Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Tekirdağ’da bir boşluğa düşerek ağır yaralanan Mali Müşavir Ramazan Arıkök, hayati tehlikeyle yoğun bakımda. Sözünü ettiğimiz yer İsmet İnönü Spor Salonu’nun kuzeybatı yönünde, Fulya Sokak tarafında. Spor salonunun kot farkından dolayı yol seviyesinden yaklaşık bir buçuk metre aşağıda kalan, uzun ve korumasız bir boşluk…
Bir korkuluk olsaydı, belki de bugün bir insan yoğun bakımda yaşam mücadelesi vermeyecekti.
O boşluğa gidip bir bakın! Bu boşluk kaç yıldır böyle? Kırk yıl mı, elli yıl mı? Kim bilir kaç kişinin ayağı kaydı, kaç kişi tehlike atlattı. Sanki birilerinin düşmesini bekleyen bir tuzak gibi orada öylece duruyor. Ne bir korkuluk, ne bir insanları doğru dürüst koruyacak bir önlem!
Bir insanın başına gelebilecek en ağır sınavlardan biri bu. İnsan hayatı neyle ölçülebilinir? Bir korkuluğun maliyetinden, bir kaldırım taşından, bir çukuru kapatmadan daha değersiz midir?
Yıllardır yazıyoruz! Kırılmış plastik dubaların geride bıraktığı vidalar, yarım yamalak kapatılan kazıları, çöken kaldırımları, yerinden oynamış taşları… Bunlar gözden kaçan veya kaçacak küçük ayrıntılar değildir. Dikkatsiz bir adımda insanın hayatını değiştirebilecek tehlikeler.
Şimdi gelin ve sözünü ettiğim bu bölgede bir yürüyelim. Fazla değil elli yüz metre kadar.
Şimdi kapalı olan Konak Çay Evi girişinde insanları bekleyen bir başka tehlike! Rakoczi Müzesi yönünde yürüyüşü bölen kırık kaldırım taşları. İnsan ya bu taşların üzerinden atlamaya çalışacak ya da taşıt yoluna inecek. Hemen yakınında, araçlar için tehlike oluşturabilecek bir rögar kapağı…
Sözünü ettiğim tehlikeler başka şehirlerde değil. Aynı bölgede, birbirine birkaç adım uzaklıkta.
Peki, ama bütün bunları kim görecek? Kim önlem alacak? Sorumluluk hangi kurumdaysa o kurum ne zaman harekete geçecek?
YETER ARTIK, SAHAYA NE ZAMAN İNECEKSİNİZ?
Belediyecilik, sadece yol ve kaldırımla bitmiyor. Bitse ne kolay yönetirdiniz şehrimizi. Kazılan yerleri güvenli bir şekilde kapatmak, bozulanı onarmak, kırılanı değiştirmek, gerekli yerlere korkuluk koymak, yapılan işleri denetlemek de bütün bu hizmetlerin parçasıdır. İşin sahibi hangi kurumsa sorumluluğu da orada aramak gerekiyor. Belediyeye, ilgili altyapı kuruluşlarına düşen görevler var.
Yöneticiler ne zaman makam odalarından çıkıp sokakları, caddeleri dalaşsalar bu eksiklerin kaçını görmezler? Birkaç saatlik saha incelemesiyle, çok büyük masraflara girmeden kaç kaza önlenebilir, kaç insanın canı ve malı korunur?
Bu işin bir de mahalle boyutundan söz etmek istiyorum. Vatandaşlar yaşadığı çevreye karşı duyarlı olması kaçınılmazdır. Bir tehlikeyi gördüğümüzde bildirilmeli, gerektiğinde bir araya gelip talepte bulunmalıyız. O boşluk için yüz kişinin imzasıyla bir başvuru yapılsaydı belki de çoktan bir korkuluk yapılmış olacaktı. Sessiz kalınca tehlike ortadan kalkmıyor.
Üstelik mesele sadece boşluk da değil. Yol kenarlarında kalmış eski trafik levhaları, eski tabelalar, sökülmüş dubaların vidaları, gelişigüzel bırakılan malzemeler, kırık kaldırımlar… Her biri ayrı bir kaza nedeni olabilir. Bunların hepsinin bir kazaya dönüşmesini mi bekleyeceğiz?
Birde bu üzücü olayın şu yanı var: Ramazan Arıkök düşerek ağır yaralandığı noktada tehlike, yaşanan kazadan sonra bile ortadan kaldırılmamış durumda. Bu görüntü karşısında, denetim ve müdahale konusunda daha ciddi sorular sormamız gerekiyor!
Kimseyi peşinden suçlamıyoruz. Bu alanın bakım ve güvenlik sorumluluğunun hangi kurumda olduğu araştırılsın. Sorumlular belirlensin. Gereken açıklama yapılsın. İhmali olanlardan hesap sorulsun. Bütün bunlar olurken diğer tehlikeler de yerinde bırakılmasın…
Bir insan yoğun bakımdayken, aynı çevrede başka insanların da benzer bir kazaya uğrama ihtimali sürüyorsa artık beklemenin mazereti olmaz.
Sayın yetkililer; bir korkuluk yapmak, bir çukuru kapatmak, kırık bir kaldırımı onarmak için daha kaç kişinin canının tehlikeye girmesi gerekiyor?
Ramazan Arıkök’e acil şifalar diliyorum. Dilerim bu ağır kazayı atlatır ve sağlığına kavuşur.
Bir insanın veya insanların hayatını korumak için bazen büyük projeler gerekmiyor; bir korkuluğa, bir vidanın sökülmesine, bir taşın yerine konmasına ihtiyaç vardır. Yeter ki gören, düşünen ve sorumluluk alan birileri olsun.