Reklam

MURİBURİ ÜLKESİ

Yayınlama: 24.03.2026
A+
A-

“Muriburi ülkesinde hiç savaş yok; ceylan, kaplanla arkadaş…”

Netflix’in Lilyhammer dizisi 2012’de yayınlandı.

Dizide, New York’lu gangster Frank Tagliano, Tanık Koruma Programı çerçevesinde, Norveç’in Lillehammer kasabasına yerleşir.

Kendine yeni bir yaşam kuran Frank’ın başı, sakin Norveçliler ile mafya dünyasının çelişkileri yüzünden, sık sık derde girer.

Bir sahnede, Frank, eşi ve ikiz çocukları ile birlikte, ana okulunda bir kukla gösterisini izlerlerken görülür.

Kuklayı oynatan öğretmen, şarkıyla “Muriburiland” diye barış dolu bir ülkeyi anlatır (1).

Frank, “bu olacak şey değil” deyip öğretmenle kavga eder.

 

MURİBURİ ÜLKESİNDE AKP VE CHP

 

Sosya Medyada CHP Milletvekili İlhami Aygün’ün NATO Limanı hakkında bir videosuna rastladım (2).

Videoda, Tekirdağ’ın sekiz milletvekilinin bir araya gelip, limanın özelleştirilmesine karşı bir toplantı yaptıklarından bahsediyor.

Kulaklarıma inanamadım.

Mecliste AKP milletvekillerinin CHP’den gelen önergelere otomatik olarak hayır dedikleri düşünülürse, bu  olay bir devrim sayılmalı.

Tekirdağ, Türkiye tarihinde ilk defa, bir Muriburiland mı oluyor?

 

JÜRGEN HABERMAS

 

Muriburi şarkısı ile yazıma eğlenceli bir giriş yapmak istedim.

Konuyla ilgisi nedeniyle, 15 Mart 2026’da vefat eden Alman filozof Jürgen Habermas’ı anmadan geçemiyeceğim.

Habermas’a göre toplumlar uzlaşmayı konuşarak ve barışçı iletişimle sağlayamazsa, geriye kalan tek mekanizma zor ve güç kullanımıdır.

Habermas, toplumsal birliğin “akla dayalı iletişim”, ikna, tartışma ve uzlaşma ile sağlanabileceğini savunur.

İnsanlar ancak birbirlerini anlamaya çalışarak ortak bir zemin oluştururlar.

Eğer iletişim kanalları tıkanır, taraflar birbirini “anlamak” yerine “yönlendirmek” veya “boyun eğdirmek” isterse, bu durum “eylem”e dönüşür.

Bu noktada akıl ve argüman değil, fiziksel, ekonomik veya politik güç devreye girer.

Toplumun özgürce tartışabileceği medya, akademi, sivil toplum kuruluşları gibi  “kamusal alan”lar olmalı.

“Kamusal alan  en iyi şekilde içerik ve pozisyonların, yani görüşlerin iletişim ağı olarak tanımlanabilir.

Bu nedenle kamusal alan, verilmiş bir alan değil, öncelikle ilgili bir kamuoyu ve iletişimsel olarak aktif katılımcılar tarafından yaratılmalıdır.

Habermas’a göre kamusal alanın üç işlevi vardır:

-Toplumsal sorunları tanımak ve algılamak

-Bu sorunları ele almak ve siyasi merkezdeki karar vericilerin dikkatine sunmak

-Siyasi merkezi kontrol etmek  (3).”

Kamusal alanlar yoksa, otoriterleşme ve gücün mutlak hakimiyeti ile dolan bir boşluk doğar.

***

Böyle bir boşluğa meydan vermemek için, demokratik ülkelerde siyasi partiler arasında “bipartizan” gruplar, iletişim kanalları oluşturmaya çalışan sivil toplum kuruluşları ve girişimler bulunuyor (3).

