Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Hemen hemen her sene asgari ücret aynı şekilde belirleniyor. Asgari ücret yönetmeliğine göre; asgari ücret belirleme komisyonu, işçileri temsilen en büyük sendikadan 5 temsilci, 5 adet hükümet yetkilisi, 5 patron temsilcisinden oluşuyor. Komisyonda asgari ücretin belirlenmesi için 10 temsilcinin onay vermesi yetiyor.
Yine hemen hemen her sene, sendika temsilcileri kimilerine göre sendika ağaları bu komisyonu terk ediyor; patronlarla hükümet yetkilileri asgari ücreti, işçileri temsil eden hiçkimse yokken belirliyor. Asgari ücret komisyonunda yer alan ve işçiyi temsil ettiği iddia edilen beş kişi, salonu terk ettiği için asgari ücretin kaç para olduğunu televizyondan öğreniyor.
Bu sistem, hatalı. Sendika temsilcileri, bu sisteme karşı çıksa da, patronlarla yüzleşmekten kaçınıyor. Sizlere sormak istiyorum: İşçiyi temsil eden bir grubun görevi, hele hele milyonlarca insanın alın terine bedel biçerken, masayı terk etmek midir?
***
Asgari ücret komisyonundaki sendika temsilcilerini, pasif buluyorum. Asgari ücret belirleme toplantılarında, masayı terk etmektense mücadele etmeliler ve konuşmalılar. Bazıları, sendika temsilcileri konuşmalarına rağmen umursanmadıklarını söylüyor ancak umursanmak yine sendikaların elinde. KESK ve DİSK’e bağlı sendikalar, en ufak anlaşmazlıkta iş bırakma kararı veriyor ve haklarını alana kadar da mücadele devam ediyor. Her ne hikmetse, en kritik konumlardaki sendikalardan böyle bir aksiyon göremiyoruz.
Aynı sendikalar, asgari ücret belirleme komisyonunda söz hakkı alamamaktan da şikayetçi. Tekrardan sormak istiyorum sizlere: İşçiye söz hakkı vermeyen kişi dinlenir mi? Sendika temsilcileri, işçiye söz hakkı vermeyenler konuşurken, konuşmacının sözünü kesmeli, sırtını dönmeli. Toplantının işleyişine, işçi önemsenmediği takdirde engel olmalı. İşçi temsilcileri, mücadelesini toplantıda etkin rol oynayarak göstermeli, kaçarak değil!
Kabul ediyoruz, asgari ücret tespit komisyonunun yapısı değişmeli ancak bu bize verilen bir hak olmayacak, hiçbir zaman olmayacak. Komisyonun yapısını değiştirmek, söylemekle olmaz. Bunu en çok da sendikalar bilmeli: Hak verilmez, alınır!
***
Patronlar, işçilerin güçsüz olmasını istiyor. Alın terimize bedel biçerken, bizlerin olmamasını istiyor. Toplantıyı terk etmek, patronların işine geliyor. Ayak bağı olarak gördükleri sendikalar, gitsin istiyorlar.
İşçi temsilcilerinin, patronların istediğinin aksini yapmak yerine patronların tam da istediği şekilde hareket etmeleri ‘sendika ağalığı’ tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Tabii asgari ücret komisyonunda defalarca yer alan TÜRK-İŞ’in, büyük başarılara imza attığı için ‘sendika ağalığı’ tartışmalarının yersiz olduğunu düşünüyorum. 78 günlük TEKEL grevi, Çatalca direnişi ve benzeri başarılara imza atan bir sendikanın hakkını yemek doğru olmaz. Bizimki, “Dost acı söyler.” eleştirisi.
***
2026 senesinde işçilerin yaşanabilir ücretlere kavuşması gerektiğini düşünüyorum. “Asgari ücret sence ne kadar olmalı?” diye soracak olursanız, yılda en az 4 defa ara zam yapılması, 1 Mayıs’ta 1 maaş ikramiye zorunluluğu ve haftada 40 saat çalışma kaydıyla en az 50 000TL olması gerektiğini düşünüyorum.
Bu sözleri, tecrübesiz bir 19 yaşındaki genç olarak değil; ömrü boyunca yorgancılıktan tamirci çıraklığına, hamallıktan garsonluğa kadar birçok işte çalışmış ancak bir günlük yövmiyesini eline aldığında “Parayı buldum!” sevincini yaşayamayan bir çocuk işçinin deneyimiyle söylüyorum. Kalın sağlıcakla!