Reklam

                    KUMBAĞ’IN EN BÜYÜK SERMAYESİ HALKTIR

Yayınlama: 08.07.2026
Düzenleme: 08.07.2026 16:53
A+
A-

 

 

 

Pazar günü yine alışık olduğum, sevdiğim yerlerden birisindeyim; Kumbağ’da…

 

Gün, tam manasıyla yaz sıcağıyla çıtırdıyordu. Halk otobüsünden yine birkaç durak önce indim. Yürümek istedim, sıklıkla geldiğim yeri daha da iyi tanımak için. Bilirsiniz, bir yeri daha iyi tanımak için, onu yürüyerek okumak gerekir.

 

Yaz, Kumbağ’ın her köşesine yayılmıştı. Kış zamanının sessizliğini bildiğim için görünen manzara tam zıddıydı. Caddeler, sokaklar ve çocuk seslerinin yanında, sahile doğru yürüyen aileler, dondurma kuyrukları, esnafın telaşı… Her köşesinde yazın canlılığı yaşanıyordu.

 

Caddenin çam ağaçlarıyla doldurduğu gölgede tanıdık yüzü; Raşit Yavuz’i görünce gülümseyerek yanına gittim. Her zaman olduğu gibi işinin başındaydı. Yanındaki sandalyeyi gösterdi.”Otur, hoş geldin” dedikten hemen sonra hızlı adımlarla oradan ayrıldı. Birkaç dakika sonra ilinde iki soğuk hayranla birlikte döndü.

 

Ayranları açarken günü konuştuk. Yazı yaşamını konuştuk. İnsanı, sosyolojiyi konuştuk.

 

Raşit Yavuz’u yıllardır tanıyorum. Yaşadığı yere karşı yüksek sorumluluk hisseden insanların başında gelir. Düzeni, temizliği önemser. İyi hizmetleri alkışlar; eksik gördüklerini ise çekinmeden söyler veya yazar.

 

Söze yine yaşadığı yerin, Kumbağ’ın bir eksiğiyle başladı.

“Kumbağ halk plajı çok güzel düzenlendi,” dedi.

“Fakat şemsiye ve şezlonglar bütün sahili kaplamış durumda. Kendi şemsiyesiyle gelen insanlar yer bulmakta zorlanıyor.”

 

Bu konuşmalardan sonra kendi gözlerimle görmek için sahile yürüdüm. İnsan seli denize doğru akmaktaydı. Çocukların ellerinden tutan anneler… Omuzlarında katlanır sandalyesi olan babalar… Beş litrelik sular, yemek çantaları, şemsiyeler…

 

Görünen manzara şudur: Bir günlük deniz keyfi için neredeyse göç yolculuğu yapan aileler…

 

Bu görüntüyü sorgulamayan yöneticilere hep şaştım ve yine şaşıyorum. Acaba boynunu kuma gömmüş bu insanlar turizmi, sadece gelir elde edilecek iki aylık zaman olarak mı görüyorlar? Yoksa uzun yıllar ortaklaşa büyüteceğimiz bir kültür mü?

 

Her hizmetin maliyeti vardır. Belediyeler de gelir elde edecektir. Ama halk plajlarında küçük görünen kararlar, belki de, buraya gelecek insanların hafızasında bir devrim gibi iz bırakacak…

 

Kumbağ sahiline gelen insanlar göçebeler gibi yanında eşya almadan denize, kuma, güneşe gelemezler mi? Gelemiyorlar…

 

Çok makul ücretler ve belli alanların ücretsiz olması (gölgelik, şezlong ) nasıl bir görüntü oluşturur biliyor musunuz?

Aileler çocuklarının ellerinden tutarak, gülerek oynayarak gelirler. Buraya gelen her aile burada; denizden, kumdan, güneşten ve en önemlisi belediye hizmetlerinden mutlu olduktan sonra nasıl ayrılır acaba?

 

“Tekirdağ’ın denizi çok temiz. Orada hizmet anlayışı en az deniz kadar temiz.” Turizmin en güçlü reklâmı budur: İNSAN… İnsanın gönlünü kazanamazsanız Kumbağ kırk yıl içinde ileriye gideceğine; böyle geriye gider…

 

Kumbağ sadece yılın iki ayında bu hareketliliği yaşıyor. On binler geliyor ve bizler istersek bu on binlere yenilere katlanarak katılır. Böylesi bir fırsat sadece günü kurtararak değil, uzun vadeli hizmet kültürüyle yakalanır.

 

Bir kent misafirini rahat ettirdiği sürece büyür. Halkın plajlarına gelecek halk; yerli ve yabancı turistler sırtlarında onlarca yük değil, elini kolunu sallayarak gelmeye başladığı vakit; Kumbağ, kendi kaderini kendi elleriyle inşa etmeye başlayacaktır…

 

 

Marka Flower Çiçekçi