Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Geçtiğimiz günlerde, Köy Enstitülerinin 85. yıldönümü anıldı. Köy Enstitüleri, her ne kadar unutturulmaya çalışılsa da asla unutulmayacak. Köy Enstitüleri ve onların bu halka kazandırdıkları, nesiller boyunca birikecek, aktarılacak. Ülkemizin, hele ki kırsal kesimin, aydınlanmasında Köy Enstitülerinin ruhu hala devam ediyor.
Eğitimin günümüzde bile ulaşılamayacak kadar nitelikli verildiği, ‘ezber makinesi’ değil, cehalete karşı en büyük çare olan öğretmenlerin yetiştirildiği enstitülerdir, Köy Enstitüleri.
Her Köy Enstitüsü mezunu, gayet nitelikli, doğru doktrinlerle yetiştirilmiş, kültürlü, sanat ile iç içe ve aynı zamanda köy halkının tamamını eğitebilecek, çağdaşlaştırabilecek kapasiteye sahip öğretmenlerdi. Bu yazımda da sizlere, Köy Enstitülerinden mezun olmuş ve büyük işler başarmış 3 kişiden bahsedeceğim.
***
İlki, daha önceki yazılarımda da bahsettiğim; Cumhuriyetimizin örnek öğretmenlerinden Fakir Baykurt. Fakir Baykurt’un bu ülkeye kazandırdıkları saymakla bitmiyor. Çocukluk yaşlarında, işçilik yapan sonrasında da Köy Enstitüleri sayesinde bu ülkeye birçok şeyi kazandıran kişidir Fakir Baykurt. Fakir Baykurt, ‘köy edebiyatını’ özellikle de ağa-maraba ilişkisini içeren eserlerin öncüsüdür. Ayrıca Fakir Baykurt ve diğer öğretmenlerin sendikal haklarına kavuşması için o dönemlerde yaptığı çalışmalar, bugün ülkemizin en güçlü öğretmen sendikası Eğitim-Sen’e kılavuzluk etmekte.
Bilinen kişilerden bahsetmek yerine, ikinci sıraya muhtemelen ilk defa duyacağınız bir ismi koymak istedim. Belki tarihte ismi buğulu kalabilir ancak tarihe bıraktığı iz asla silinemez. Bahsettiğim kişi, Talip Apaydın. Ankara doğumlu Talip Apaydın, köylülerin tarımda makineleşmenin yarattığı sınıfsal sorunlar ile alakalı yazılarıylada öne çıkıyor.
Araştırmanızı önerdiğim bir diğer kişi ise Mehmet Başaran. Kendisi, birçok türde eser verse de en çok şiirleri ile tanıdığımız bir sanatçı. Aynı zamanda Köy Enstitülü. Kendisi, birçok eserinde köylülerin mücadelesine değiniyor. Bunu, şiirsel bir dille anlatıyor.
***
Değerli okurlarım, bu üç önemli kişinin hayatlarını yahut biyografilerini bu yazıya sığdırıp, sizleri araştırma hevesinden mahrum bırakmak istemedim. Fakir Baykurt, Talip Apaydın ve Mehmet Başaran’ı anlamak için Köy Enstitülerinin felsefelerine bakmanız, kavramanız gerekli.
Unutmayın, çağdaşlık eşittir şehir hayatı; geri kalmışlık eşittir köy hayatı diye düşünmek, bizlere çok şey kaybettirir. Emin olun ki bu güzel memleketin köyleri, birçok aydın çıkartabilecek kapasitede. Emek her yerde, emekçiler her yerde, emeğine sahip çıkanlar da her yerde olmak zorunda.
Bunu sağlamak Köy Enstitülerinin hedefiydi ancak halkın bilinçlenmesini, çağdaşlaşmasını, aydınlanmasını istemeyenler tarafından kapatıldılar. O günlerde o imkansızlıklara rağmen, köylerden nice aydınlar nice başarılar çıkıyordu.
Günümüzdeyse Köy Enstitülerinin hedeflerine karşı çıkanlar, tam tersini yapanlar kazandı. Köyler; sütünü, yumurtasını şehirden alanlar, köy görmemiş miras meraklıları, bir yıl sonra uğramayacak beyaz yakalılar ve de en kötüsü tarikatlar ile doldu taştı. Dünyanın en verimli topraklarındayız ancak birçok gıda ürününü dışarıdan alıyoruz. Bunun tek sebebi, Köy Enstitülerinin kaldırılması desek yanlış olmaz. Sizce günümüzde Köy Enstitüleri olsaydı, kırsal kesim bu kadar göz ardı edilebilir miydi?
Maalesef ki, Köy Enstitüsü bilinci her geçen gün yok oluyor. Buna izin vermemeliyiz ve köyleri, tekrardan kolektif bir felsefe ile Köy Enstitüsü doktrini ile yeniden inşa etmeliyiz.