Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Tarihi Hoşköy Hora Feneri, bırakın gereken ilgiyi görmesini, birçok aydınımız, yöneticimiz yerini, öykülerini bile bilmiyor. Tekirdağ kültürüne, tarihine bu kadar çok ayıp yapılmasını dün de kınıyordum, bugün de kınıyor, anlamakta zorluk çekiyorum…
Barış Manço’nun bir şarkısı var; “ Eski adamlar doğruyu söylemiş/Bir çiçekle bahar olmaz/Kişi kendini bilip sağa sola sormalı/Can pazarı bu oyun olmaz” mısralarıyla devam eden, belki de bizim kültürümüzün en güzel sözcük, uyarı sahnelerinden ve yaşama davet çağrılarından nağmeler…
Tekirdağ turizmi diye bir şey yok mudur var mıdır; sırf bu yüzden! Bir çiçekle bahar olmayacağını bile bilmeyen aydın, yönetici ve çakma aristokratlar yüzünden… İki aylık deniz turizminden ne aldıysan onla var olmaya çalışan turizmi; sadece otel, motel, pansiyon gören esnafımızın da düşmüş olduğu kısırlık ve girdap çevrelerine bakmayı, görmeyi ve duymayı engelliyor gibi…
Denizimiz, dağlarımız, vadilerimiz, insanımız, yollarımız, huzurumuz var ama12 ay devam eden TURİZM yoktur? Cevap verecek insanımız var mıdır? Kent Konseylerimiz ne yapıyor? Tekirdağ Milletvekilleri fotoğrafa girmekten öte gidemiyorlar; onlar nerede?
Oysa Tekirdağ Hoşköy HORA FENERİ tam da mitolojinin, antik yolların, bağ ve bahçelerin, Zeus ile kızı Athena’nın sohbet ettikleri tepelerin hemen kıyıcığında duruyor. Bazen onların sohbetlerine Zeus’un kardeşi deniz ve deprem tanrısı Poseidon da katılıyor.
Turizmin baş ilkelerinden birisidir; TANITIM… Tanıtma kabiliyeti olmayan kurum ve kuruluşlarımızın nazik beceriksizlikleri; “ Kervan yolda düzelir “ mantığı ile iç içe geçmiş gibi görünüyor…
Mavi Bayrak unvanı almakla övünen, temiz kıyılarımız için büyük emek harcayan Büyükşehir Belediyemiz, bölgenin kaderini değiştirecek Hora Feneri’ni yok sayıyor. Kıllarını bile kıpırdatmıyorlar. Ya Turizm ve Kültür Müdürlüğümüz? Tarihi fenerden haberleri mi yok? Yolunu, izimi, öykülerini mi duymadılar?
Bir kez daha yazalım, bir kez daha haykıralım o zaman; eğitimci, sanayici, şair ve yazarımız Öksel DEMİR’İN duyguları, Hora Feneri denen efsaneyi nasıl anlatıyor bir kez daha duyuralım;
“Hora Feneri
Gitmek kaldı yine bize.
Bir denizi, bir denize taşımak
Bir kenti bir kente…
Gün yangını vurdu teknemize
Yağmur altında bütün sonbahar rıhtımları…
Gitmek kaldı yine bize,
Serin, esmer sulara düşmek
Toka edip serenimize ayışığını.
Denizlerin döllediği bir kısraktır ayışığı
Gece gibi doğurgandır.
Esmer bir çocuğun kocaman gözleri yüreğimizde…
Gitmek kaldı yine bize,
Soyağacını yazmak sevdaların
Kavgaların ve acıların…
Serin ve çağıltılı suyu gibi boğazların
Bir yaşamı bir yaşama taşımak
Bir denizi bir denize…”
Yazdıklarımı bir kenara bırakalım bir süreliğine. Tekrar Hoşköy Hora Feneri’ne dikkat çekmek isterim. Nihayet Kıyı Emniyet Müdürlüğü tarihi feneri kiraya vermiş. Ünlü bir isme, Didem Çapa’ya on yıllığına kiraladığını duydum. Didem Çapa da buraya ünlüleri getirecekmiş!
Sordum soruşturdum ama tam olarak burada ne yapılacak, Tekirdağ’a, çevremize ne kadar katkı sağlayacak; bunu zaman gösterecek… Yine de tarihi fener için, bölgemiz için umutlanmaya, devam edeceğim; en küçük kırıntıyı bile başarı, ilerisi için bir tohum olduğunun düşlerine kapılarak umut tazeliyorum…