Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Birçoğumuz, düzenli olarak çeşitli metinler okuyoruz. Bilim, siyaset, din yahut eğlence içerikleri. Bu metinlerinlerde yazarların imzası var. Peki yazarlar ile okurlar, birbirlerine ne kadar benziyor? Bunu sorgularken şaşkınlığa kapılıyorum, bazen de anlam veremiyorum.
Kimi zaman, kimi türlerde yazarlar ile okurlar arasında sosyal statü, ekonomik denge hatta yaş ve giyim tarzı olarak hiçbir fark yokken bazen de yazar ile okurlar apayrı dünyaların insanları olabiliyor.
***
Bazı yazı türlerinde, yazar ile okurlar arasında büyük bir fark yok. Buna şu an okuduğunuz yazıyı örnek gösterebilirim. Ben, bir memur çocuğuyum, üniversite okuyorum ve de aynı zamanda çalışıyorum. Emekçi kesimdenim denilebilir. Büyük ihtimalle, bu yazımı okuyan sizlerin de benle ortak yönleri vardır. Düşündüm de, benim okuduğum metinleri yazanların çoğunluğu da az çok bana benziyor.
Benden ayrı olarak dini kitapları düşünün, büyük olasılıkla giyimleri bile aynı olan insanlar tarafından yazılıyor ve okunuyorlar. Kısacası, bazı metinlerin yazarları ile okurları birbirlerine inanılmaz derecede benziyor.
Politik yazılar da böyle, her iki tarafın da yazıları genellikle aynı taraf tarafından okunuyor. Solcular, ağırlıklı olarak solcuların yazılarını; sağcılar, sağ kesimin yazılarını okuyor. Bilimsel yazılar da, yazarlarının okurlara benzediği metinlere örnek verilebilir. Genellikle bilimsel makaleler, üniversitelerde okutuluyor ya da diğer bilim insanları tarafından okunuyor, araştırmalarda kullanılıyor.
***
Bazı metinlerin okurları ile yazarları arasında ise dağlar kadar fark var. Akla ilk gelen, felsefe. Felsefe okurları deyince; entelektüel davranan, kütüphanesinde ya da malikanesinde zaman geçiren, takım elbise giyen, yüksek derecede varlıklı kimseler akla geliyor. Felsefe okurları böyle ancak filozoflar genellikle çok düşük refaha sahip, fakir ve orta kesimden bile daha aşağı görünen ve davranan kimseler. Dışarıdan baktığımızda fıçıda yaşayan, çiğ ahtapot yiyen ve yaşadığı Helenistik Dönem’e göre bile ‘ilkel’ davranan filozof Sinoplu Diyojen, okurlarından çok farklı.
Sadece felsefe de değil; çok büyük ekonomi dergileri, ünlü milyarderleri konuk eden gazeteler ya da “Nasıl milyoner oldum?” kitapları; zengin, şirket sahibi ya da yönetici kimseler tarafından yazılıyor ancak okurları zengin olanlar değil zengin olma hayali kurup, kitaplarını okudukları insanların servetinin küsüratıyla geçinmeye çalışanlar.
***
Bu yazar, okur farkı neyden kaynaklanıyor bilmiyorum ancak merak ediyorum. Hele hele normalde birbiriyle alakasız gördüğümüz türlerdeki benzerlikler beni daha da şaşırtıyor. Bir ekonomi kitabı ile felsefe kitabının yazar-okur profili açısından ortak noktası olması ya da benim yazılarımla bir ilmihalin benzer yanlarının olması düşük bir ihtimal. Peki, bu durum sizce neyden kaynaklanıyor?