Reklam

ŞEHİR PLANLAMASI…!!?

Yayınlama: 23.07.2024
A+
A-

Karşıdan karşıya geçerken yapmamız gereken şeylerin sıralaması belli. İlk sağa sonra sola bakarsınız, yolun boş olduğunu kontrol edersiniz, müsaitse arabaların yollarının olduğu seviyeye iner ve yaya geçidinin tam ortasında tekrar sağa bakıp, kaldırımın karşı tarafına geçersiniz. Alışılagelmiş olan bu karşıdan karşıya geçme stili beni rahatsız ediyor. Birçok kişinin de ölümüne sebep oluyor.


Trafik planlaması yaparken, belediyelerin ve karayolları müdürlüklerinin, aşağı yukarı üç seçeneği var. Seçeneklerden biri, ülkemizde yaygın olan Amerikan tarzı şehir planlaması, motorlu araçların yayalardan daha önemli olduğu bir şehir planlamasına, Amerika tarzı diyebiliriz. Bir başka seçeneğiniz ise, Hollanda tarzı şehir planlaması ana ulaşım seçeneğinin yürümek ya da bisiklet olduğu bir şehir planlaması yapabilirsiniz. En son seçenek, toplu taşımanın ana ulaşım aracı olduğu, Japonya tarzı şehir planlaması. Benim desteklediğim, arabaların olabildiğince az olduğu Hollanda tipi şehir planlaması.

Her şehir planlamasının, kendine göre eksiklikleri ve avantajları var. Amerikan tarzı şehir planlaması bence en kötüsü, buna rağmen en yaygın kullanılanı. Amerika’dan gelen her şeyde olduğu gibi, şehir planlaması da iyi olduğu için değil, şirketleri kar ettirdiği için tasarlanmış. Amerikan tarzı planlama, otomobil ve petrol şirketlerini zengin etmeyi, insan hayatından daha önemli görüyor. Amerikan şehirlerine bakarsanız, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Her defasında, 1 şerit eklemenin işi düzelteceğini düşünülerek yapılan 26 şeride (ABD’nin Texas eyaletindeki, Houston şehrinde bulunan KatyFreeway isimli otoyol, 26 şeritlidir ve trafiği çok fazladır.) kadar olan otoyolları gördüğünüzde, tehlikenin farkına varabilirsiniz.

Tehlike diyorum, sebebi çok bariz. İnsanlar, araba çarpması sonucu ölüyor. Bunu önlemenin yolları, şehir planlamasını Hollanda veya Japonya gibi yapmak. Böylece araba çarpması sonucu ölen insanların sayısını, büyük ölçüde azaltabilirsiniz. İstatistikler, bunu çok net gösteriyor. Nüfus farkından ötürü, üç ülkedeki araba kazasından ötürü ölüm sayısını söylemek saçma olur. Bu yüzden, her 100 000 kişi içinden kaçının motorlu araç kazasından ötürü öldüğünü yazacağım.

Amerika’da, 2020 yılında her 100 000 kişiden 11.10’u, motorlu araç çarpmasından ötürü ölmüş. Bisiklet ve yaya yolları ile ünlü Hollanda’da, bu rakam 2.83 kişi. Japonya için ise, 2.21. Kısacası, arabaların ana seçenek olmadığı ülkelerdedaha az insan ölüyor. Merak edenler için Türkiye’de bu oran 6.52 olarak açıklanmış.


Ölümleri azaltması sizler için yeterli değilse, arabanın ana seçenek olmadığı şehir planlamasının daha fazla avantajları var. İlki, yerel esnafı kazandırıyor. Bunun sebebi çok basit, sokaklar, otoparklardan daha çok insan taşıyor. Arabalar ile alışveriş yapmak demişken, Amerika’da gerçekten de arabanızdan inmeden alışveriş yapabileceğiniz restoranlar çok yaygın.Hatta, uzun zamanlardan beri o mekanlara restoran yerine ‘fast-foodshop’ (Türkçesi, hızlı yemek dükkanı), arabadan inmeden yemeğinizi alabileceğiniz kısma da ‘drive-tru’deniyor.

Arabaların önemsenmediği şehirlerin, bir başka avantajı da şehirlerin bir kimlik kazandırması. 3 şeritli yollardan oluşan sokaklara, ne yaparsanız yapın bir kimlik katmanız çok zor. Bu yüzden, size Kuzey Amerika’dan bir fotoğraf gösterildiğinde, fotoğrafın Amerika’nın neresinden çekildiğini anlayamazsınız. Aslında, fotoğraflar Amerika’dan bile olmayabilir. Zira Kanada’da da, benzer bir şehir planlaması uygulanıyor.


