Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Hasan Şen’in kırk yıl önce sakladığı kâğıttan bugüne uzanan bir hayat

22 Eylül günü yağmur yağıyordu. Hasan Şen, birkaç gündür izinliymiş. Ama izinli olduğu böyle bir günde bile bana uğramadan önce her zamanki inceliğini gösterdi:
“Müsaitsen sana uğramak isterim.” Dedi telefonun ucundaki Hasan Bey.
Gelmek istiyor ama karşısındaki insanın zamanına da saygı duyuyor. Arayan seste hiçbir ısrar yoktu. Geldiğinde her zamanki yerine usulca oturdu. Hasan Bey’i yıllardır tanıyorum. Tekirdağ Belediye İş Merkezi’nde temizliği, düzeni ve hiç eksilmeyen enerjisiyle önce çıkan insanlardan biri! Yıllardır yaptığı işe hiç bıkmamış. Bir anlığına olsun ondan böyle bir yakınma duymadım; duymadık… Tam tersine, sanki yıllar geçtikçe işine olan heyecana daha da artmış.
Bugün atölyemde onu dinlerken bir kez daha şaşırdım. Çünkü sohbetin bir yerinde tam kırk yıl öncesine gittik. Hasan Bey kırk yıl önce askerlik yaptığı Sakarya’ya ailesiyle birlikte gitmiş. Askerlik yaptığı yerleri dolaşmış. Bugün görev yapan genç komutanlarla sohbet etmiş. Sonra cebinden iki adet kâğıt çıkarmış.
Birisi kırk yıl önceden kalma bir izin belgesi. Diğeri ise Sefer Görev emri. Genç komutan şaşırmış:
“Bunca yıl nasıl sakladın?” O an Hasan Bey’in gözlerindeki pırıltıyı tahmin ediyorum. Belki de cevap yerine sadece gülümsedi…
Çünkü Hasan Bey hâla hazır.
“Bugün askere çağırsalar ben hazırım” diyor. Kırk yıl geçmiş ama bazı duyguları hiç eskimemiş, yıpranmamış ve yorulmamış…
İnsanın yaptığı işe, verdiği söze, taşıdığı göreve böyle bağlanması bugün bize tuhaf gelebilir. Çünkü tüketim dünyası bize başka şeyler öğretiyor, başka şeyler ezberletiyor. Eskiyen atılır, yorulan değiştirilir, kirlenen yeniden yapılır. Bir şey zahmet istiyorsa başka bir yol aranır ve ondan kaçılır…
Hasan Bey’in dünyasında ve felsefesinde ise başka bir şey var:
“ Bir daha yaparım.”
Dışarıda yağmur yağarken pasajın dışarıya açılan kapılarını siliyor. Birileri ona takılıyor:
“Yağmur yağıyor Hasan Bey. Yine batacak, ne siliyorsun?”
Hasan Bey’in cevabı hazır:
“ Bereket yağıyor, yağsın. Yeniden silerim. Bir daha silerim…”
İşte Hasan Şen’i anlatan en iyi cümlelerden birisi de budur. Belki de insanın yaşama karşı tavrını en iyi anlatan cümledir bu sözcükler: Bir daha silerim…
Hayat da öyle değil mi? Bugün yaptığınızız yarın bozulabilir. Temizlediğimiz yeniden kirlenebilir. Kurduğunuz düzen dağılabilir. Yorulabilirsiniz. Ama asıl mesele hiç bozulmayan bir dünya kurmak değil; bozulduğunda yeniden başlayabilme iradesidir…
Hasan Bey’in çocukluğu Ganos-Işıklar Dağları’nın ıhlamur kokan dağlarında geçmiş. Belki de onda hâla biraz kır çocuğunun neşesi var. Bazen konuşurken genç bir çocuk gibi havaya bir değil, birkaç kez sıçraması; her daim kırlarda koşan bir çocuğun canlılığı taşıdığı hissini veriyor.
Ganos’un meşeleri gibi hayatın yüklerine karşı dayanma gücü geliştirdiğini görüyorum.
Tolstoy’un “şimdi” üzerine söylediklerini düşünüyorum bazen. Geçmiş geride, gelecek ileride değildir sadece. Her ikisi de insanın elindeki ŞİMDİYE bağlıdır.
Hasan Bey’in kırk yıllık belgeleri geçmişten geliyor. Belediye İş Merkezi’ndeki yaptığı iş şimdiki zamanı.
“Bugün çağırsalar hazırım” sözü ise geleceğe bakıyor.
Üç zaman, Hasan Bey’in yaşamında yan yana duruyor. Belki de Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında ihtiyaç duyulan ruh biraz da buydu: Yorulduğunda yeniden kalkmak, eksildiğinde tamamlanmak, yapılması gereken işi ertelememek.
22 Eylül’ün yağmurlu, bereketli gününde Hasan Bey’i uğurlarken yine aynı şeyleri irdeledim:
Kimi insanlar yaş aldıkça yaşamdan çekiliyor. Bazıları ise yıllar geçtikçe yaşama daha sıkı tutunmaya başlıyor. Hasan Şen ikinci gruptan. Ve belki de onun bize söylemeden söylediği şey şudur:
Hayat bazen yeniden silmekten, yeniden başlamak ve işimize yeniden sarılmaktan ibarettir.
Gerisi biraz gürültü…