Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Tekirdağ’ın duyarlı insanlarını gönülden alkışladığım gibi, onlara büyük saygı da duyuyorum. Şehirle kurdukları bağ; burada doğmuş olmalarından değil sadece… Burada yaşıyor olmalarından, bu toprağa, bu memlekete, bu vatana duydukları saygıdan ötürü…
Dün, yine böyle duyarlı vatandaşlarımızın yapıcı hatırlatmalarını dinledim. Gülümseyerek… Hatta biraz da acı acı gülümseyerek…
Birkaç yıldır aynı uygulama sürüyor. Özellikle belli etkinlik zamanlarında, Süleymanpaşa sahilindeki çöp kovaları apar topar kaldırılıyor. Büyük emek harcanıyor. Görevliler geliyor, kovalar sökülüyor, taşınıyor; sonra da tekrar yerine getiriliyor.
Sebep?
“Güvenlik…”
Tam da burada insan kendi kendine sormadan edemiyor; güvenlik böyle mi sağlanır? Kötülüğün niyeti kötülük yapmak olduktan sonra, sadece çöp kovalarına mı bırakır kendini? Bugünün dünyasındaki kötülük, yöntem bulmakla hiç zorlanmıyorken; koskoca sahilin güvenliği çöp kovalarını kaldırmaya mı kaldı?
Hemen sonra; çöp sepetleri kaldırıldıktan sonra ortaya çıkan manzara ne olacak? Rüzgârla oradan oraya savrulan kâğıtlar… Bank diplerinde biriken yiyecek artıkları… Günlerce bekleyen çöpler… Sinekler… Kokular… Yaz sıcağında ağırlaşan çöp görüntüleri…
Bunlar çevre sorunu değil mi? Bunlar halk sağlığı meselesi değil mi? Vatandaşlar haklı olarak soruyorlar:
“ Şimdi de çöp terörü mü başladı?”
Belki sert bir cümle; ama halkın içinde biriken bıkkınlığı anlatıyor. Bir başka mesele daha var. Bu ülkede bir uygulama başladı mı, sanki sonsuza kadar sürmek zorundaymış gibi davranılıyor. Hiç kimse dönüp yeniden düşünmüyor. Şartlar değişmiş mi? Teknoloji gelişmiş mi? Güvenlik anlayışı dönüşmüş mü? İstihbarat güçlenmiş mi? Bunları sorgulayan pek çıkmıyor.
Tamam, bir dönem terör örgütleri çöp kovalarını kullanıyordu. Kimse bunu inkâr etmiyor. Fakat bugün güvenlik sadece metal kovaları ortadan kaldırmakla sağlanacak kadar basit mesele değildir artık. Güçlü istihbarat, dikkatli takip, teknolojik denetim ve olay daha başlamadan önlem alma meselesidir asıl güvenlik…
Kaldı ki güvenlik güçlerimizin bu konuda ortaya koydukları başarı da ortadadır. Hal böyleyken, yaz boyunca sahili çöp içinde bırakan bu “kaldır-tak” düzeninin kime ne faydası var?
Bunca emek… Bunca çalışan… Onlar işlerini bırakıp sürekli kova mı taşımalı? Yoksa gerçekten ihtiyaç duyulan mahallelere, sokaklara, parklara mı yetişmeli?
Duyarlı Tekirdağ insanları tam da bunu sorguluyor. Birçok konuda sorup cevap alamadığımız gibi, cevap vermesi gerekenler, vatandaşı önemseyenler susuyor. Çünkü susmak en kolay ve masrafsız… Ama şehirler böyle yönetilemez…
Bir uygulama şikâyet üretiyorsa, vatandaş aynı konuda tekrar tekrar konuşuyorsa, ortada gerçekten düşünülmesi gereken mesele vardır. Tekirdağ insanı da tam bunu istiyor:
Kavga değil… Suçlama değil… Biraz akıl… Biraz esneklik… Biraz ortak çözüm…
Belki basit kovalar yerine kontrollü sistemler… Belki daha güvenli tasarımlar… Belki belli noktalarda sıkı denetim uygulamaları… Çözüm, istenirse bulunur.
Yine, dürüstçe vatandaşın gözüyle soruyorum: Sahilin güvenliği gerçekten de çöp kovalarını kaldırınca mı sağlanıyor; yoksa sadece eski bir alışkanlığı mı sürdürüp duruyor muyuz?
Son sözüm: Şehirler susan insanların eliyle değil, konuşan insanların eliyle güzelleşir.