Reklam

              TEKİRDAĞ NEREYE KADAR BÜYÜYECEK?

Yayınlama: 07.10.2026
A+
A-

 

 

Tekirdağ, İmrenilecek Bir Şehir Olmalı

 

 

Tekirdağ büyüyor, bunu hepimiz görüyoruz. Dün tarlaların, bağların, boş arsaların bulunduğu yerlerde bugün binalar yükseliyor. Yeni yollar açılıyor, yeni mahalleler kuruluyor ve nüfus artıyor, şehir genişliyor.

 

Büyümenin kötü bir şey olduğuna inanmıyorum. Ama aklımdaki düşünceyi, soruyu da sürekli sormak zorundayım:

 

Tekirdağ nereye kadar büyüyecek? Tekirdağ’a kaç bina yapıldı; kaç kişi göç etti düşüncesinden öte bir şey merak ediyorum. Şehrimizin büyümesi sadece bina sayısı veya gelen, artan insan sayısıyla mı ölçülmeli?

 

Geçtiğimiz günlerde Tekirdağ’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi 18.Dönem Milletvekilimiz Av. İzzet Güneş Gürseler’in gönderdiği Ahmet Güneştekin imzalı yazı, bu soruyu daha da sorgulamamı sağladı.

 

Güneştekin, İstanbul Boğazı’ndan Anadolu uzanarak sahip olduğumuz şehirlerin güzelliklerine neden yeterince özen göstermediğimizi sorguluyor! Kıyılar betonlaşıyor, kaldırımlar işgal ediliyor, meydanlar kimliğini kaybediyor.

 

Anlaşılan mesele sadece Tekirdağ’ımız değil. Ama bizim şehrimizin de kendine özgü bir yüzü, bir duruşu var.

 

Denizi var, yamaçları var, bağları var. Ganosları, köyleri, tarihi mahalleleri, eşsiz gün batımları var.

 

Bunları kaybettikten sonra yeni binaların yanına, etrafına birkaç ağaç dikerek yeşili, doğayı koruduğumuzu sanmayalım!

 

Dünyada büyüyen şehirleri toprağıyla birlikte koruma çabaları ve örnekler var. Londra’nın Yeşil Kuşağı, şehrin çevresindeki açık alanları ve kırsalı koruyarak sınırsız yayılmayı frenliyor.

 

Fransa’nın başkenti Paris için de özel planlar yapılıyor. Yeşil alanları, iklim çevresini ve yaşam alanları, şehir planlarıyla birlikte uygulanıyor.

 

Sözünü ettiğim bu ülkelerin şehirlerindeki uygulamaları olduğu gibi, bire bir Tekirdağ’a taşımak zorunda değiliz. Ama bu soruyu her zaman aklımızda tutup gündemden düşürmemeliyiz:

Tekirdağ şehri nereye kadar yayılmalı? Tarım toprağı dediğimiz, ekilen biçilen araziler var. Hızla azalan arazilerden söz ediyorum. En iyi buğdayın, ayçiçeğin, kısacası soframızdaki ekmeğin ve yağın hammaddesi Tekirdağ toprağından üretiliyor.

 

Şehir büyüdükçe yeni yollar, yeni kaldırımlar, yeni kanalizasyonlar onunla birlikte büyüyorlar. Şehrin büyüdüğünü sanırken, şehrimizin yükü de hızla büyüyor.

 

Av.İzzet Güneş Gürseler’in yıllardır Tekirdağ’ın toprağı ve doğası üzerine verdiği mücadeleyi düşününce, bu sorunun yeni olmadığını anlıyor, biliyoruz.

 

Artık kaç bine yaptık diye soru sormak istemiyorum. Geriye nasıl bir Tekirdağ bırakıyoruz?

 

Çocuklarımız, torunlarımız bu şehrin kaldırımlarında yürüyecek, parklarında oynayacak, denizine girecek, bakacak. Onlara şehrin kültürünü, güzelliklerini kitaplar değil yaşadıkları öğretecek.

 

Tamam; Tekirdağ büyüsün. İnsanlar gelsin, işler olsun, hayatlar çoğalsın. Ama büyüdükçe kendi arazilerinden, doğasından eksilmesin.

 

Tarlasını, bağını bahçesini kaybederek, denizine arkasını dönerek büyümesin. İmrenilecek şehir, en çok binalara sahip olan şehir değildir.

 

Şehir insanlarının kaldırımlarında rahatça yürüdüğü, çocuklarına oynayacak yer bulduğu, çiftçisinin toprağını koruyabildiği, denize ulaşabildiği ve yarınların bugünden planlandığı bir şehirdir; imrenilecek şehir…

 

Tekirdağ’ın böyle bir şehir olması için şansı hâla var. Aslında yazımda ve yazılarımın birçoğunda anlatmak istediğim ana fikir çok basit:

 

Sadece Tekirdağ nereye kadar büyüyecek değil; büyürken ne kadar Tekirdağ kalacak geriye?

Marka Flower Çiçekçi