
Vefa, insanlık değerlerinin en yüceltilmiş özelliklerinden biri olup, bireylerin birbirine karşı duyduğu derin bir sadakatin ve minnettarlığın ifadesidir. İslam kültüründe ve ahlaki değerlerde önemli bir yer tutan vefa, insan olmanın temel göstergelerinden biri olarak kabul edilir.
Vefa Kavramının Anlamı
Vefa, verilen söze sadık kalmayı, insanlara ve özellikle hakkı olanlara minnettarlık duymayı ve bu minnettarlığı davranışlarla göstermeyi ifade eder. Bununla birlikte, vefa yalnızca sözlere değil, aynı zamanda duyulan gönül bağlarına ve ahde vefa (antlaşmalara ve sözleşmelere bağlılık) anlamında da geniş bir uygulama alanına sahiptir.
Vefa ve Dini Öğretiler
İslam dini, vefayı hem Allah’a karşı bir sorumluluk hem de insanlara karşı bir görev olarak tanımlar. Kur’an-ı Kerim’de “Ahde vefa gösterin; çünkü ahid sorumluluğu gerektirir” (İsra Suresi, 17/34) ayeti ile bu ilkenin önemi vurgulanmıştır.İnsan, iman ve amel bakımından sözünü tutacak fıtratta yaratılmıştır. Vefasızlık ise fıtrata ters düşmektir.Elestbezmi”nde Yüce Yaratıcı (c.c) ile kulları arasında yapılan sözleşmede“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”hitabına kulların “bela/evet, Sen bizim Rabb’imizsin” cevabıyla (A’raf Suresi, 7/172) bu gerçekliğe dikkat çekilmiştir. Buna göre insanın Yaratanı’nı tanıması, O’na iman etmesi, O’na karşı olan kulluk vazifesini yerine getirmesi ve verdiği nimetlerin kıymetini bilmesi, şükrünü eda etmesi en büyük vefadır. Kulun, Rabbi’ni inkâr etmesi, O’nun yüceliğini, tanımaması iseen büyük vefasızlıktır. Zirainsanın varoluşunun anlamı, hayatımızın ve yaratılışımızın esas gayesi,verdiğimiz bu sözde, ahde sadakatimizde yatmaktadır. Rabbine karşı vefakâr olan, O’nun kullarına karşı da kadirşinas ve vefakâr olur. Bu sebeple annemize, babamıza, eş ve dostumuza, akraba ve yakınlarımıza karşı gösterdiğimiz her türlü vefasızlık ve kadir-kıymet bilmezlik, Allah’a karşı olan vefa duygusuna halel getirir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) de hayatında vefa örnekleri sergileyerek Müslümanlara bu konuda rehberlik etmiştir. Özellikle, dostlarına ve sevdiklerine olan bağlılığını hayatı boyunca sürdürmüş ve Müslümanlar arasında bu değerin yerleşmesine büyük katkı sağlamıştır.Resûlullah; “Ben babam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annem Âmine’nin rüyâsıyım.” (Hâkim, II, 453) buyurmak sûretiyle hem Hz. İbrahim’i hem Hz. İsa’yı (a.s.) hem de annesini minnetle anmış, onlara karşı gereken vefâkârlığı göstermiştir. Bununla da kalmayıp kıyamete kadar gelecek olan ümmetine, Hz. İbrahim’in (a.s.) duasına mukâbelede bulunmalarını sünnet kılmıştır. Namazlarda okunan “Salli-Bârik” duasında, Âl-i Muhammed’in ardından Âl-i İbrahim’in zikredilmesi, işte bu çok zarif ve hassas olan vefâ duygusunun bir eseridir.
Vefanın Birey Toplum Üzerindeki Gücü
Vefa, bireyin manevi dünyasına katkı sağlayan bir ahlaki değer olarak karşımıza çıkar. İnsanlar arasında bağları kuvvetlendiren bir köprü işlevi görür. Vefa gösteren birey, hem iç huzurunu artırır hem de sosyal bağlarını sağlamlaştırır. Psikolojik açıdan, minnet ve bağlılık hissi, bireyde stresin azalmasına ve mutluluğun artmasına sebep olur. Vefanın yaygın olduğu bir toplumda güven ilişkileri kuvvetlenir, insanlar birbirine destek olma konusunda daha istekli hale gelir.Bunun tam tersi olan vefasızlık ise yalnızlık ve güvensizlik duygularını besleyebilir. Nitekim Peygamber Efendimiz: “Sakın sizden bir kimse kararsız olup da: ‘Ben insanlarla beraberim, eğer insanlar iyilik yaparsa ben de iyilik yaparım, kötülük yaparsa ben de kötülük yaparım’ demesin. Aksine, nefsinizi sabit tutun, halk iyilik yaptı mı siz de iyilik yapın, kötülük yaparsa zulme yer vermeyin.”5 buyurarak bizleri iyi olana güzel olana yönlendirirken, kötü olandan da uzak durmaya çağırmaktadır.Geçmişte yaşadığımız güzellikleri unutmayıp bu güzellikleri bize sunan insanlara karşı vefakâr olmak bizlerden istenirken diğer taraftan kötülükleri zihnimizde tutarak bize kötülük yapanlara karşı kötülükle karşılık vermememiz istenmektedir. Böylelikle sürekli geçmişin pişmanlıkları, öfkeleri, korkuları ve geleceğin kaygıları ve stresin diğer zararlı etkilerinden korunmanın ipuçları nazarı dikkatimize sunulmaktadır.
Vefa, insanlık adına bir erdemdir ve bireyin ahlaki olgunluğunu ortaya koyar. Vefasızlık ise yalnızca bireyler arasındaki güven ilişkisini zedelemekle kalmaz, aynı zamanda toplumun temel değerlerini de sarsabilir. Vefa, geçmişten günümüze bir insanlık mirasıdır; bu mirası yaşatmak ve yeni nesillere aktarmak, insan olmanın önemli bir sorumluluğudur.
Hayriye AYDIN
İl Müftü Yardımcısı