Reklam

                                 TOZ PİRELERİ CİRİT ATIYOR

Yayınlama: 13.08.2026
A+
A-

 

 

 

Tekirdağ’ın kaderi midir, kirli caddeler, kirli sokaklar ve kirli sahil?

 

 

Bugün sahilde yürürken birkaç fotoğraf çektim. Tekirdağ’ın sahilinden, Rumeli İskelesi yürüyüş yollarından…

 

İlk fotoğrafta belediyenin çöp kutusu orada duruyor. Çevresine bakınca ise temiz bir kent görüntüsü yerine, zaman içerisinde; belki haftalarca birikmiş kirin izleri duruyor.

 

İkinci fotoğrafta ise yine yakın bölgenin kaldırımı görünüyor. Yere dökülmüş yiyeceklerin, içeceklerin, ayak izlerinin ve zemine işlenmiş kirin bıraktığı izler; insanı şehrinden soğutuyor…

 

Öyle bir noktaya ulaşmış ki sahilde temiz zemin arayıp da bulamayacağımı sanıyorum. Canımı sıkan da bu! Tekirdağ’ın kaderi midir kirli sokak, caddeler ve sahiller?

 

Rumeli İskelesi yapılalı henüz dört beş yıl oldu. Daha dün gibi hatıralarımızda duruyor; yeni yapıldığında yöneticiler defalarca kameraların karşısına geçtiler. Fotoğraflar çekildi, açıklamalar yapıldı. Yeni bir eser, yeni bir yatırım, yeni bir sahil şeridi kazanmıştık…

 

Tekirdağlılar olarak hepimiz sevinmiştik. Her taraf temiz, pırıl pırıldı. Defalarca övgü yazıları da yazdık.

 

Bir belediye hizmetinin ömrü sadece açılış töreni ve ondan sonraki birkaç yılla mı sınırlıdır? Size soruyorum; gölgeler içinde dolaşan temizlikle ilgili bölümlerin idarecileri?

 

Uygar dünyanın neresine giderseniz gidin; asıl belediyecilik açılışlar yapıldıktan sonra başlar. Yeni bir meydan düzenlemek, yeni kaldırımlar yapmak, yeni yolları düzenlemek önemlidir. Yapılanı temiz tutmak, bakımını sürekli yapmak, yıllar sonra da aynı özenli vatandaşına hizmet sunmak, bütün bu yapılanlardan çok daha önemlidir…

 

Hey; görür görmez, duyar duymaz yöneticiler; şehir denen, sahil denen yerler sadece açılış günleri yaşamıyor; her gün yaşıyor; her gün…

 

Gelelim Muratlı Caddesi’ne. Şehrimizin neredeyse ikinci ve en önemli caddelerinden ve en çok görmezden gelinen caddemiz! Orada, o caddenin kaldırımlarında çok başka bir Tekirdağ çıkıyor önümüze.

 

Toz… Kuruyan ve yerlerde bir orman örtüsü gibi görünen yapraklar… Öyle böyle değil; toz pireleri cirit atıyor dersek yeridir. Çınar ağaçlarını suçlayacak değilim. Tam tersine, çınar Tekirdağ’ın güzelliğidir.

 

Fakat ağaçlardan dökülen yapraklar zamanında temizlenmez ise, rüzgâr bunları tozla, toprakla bir güzel birbirine karıştırıyor. Sonra biraz da yağmur eklenirse üzerlerine ortaya bambaşka görüntüler çıkıyor. Muratlı Caddesi kaldırımlarında yürüyen bir insanın, kaldırım kültüründen iğrenerek, bir an önce kaçmaya çalıştığını söylemek isterim. Kaçmayanlar da artık, ümidi kesmiş, kanıksamış insanlardır…

 

Tekirdağ’ın sahille bağı olan, köprüsü olan birçok merdiven de aynı pisliğe, toza, kire teslim olmuş durumda.

 

Mesele, sadece sahil veya Muratlı Caddesi değil; aynı korkunç görüntü Hükümet Caddesi için de geçerli. Bu sokakları, caddeleri, kaldırımları yıkamak, temiz tutmak diye bir şey yok mudur? Bu yöneticilerin ruhlarıyla birlikte vicdanları da mı körleşmiş bir haldedir?

 

Bunları ilk kez yazmıyorum. Daha önce de yazdım. Temizliğin, bakım ve onarımın düzenli yapılmasının kaçınılmaz olduğunu, şehirlerin değişmez olan ana gerçeği olduğunu; yazdık ve yazmaya devam ediyoruz.

 

Ama aynı görüntüler daha de kötü, kirli, kırık dökük görüntüler karşımıza çıkmaya devam ediyor. Yine soracağım:

Yöneticilerimiz sahaya inmiyor mu?

 

Toz pireleri cirit atarken, biz hâla Tekirdağ’ın temiz bir şehir olduğuna kendimizi inandırmaya çalışmayalım.

 

Zaten, Tekirdağ güzelliğini göstermek için bizim iznimize de muhtaç değildir. O her koşulda sahiplenilmeye, sevilmeye yazgılı bir şehirdir; biz Tekirdağ’ı sevdiğimiz için durmadan dil döküyor, göz nuru döküyoruz; gaflet içinde yüzen sayın yöneticiler…

 

 

Marka Flower Çiçekçi