Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Sizce, bir ülkenin gençliğinin geleceği kimlere emanettir? Birçok okurumun, “Öğretmenlere. ”cevabını vereceğini düşünüyorum. Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözü de bu cevabı doğruluyor.
Toplumun eğitimi kadar sağlığı da önemlidir. Bir ülkenin geleceği üzerinde, en büyük etkisi olan iki büyük hizmet; eğitim ve sağlık devletin kontrolünde olmalı. Özel veya birkaç yetkilinin tekelindeki eğitim ya da sağlık sistemi, gelecek nesilleri, birkaç kişinin deneme tahtasına çevirmek dışında bir işe yaramıyor.
Daha da kötüsü, özel sağlık ve eğitim kurumları, hastaları ve öğrencileri birer müşteri olarak görüyor. Amaçları, gelişmek veya büyümek değil; tamamen para.
*** Sağlık sisteminin özelleştirilmesi, sayısız problemi beraberinde getiriyor. Sağlığa kavuşmanın, insan hayatının maddi bir bedeli olmamalı. Emin olun ki, üç kuruş için insanları sağlığından edecek bir sürü hastane patronu var. Sağlığın özelleştirilmesi, insanların hasta olmasını engellemiyor. Unutmayın, özel sektöre göre her hasta aynı zamanda bir müşteri. Müşteriler iyileştirilirse, müşteri olmayı bırakırlar. Bu yüzden, ilaçlar, sağlık hizmetleri bizleri iyileştirmek için yapılmıyor. Bizleri, tedavinin işe yaradığına inandıracak ancak tedavi almaktan vazgeçtirmeyecek kadar iyileştiriyor. Böylece, iyileşmek yerine devamlı müşteri oluyoruz.
Özel sağlık kurumlarının devletleştirildiği takdirde, sağlıkçılar, ilaçlar, kimyagerler bizleri iyileştirecek. Bizleri, ömür boyu onlara müşteri bırakmaktansa; hastalıklarımızın geçmiş olması için ellerinden geleni yapacaklar. Şuanda gündemde olan yenidoğan çetesi olayı “Neden sağlık özelleştirilmemeli?” sorusunun en açıklayıcı cevabı. Yeni doğmuş bir bebeği, gelir kapısı olarak görebilecek kadar çürümüş bir zihniyetin yok olması için devlet elinden geleni yapmalı. Bu konu, siyaset üstü bir konudur.
***
Tamamen devlet kontrolüne alınması gereken bir diğer sektör: eğitim. Özel okullar, ülkemizin eğitimini çürütüyor. Öğretmenleri, yok sayıyor. Birkaç zenginin, bencil velilerin çocuklarına ırgat olarak görüyor. Kimi ticarethaneler, öğretmenlere asgari ücretten az olan maaşlarını bile vermiyor.
Öğretmenler ezilirken, öğrenciler de en kibar tabiriyle aptal yerine koyuluyor. Özel okulların reklamlarında, yüzlerce birinciliği olan, derece yapan öğrencileri görebilirsiniz. Bu reklamlar yüzünden, birçok kişi özel okullara kaydoluyor. Maalesef ki bu reklamların birçoğunun bir karanlık yüzü var; özel okulların reklamlarında gösterilen öğrencilerin hemen hemen hepsi, burslu öğrenciler. Burslu öğrenciler, özel okullardaki görevliler tarafından seçiliyor. Bazen de bursluluk sınavlarında üstün başarı gösteren öğrenciler, %100 burs kazanıyor. Bu tarz başarılı öğrencilere, özel okulların bir katkısı da yok. Bursluluk sınavından tam puan alan bir öğrencinin, sınavlarda da üstün başarı göstermesi gayet olası.
Özel okullar, adaletsizliğin daniskası. Özel okullar, yazılı sınavlarda bolca not şişiriyor. Normalde sınıfta kalacak öğrenciler, takdirler, onur belgeleri ile mezun ediliyor. Devlet okullarındaki öğrencilerin çabaları, yok sayılıyor. Özel eğitim, nesilleri kalpazanlaştırıyor. Özel okul öğrencileri, her şeyin para ile halledilebileceğini düşünüyor, devlet okulu öğrencileriyse “Param olmadığı için çabalamama gerek yok, her türlü kaybedeceğim.” psikolojisiyle pasifleşiyor. İki tarafın öğrenciside, emek harcamaktan kaçınıyor.
***
Bir işe, para girince olmuyor. Hele ki eğitim ve sağlıkta özelleştirme, yozlaşmayla sonuçlanıyor. İnsanı insandan üstün görmeye ve daha da acısı parayı insandan üstün görmeye, son vermek gerekli.