Reklam

         TEKİRDAĞ BÜYÜYOR, YA BİZ NE KADAR BÜYÜYORUZ?

Yayınlama: 21.09.2026
A+
A-

 

 

 

Tekirdağ büyüyor; hem de hızlı büyüyor. Tekirdağ Marmara’nın göç alan şehirlerinden birisi artık. Tekirdağ Süleymanpaşa’nın çevresi dün tarla, bağ, bahçe olan yerlerde bugün apartmanlar yükseliyor. Beş on yıl önce yeşil gördüğüm alanlarda şimdi beton ve çelik var.

 

Bu büyümeye sadece beton ve çelik diyip geçemeyiz. Hepsinin içinde yeni hayatlar yükseliyor. Yeni evler, yeni işyerleri açılıyor. Arsalar değerleniyor, inşaat sektörü kazanıyor. Toprak sahipleri kazanıyor, yeni gelenler, kendilerine yeni yaşamlar kuruyor.

 

Bütün bunlar şehrimizin büyümesini anlatan sözcüklerdir. Diğer tarafı nasıl ne durumda?

 

Şehir büyürken şehirde yaşayan insanların hayatı ne kadar büyüyor? Geçtiğimiz günlerde bir kır düğün mekânına gittim. Burası daha önce tarla, bahçe olan bir mülk! Bugün ise son derece güzel düzenlenmiş, ciddi yatırım yapılmış bir düğün alanı. Ticari açıdan bakıldığında oldukça başarılı bir yatırım. Belki de çocuklarına, torunlarına kalacak bir işyeri.

 

Gelmek istediğim yer düğünün kendisi değil, buradaki çok büyük otopark oldu. Alan yeterince büyük olduğu için, neredeyse yüzlerce araçla dolmuş taşmış vaziyetteydi.

 

İnsanlar şehirden çıkıp buraya gelmişler. Sadece düğünün, düğün sahibinin hatırına olmakla beraber biraz çimen görmek de var işin içinde. Biraz ağaç görmek, biraz gökyüzü, çocuklarına biraz nefes aldırmak da var… Bazıları da şehir yaşamının içinden birkaç saatliğine de olsa sıyrılmak, biraz kendine gelmek için olabilir mi?

 

Burada tuhaf bir durum yok mu? Gelin birlikte inceleyelim bu tuhaflığı. Şehrimiz büyüdükçe insanlar, doğaya ulaşmak için daha fazla zaman ve para harcamaya başladı.

 

Tıpkı köyleri terk ettikten, köy ezikliğinden sonra; köy yumurtası, köy ekmeği, köy tavuğu, köy insanı aranır hale, neredeyse nesli tükenir hale gelmesi gibi bir şey…

 

Dün bağ olan yerlerde şimdi kır düğünleri yapılıyor. Birçoğunun içinde o bağları hatırlatan ceviz, erik, incir ağaçları sessizce süzülüyor.

 

Şehrimizin; Tekirdağ’ın içindeki düğün salonlarının önünde araçlar neredeyse üst üste yağılıyor. Hafta sonu zaten sıkışan araç trafiği, düğün saatlerinde tam bir kargaşa yaşanıyor. İnsanlar birbirine girdi girecek, tam da sınırda yaşanıyor…

 

Bir düğün bitiyor; trafik kilitleniyor. Bir başka düğün başlıyor; sokaklar tıkanıyor…

 

Sonra da hep birlikte; “ Tekirdağ trafiği neden böyle? “ deye birbirimize söylenip duruyoruz. Yaşanan trafik sorunları sadece araç sayısıyla mı ilgilidir? Hayır; şehir büyürken, yeni yerler yapılırken, bazı şeylerin planlanmadığı, üzerinde durulmadığı veya önemsenmediği anlaşılıyor.

 

Neredeyse her şey birbirinden kopuk bir halde; konutlar başka yerlerde, yeşil alanlar başka yerde, oto parklar, düğün salonları da öyle… Kaç düğün salonunun otoparkı var?

 

Bir yaman çelişki daha var; şehrimizin içerisinde neredeyse tam manasıyla özgün bir koruluk, yeşil alan bulamazken, doğanın içinde ise yeşil alana sahip düğün salonları arıyoruz…

 

Demek ki insanın ihtiyacı yene aynı! Betonun içinde yaşasa da betonun içinde kalmak istemiyor. Ya çocuklar? Kim bilir kaç çelişkinin arasında sıkışmış bir halde; koşmadan, yorulmadan, doğru dürüst kahkahalar atmadan yetişkin hale geliyorlar.

 

Dünün çocukları bağların kenarında oynuyorlardı. Ağaçlardan meyve koparıyorlardı. Bugünün çocukları ise betonların arasında büyüyor. Ağacı biliyorlar bilmesine ama ağaçların altında geçirilen bir çocukluk bilemiyorlar…

 

Yatırımlara karşı değilim. Kimsenin ekmeğiyle oynamak da istemem. Şehir denen yerde sadece arsaların değer kazanılması düşünülemez. Şehre uçsuz bucaksız hayallerle huzur almaya gelenlerin de değeri artması, her şeyin insan merkezli planlanması hiç de lüks değildir.

 

Ben bu şehir, yaşadığım bu değerli yer için sadece bunları istiyor, düşünüyor ve yazıyorum…

Marka Flower Çiçekçi