Reklam

BİR VATANDAŞLIK HİKAYESİ: BÖLÜM 3

Yayınlama: 08.03.2026
A+
A-

Yarın sabah Nuri, güne yine otobüsle başladı. İş yerine vardığında ilk işi, arkadaşının masasındaki bilgisayarı açıp randevu almayı denemekti ancak karşısına bir engel daha çıktı. Sistem güncellemesi vardı. Ekranda kocaman bir yazı: “Sayınvatandaşlarımız, sistemimiz 09.00-13.00 saatleri arasında güncellenecektir.” Saat tam 09.03’tü. Nuri’nin sabrı taştı ama yapacak bir şey yoktu. Dört saat boyunca ne iş yapabildi ne de başka bir şey. Aklı fikri ehliyetteydi.
Öğleden sonra sisteme girdi, randevu aldı. Bu kez şanslıydı, randevu tarihi iki gün sonrayaydı. Nuri “Nasıl olsa evraklar tamam, bu kez işim olacak.” diye düşündü ama içinde hala bir kuşku vardı. İki gün boyunca her gece evrakları kontrol etti, imzaları saydı, fotokopileri düzenledi. Böyle yapmasa uykusu kaçıyor, eksiklerini düşünüyordu. Rüyasında bile evrakları gördü, tabii rüya işte; evraklardan birinin eksik olduğunu fark etti. Kan ter içinde rüyadan uyandı ve içinden “Oh be! Rüyadakiler eksikmiş sadece.” dedi.
Randevu günü geldiğinde Nuri, adeta bir asker misali hazırdı. Evrakları son kez saydı, sıraya girdi, kitabını okudu, yarım saat sonra içeri girdi. Memur, evrakları inceledi, tek tek onayladı, bilgisayara işledi. “Ehliyetiniz bir hafta içinde adresinize postalanacak” dedi. Nuri inanamadı. “Bu kadar mı?” diye sordu. Memur gülümsedi, “Bu kadar.” Nuri dışarı çıktı. Evrak işlerinin biteceğine bir türlü inanamıyordu.
Ah o bir hafta… Nuri için tam bir işkenceydi. Yarın da gelebilirdi, bir hafta sonra da. Kapı her çalındığında koştu. Beşinci gün dayanamayıp postaneyi aradı. “Ehliyetim nerede?” diye sordu. Karşıdaki ses, “Ehliyetinizin teslimatını sorgulama yapabilmemiz için ehliyetinizin üzerinde yazan seri numaranızı bilmeniz gerekiyor” dedi. Nuri’nin seri numarası yoktu çünkü ehliyeti yanında değildi. “Kolay gelsin.” deyip telefonu kapattı, yine beklemeye başladı.
Nihayet yedi iş günü sonra, iş çıkışı saatlerinde postacı geldi. Nuri zarfı açarken elleri titriyordu. Plastik kart, yepyeni bir fotoğraf, bir sürü hatıra, tatsız hatıra. Nuri arabasına tekrardan marş verdi, bir süre öylece oturdu. Arabasını özlemişti, ilk aldığında bile bu kadar heyecanlı değildi. Yola çıktı. Ama artık eski Nuri değildi. Her gördüğü devlet dairesine korkuyla bakıyor, her memur gördüğünde irkiliyor, her evrak gördüğünde terliyordu. İşe giderken bile yanında yarım düzine fotokopi taşıyordu. “Ne olur ne olmaz, bir evrak isterler.” diyordu. O günden sonra, Nuri’nin yaşantısı normale döndü ama olayın etkisi daima onunla kaldı.
***
Değerli okurlarım, toplam üç bölümden oluşan hikaye denememin son kısmını okuduğunuz için sizlere çok teşekkür ederim! Yazımla ilgili bir not düşmek isterim: Bu yazı, tamamen hayal ürünüdür. Ülkeler, kişiler ve kurumlar gerçek değildir. Asla ama asla gerçek olaylardan esinlenilmemiştir ve esinlenildiği iddiası teklif dahi edilemez! Bu bölüm de dahil tüm bölümleri www.habertrak.com.tr üzerinden okuyabilirsiniz.
-SON-

Marka Flower Çiçekçi