TEKİRDAĞ’IN DEĞERLERİ-SANATÇILARI

Yayınlama: 30.01.2023 10:40
A+
A-

Yaşadıkları şehirlere, kasabalara tat-tuz katan sanatçılar, dünya durduğu sürece sanatın en az insan yaşamı kadar değerli ve gerekli olduğunu yapıtları, yaşadıkları yerlere verdikleri önem ve oradan aldıkları ilhamla anılacaklar ve demlendikçe dem vereceklerdir.

 

Esin perileri durduk yere bir şehri, kasabayı, yöreyi onurlandırmaz. Onları çağıran, ikna eden sanatçıları yoksa o yerin zengin olduğu halde yoksulluğu öne çıkacaktır.

 

St.Petersburg diyince Dostoyevski,Rus edebiyatının en önemli işaret taşlarından birisi dimdik,dupduru; şehrine esin perilerini davet etmeye devam ediyor.

 

Victor Hugo’nun Paris’i, Franz Kafka’nın Prag’ı, Virginia Woolf’un Londra’sı, Yaşar Kemal’in, Orhan Kemal’in, Abidin Dino’nun Adana’sı, Orhan Veli’nin Ayişan’ı, Sait Faik’in Burgazada’sı, Nazım Hikmet’in Moskova’sı, James Joyce’nin Dublin’i sayabileceğimiz örneklerin bazılarıdır.

 

Tekirdağ denince, Öksel Demir ve Kenan Oflaz’tan söz etmeden geçemeyiz…

 

İki değerli ismin ortak tarafı nedir derseniz; eğitimci, sanatçı ve yönetici yanları diyerek onların erişilmez istikrarından birkaç yudum söz etmek isterim…

 

Nasıl ki, bir köy türküsü duyunca Bedri Rahmi Eyüpoğlu, utanırsa şairliğinden, Öksel Demir açınca kitabın sayfasını: Tanığı Hüzündür Sonbaharın şiir eseriyle birlikte; Tekirdağ Mavi Gözlü Kent, gelir akla… O güne kadar farkında olmadığınız, hissetmediğiniz kent; yaşadığınız yer… Ve utanırsınız Bedri Rahmi Eyüpoğlu utanma biçimi gibi…

 

Öksel Demir’in eğitimci yanını, sanayici yanını bir yana koyup, sanatçı yanını bakınca; şehir sevgisinin sadece yürek, cesaret istemediği, aynı zamanda ilahi kudret, edebi aşk ve gönüllülük istediğini biliyorum.

 

Kim bilir kaç kez tanık olduğum sohbetlerinde sadece, sade kahve yudumlamadık. Şehri de, sokakları, caddeleri, denizi, sahili de yudumladık…

 

Hafiften esen bir yel, sizi sarmalayıp ilham veren bir rüzgâr hissederseniz bilin ki; “ Usulca geçiyorum/Çiçeğe durmuş kiraz ağacının yanından/Anılarım, kavgalarım, sevdalarım heybemde/Heybemde ince bir frişka rüzgârı/Ve yanımda gölge gibi/doğduğum kentle…” Öksel Demir, Tekirdağ için şiirin bam teline dokunuyordur…

 

Kenan Oflaz’ı nasıl anlatmalı? Nasıl inandırmalı insanlara koca bir dev olduğunu! Dev dediysem, çocukları korkutan bir dev değil, şehrini kucaklayan, şehrini birinci lige taşımak isteyen Tekirdağ sevdalı bir dev…

 

Onu anlatmak için ATATÜRK ve Üç Kemaller Diyarı Tekirdağ eserinde giriş bölümünde yazdıklarını paylaşacağım sadece;

 

“ Yurdumuzda her bölge, her yerleşim birimi, içinden çıkardığı ya da tarihinin önemli bir döneminde, önemli tarihsel ve toplumsal olaylar yaşanırken, birlikte olduğu kişilerle övünür, şeref duyar.

Yöre insanlarının, daha sonraki yıllarda ebediyen o yörenin övünç duyduğu tarihi kişiler olur. O kişiler o kentin tarih boyunca şeref sayfaları sayılır. Bu konuyla ilgili Osmanlıca’da ‘Eşref-i mekân bilmekin’ mekân ve yerler, yetiştirdikleri, içinden çıkardıkları kişilerle ünlenir, şereflenir…”

 

Yaşam dolu gezegenimize, okyanuslardan, dağlardan, ormanlardan, vadilerden ve bildik bütün hayvanlardan çok sonra gelen insan, dokunuşuyla kötülük yaymayı nasıl başarmışsa, sanatçıları, bilim insanları, filozoflarıyla da, gezegene ait bütün değerlere, nesnelere anlam yüklemeyi başaran, öyküler, şiirler, destanlar anlatan tek canlıdır.

 

Yinelemek isterim; ülkeleri öne çıkaran maddi, bilimsel markaların yanında dimdik duran sanatçı değerleri, bildik bütün markalardan çok daha öte kalıcı, inandırıcı ve yaşatıcıdır.

Henüz yaşıyorken, daha ve daha çok sahip çıkalım; eşsiz, zarif değerlerimize; nasıl olsa onlar çoktan edebi yolun yolcusu olmuşlar bile…

 

Koşalım, yetişelim onlara…

Marka Flower Çiçekçi