 

BİPARTİZAN GRUPLAR

 

Bipartizan gruplar karşıt partilerden üyelerin belirli bir konu üzerinde uzlaşmak ve işbirliği yapmak amacıyla oluşturduğu iki partili, partilerüstü gruplardır.

Bu gruplar, ayrışmanın ötesine geçerek ortak çözüm üretmeyi hedeflerler.

Bu kavram, partilerin sadece kendi çıkarlarını savunduğu “partizan”  tutumun zıttıdır.

Bir “bipartizan grup” oluşturma geleneği Türk siyasetinde ne yazık ki, mevcut değil.

Neden Yok?

Birinci neden sistem: Türkiye’deki siyaset, keskin bir kutuplaşma ve ittifak kültürü üzerine kurulu. Partiler genellikle bir “orta yol” arayışından ziyade, seçim öncesi veya sonrası ittifaklar oluşturarak birbirine karşı konumlanıyorlar.

İkinci neden parti disiplini: Türkiye’de siyasi partiler merkeziyetçidir. Parti disiplini önemlidir.  Milletvekillerinin, veya üyelerin,  partilerinin genel görüşünün dışına çıkarak farklı partilerden meslektaşlarıyla kalıcı, partilerüstü politika geliştirmeye çalışmaları, parti disiplini gereği çok nadir ve zor bir durumdur.

Sonuç olarak; Türkiye’de farklı siyasi görüşlerden ve partilerden milletvekillerinin, parti genel merkezlerinin kontrolünden bağımsız olarak bir araya geldiği  “bipartizan” oluşumlar bulunmuyor.

 

BİZ YAPABİLİRİZ!

 

Türkiye’de yok ama, Süleymanpaşa’da biz, Türkiye’ye örnek olacak bir “bipartizan grup”  başlatabiliriz.

CHP ve AKP’den ılımlı görüşlü arkadaşlar, bir araya gelip ortak sorunlarımızı konuşabiliriz.

İçerde ve dışarda zor zamanlardan geçiyoruz.

Böyle ortak çalışmalar şimdi çok daha önem kazanıyor.

“Politik Partiler Arası Diyalog. Organizatörler için Rehber”  başlıklı bir kitapta iyi planlamanın önemi vurgulanıyor, yapılacak işler detaylı bir şekilde anlatılıyor (4).

Arı kovanlarında işçi arıların %20 si, polen ve nektar kaynaklarının yerini bir dansla işaret eden arkadaşlarına aldırmaz, farklı yönlere uçarlarmış.

Ama bu serbest takılan arılar, yeni kaynaklar bulur, kovanın sürdürülebilirliğini sağlarmış.

Siyasi parti üyelerinin de % 20’si, ülkemizin selameti için, parti disiplininin dışında düşünmeye cesaret etmeli.

Obama’nın 2008 seçim sloganını tekrarlayalım: “Evet, yapabiliriz!”.

***

“Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar”

Namık Kemal (Gerçeğin ışığı, fikirlerin çarpışmasından doğar)

***

(1) Muriburiland kukla gösterisi ve şarkının sözleri: https://youtu.be/3lMTn4oE_X8?si=gqRYd9x_vX4CIhDL

Muriburiland’da savaş yok

Muriburiland’da sosyal farklar yok

“Genç şehirli” kültürüne karşı yalnız bir ozan

Muriburiland’da ceylan, kaplanla arkadaş

Muriburiland’da sarhoşluk yok

Muriburiland’da herkesin bir evi var

Kâr yerine dayanışma var

Muriburiland’da kedi, fareyle arkadaş

(2) Mv. İlhami Aygün’ün videosu: https://www.facebook.com/reel/811464617991982

(3) https://de.wikipedia.org/wiki/Deliberative_Demokratie

(4)“Mini Model Parlamento” girişimi örneği: (https://habertrak.com.tr/kose-yazisi/mini-model-parlamento-h122413.html),

(5) Partiler Arası Diyalog kitabı: https://www.idea.int/publications/catalogue/political-party-dialogue-facilitators-guide

 

Yazarın Son Yazıları
Marka Flower Çiçekçi