Yerel ekonomi için daha karlı, insanların daha az öldürüldüğü, pahalı mekanlara gitmeden sokaklarda kafamızı dağıtabileceğimiz, korkmadan gezebileceğimiz şehirleri kim istemez? Cevabı çok belli, çok uluslu şirketler. Çok uluslu şirketler, yerel esnafın kazanmasını hiçbir zaman istemez. Yerel esnaf, onlar için en büyük düşmandır. Uluslararası şirketler, o kadar gaddardır ki; yerel esnafın kazandığı 3 kuruşa göz dikerler, yerel esnafların hijyenik olmadığını iddia ederler, onları batırana kadar fiyatları uygun tutarlar, ülkenin yerel esnafını haksız rekabet ile yok ederler, yerel üretimi yok ettikten sonra da bütün bir ülkeyi kendilerine muhtaç kılarlar. Uluslararası şirketlerin, insanların ölmesi ile de bir sorunu yoktur. Amerikan bir fast-food şirketi olan McDonald’s, en ucuz hamburgerinin fiyatını arttırması ile Amerika’da yaşayan birçok evsiz açlıktan ölmüştür. McDonald’s’ın fiyat arttırmasının sebebi, parasının az olması değil, paraya olan doyumsuzluğudur. Ben, yapılan bu zamlar ile Orta Çağ’da yaşayan bir Kontun, para bulamadığını söyleyerek insanları öldürmesi arasında bir fark göremiyorum. Eğer uluslararası şirketlerin insanları öldürmesi ile bir sıkıntısı olduğunu hala düşünmüyorsanız, McDonald’s Gazze’de soykırım yapan katillere ‘%50 indirim’ ve İsrail Ordusuna günlük 4000 öğün yemek bağışlamakta. Üç kuruş daha fazla kar etmek için kullandığı, içinde neyin olduğu belli olmayan yağların, tonlarca koruyucu ve tatlandırıcının her yıl on binlerce (Belki daha fazla), insanın ölümüne sebebiyet vermesinden bahsetmiyorum bile. Bu ve bunun gibi şirketlerin, kar etmek için şehirlerdeki ulaşım imkanlarını değiştirmesi bana gayet olası geliyor.

 

Arabaların öncelikli olduğu şehirler, ironik bir şekilde en çok araba kullananlara zarar veriyor. Şehirlerimizin arabalara göre tasarlanması, arabalar dışında bir araç kullanmamızı engelliyor. Mesafeler yürümek için çok uzak oluyor, bisiklet sürmek için çok tehlikeli oluyor, toplu taşıma için çok maliyetli oluyor. Normalde, diğer alternatifleri kullanacak insanlar arabalara binmek zorunda kalıyor. Bu durumda, insanlar arabalara bindiği için trafiği arttırıyor. Araba trafiği, şehirlerin ekonomisine zarar veriyor. Ürünlerin gelmesini yavaşlatıyor, yerel dükkanların erişimini zorlaştırıyor. Yoğun trafik, araba sürmeyi sevenlerin ve araba kullanmak zorunda olan kuryeler, kargocular, dağıtımcılar gibi kişilerin işini fazlasıyla zorlaştırıyor.

Kar amaçlı yapılmış, şehir planlamaları hepimize zarar veriyor. Bu saçma şehir planlamasını durdurmak, bizim elimizde. Değerli okurlarım, sizlere önerim ara sıra arabanızdan inmeniz olacaktır. Arabalar gibi; çevreyi kirleten, insanların ölümüne sebep olan, bizlere gereğinden fazlasını veren araçları mümkün olduğunca kullanmayalım. Kısa mesafeleri yürüyerek gidelim, haftasonu vaktimiz olunca bisiklete binelim, ilçeler arası ulaşımda daha rahat ve daha iyi bir alternatif olan trenlere bir şans verelim. Böylece araba kullanımı azaltabilir, arabalara ayrılan şeritleri küçültebilir, sokaklarımızda rahatça yürüyebilir ve araba trafiğini azaltabiliriz.

Her yere araba ile gitmeyerek, şehir planlamasındaki sorunları rahatlıkla görebilirsiniz. Araba sürmeyi sevenler ve araba sürmek zorunda olanlar dışında, araba sürülmesinin önüne geçmek; bizler için en iyisi olacaktır. Kalın sağlıcakla…

 

Marka Flower Çiçekçi