir sevgisi, ülke sevgisi yaratacağını bilip deneyimle dikleri için, ağaçların cinslerini, isimlerini ve öykülerini çocuklarına eğitim süreci olarak verirler.
Bilim bir gerçeği daha çıkardı ağaçlar adına; onların yakınanda olmak; insana, insanlara iyi çok iyi geliyor. Hatta sorunları olan birçok insanı iyileştirdiği biliniyor. Ağaçlar, bütün canlılar gibi sadece ve sadece sevgi ve yaşam hakkı isterler. Bunu sunabildiğimiz an, kendi yaşamımızın da ne kadar eğlenceli ve anlamlı olduğunu görmemiz kaçınılmaz bir hediye şölenine dönüşecektir.