Reklam

Basılı Metinler Elimizden Kayıp Gidiyor

Yayınlama: 12.08.2025
A+
A-
Beni yakından tanıyanların ve okurlarımın bildiği üzere ben bir garsonum. Bu yazımda, sizlere garsonluk yaparken yaşadığım bir anıyı anlatacağım. İş yerinde sıcak bir vardiyadaydım. Ortalık bomboştu. Bir aile, soluklanmak için oturdu. Sipariş almak için yanlarına gittim. Masaya oturanlar Almanya’da yaşıyorlarmış; Türk olduklarını düşündüğüm bu aile, Türkiye’yi 15 yıl sonra tekrar ziyarete gelmişler. Siparişlerini verdiler ve getirdim. Sonrasında, bana sorular sormaya başladılar. Gezilecek yerler, yemekler ve benzeri. Dilim döndüğünce cevapladım. Dikkatimi çeken iki tane daha soru vardı: “Burada kitapçı var mı?” ve “Nereden dergi satın alabiliriz?”
Belli ki ailecek okuma alışkanlıkları vardı. Şehrimizde, bir zincir mağaza hariç başka kullanılmamış kitap satan kitapçı yok. Bazı mağazalar ve kırtasiyeler, normalde sattığı ürünlerin yanında, ağırlıklı olarak çocuk kitapları satıyor o kadar. Zincir mağazayı söylemek istemedim, onlar sordular ancak sonra boykot ettiklerini söylediler ve “Başka mağaza var mı?” diye sordular. Avukatlar sokağındaki sahafı tarif ettim. Bu sefer de “Türkiye’deki güncel meşhur yazarlar kimler?” diye bir soru sordular. Cahil gibi gözükmemek için birkaç isim saymıştım ancak bu soruyu cevaplarken fark ettim ki ülkemizde sokaktan geçen herkesin tanıdığı popüler bir yazar yok.
Gelelim, sordukları diğer soruya “Nereden dergi satın alabiliriz?” Ailenin, 15 sene önce buraya uğradığını düşünürsek 2010 yılında uğramış oluyorlar. O dönemin Tekirdağ’ını bilmiyorum. 2010 yılında daha 4 yaşındaydım. Zannımca, o yıllarda bakkallar ve tekel bayiilerinde kolaylıkla dergi bulabilirdiniz. Şimdi ise bırakın dergiyi, bazı bakkallar gazete bile satmıyor.
***
Anlayacağınız, ülkemizde basılı yayınlar yok olup gidiyor. Bence bunun iki sebebi var: İlki tüketim kültürümüz, ikincisi ise desteklerin azalması. Tüketim kültürümüz, son yıllarda fazlasıyla değişti. Önceden, gündemden anında haberimizin olması için yine bir çaba sarf etmeniz gerekirdi. Mesela televizyon izlemek istediğinizde anteni ayarlamak, doğru kanalı seçmek, haberlerin başladığı saati beklemek gibi gibi. Şimdi ise anında haber almak çok kolay, telefonu açtığımız gibi hiçbir çaba sarf etmeden hatta haberi aramadan haberler direkt önümüze düşüyor.
Bu ‘haberi aramak’ yerine ‘haberin karşımıza çıkmasını beklemek’ yaklaşımı, ister istemez okuma alışkanlığımız da değiştiriyor. Dergileri, köşe yazıları ve benzeri metinleri okurken, okuduğumuzu sorguluyor, düşünüyoruz. Araştırmak, bilgilenmek, kültürlenmek için okuyoruz. Sosyal medyadaki haberleri ise aramıyoruz bile, onlar karşımıza çıkıyor. Anlık bir tepki veriyor ve genellikle üzerine düşünmeye vakit bile kalmadan diğer paylaşımlara geçiyoruz. Sosyal medyadaki döngüyü çok fazla tekrarlayan okurlar, metin okuduğunda sorgulama alışkanlığı kaybediyor. Bir daha basılı metin satın almak, okumaya vakit ayırmak, okuduktan sonra üzerine düşünmek yerine, telefondan haberlere bakıyor o kadar.
Desteklerin azalmasını, okurların azalmasına da bağlayabiliriz ancak bunun dışında başka bir etken var. Reklam verenler, artık basılı metinlere reklam vermek istemiyor. Birçok dergi, gazete ve benzeri basılı yayın satışlardan değil reklamlardan geçinir. Reklamlar olmazsa, devamlılığını sürdürmekte zorlanır. Tabii, basılı metinlerin okurlarının sayısı az ve reklam vermesi pahalı olunca, reklamverenler buralara değil de sosyal medyaya reklam veriyor. Bu da basılı yayınlara büyük zarar veriyor.
***
“Ne yapmalı? Gazete ve dergiler, ekranlar ile mücadele edemiyor.” Dediğinizi duyar gibiyim. Sanırsam, yapabileceğimiz bu haksız rekabette bile direnmek. Sosyal medya gibi anlık tepki oluşturup sonrasında sönen yahut algımızı başka yere çeken bir platform, sorgulayarak okuduğumuz basılı metinlerin yerine geçmemeli.
Marka Flower Çiçekçi