
Siyasal ve kültürel hayatımıza yeni bir suç eklenmeye çalışılıyor: ETKİ AJANLIĞI.
“Etki” sözcüğünden de anlaşılacağı üzere toplumu bazı konularda da olsa etkilemek suç sayılacak.
Örneğin ben sizi bu yazımla etkilersem yaptığım suç sayılacak.(Tabii bunun koşulları olacak ama o koşullar her anlama çekilebilecek koşullar.)
Bu da demektir ki suçlanmadığımız bir ajanlık kalmıştı, herhâldeo da olacak.Her ne kadar konu son günlerde gündemden biraz düşmüş gibi görünse de yeniden gündeme gelme olasılığı hiç de az değil.
Eğer yasa çıkarsa o günden itibaren hemen tüm farklı düşünen yazarlar, çizerler, aydınlar, düşünürler ajan olmaktan kolaylıkla kurtulamayacaklar.
Örneğin millî veya siyasî bir konuda bir görüş açıklamasında mı bulundunuz, eğer iktidarın işine gelmiyorsa başka bir ülkeiçin“etki ajanlığı”yani “ajanlık”yapmış sayılacaksınız.
Yine yani ne kadar vatanperver olursanız olun, ancak iktidarın görüşlerine uyduğunuz ölçüde vatanperver sayılacaksınız. Uymadığınız ölçüde tersi.
Traji-komikliği görüyor musunuz?
Bir yönetimin yazan, çizen, düşünen, okuyan, konuşan insandan korktuğu bundan başka daha nasıl anlaşılır?
Biz de tutmuş, ta elli yıl önce açıklama özgürlüğünü bile sollamış, düşünme özgürlüğü üzerine kitap yazmışız. Zira 1976’da yayınlanan BEYNİN HÜRRİYETİ adlı kitabımızın altbaşlığı şöyleydi: Açıklama Hürriyetinden Önce Düşünme Hürriyeti.
Kitapta, her alandaki görüş ve düşüncelerin beynimizde nasıl teşekkül ettiğini, neden öyle değil de böyle düşündüğümüzü, beyinlerimizin hürriyeti nasıl kazanacağını anlatmaya çalışıyorduk.
Aradan neredeyse elli yıl geçti ama eller Mersin’e giderken bizler tersine gittik ve Türkiye giderek daha da dogmatik, fanatik, sabit fikirli, önyargılı, daha batıl inançlı ve daha fazla koşullanmışlıklarla dolu insanların ülkesi hâline geldi/getirildi.
Şimdilerde ise -açıklama özgürlüğünün bile zaten alabildiğine kısıtlandığı yetmezmiş gibi-bir de açıklayanın ajanlık yapmış olacağı gündeme getirilmek isteniyor.
Oysa aklın, mantığın, zekânın buharlaşmasından başka bir şey olamaz bu. Zira onların devre dışı bırakıldığı yerde ne ekonomik, kültürel, toplumsal sorunlar çözülür, ne kalkınma hızlanır. Tam tersine her şey daha da yavaşlar. Ama bunu görebilmek için akıl, zekâ, mantık ve bilgiye ihtiyaç vardır.
Nitekim kalkınmış ülkelere bakıldığında bizim yapmaya çalıştığımızın tam tersini yapmış oldukları görülür.
Eğer bu çok basit hakikat dahi görülemiyor ya da görüldüğü hâlde pas geçiliyorsa bu;öncelik ülkenin kalkınmasına değil; mevcut yönetimin devamına veriliyor anlamına gelir.
“Eğer bizler millî çıkarlarımızı korumaya çalışırken sen buna uymayan fikirler öne sürüyorsan demek ki sen etki ajanlığı yapıyorsun,”anlamına gelecek yasa çıkarmak ise başka tür bir etki ajanlığıyapmak demektir.
Bilmem, anlatabildim mi?
MANTIK JİMNASTİĞİ:
“TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi “Hayvanları, atları, kuşları ve güvercinleri çok severim” demiş.”
Cümledeki mantıksızlık nedir?
(Cevabı gelecek yazımızda)
_________
Geçen yazımızda verdiğimiz cümle şöyleydi:
“Cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğiz” diyen Millî Eğitim Bakanı sözlerini; “En az üç yıl, belki de daha fazla devam edeceğiz,” diyerek sürdürdü.
“En az üç yıl” demek, zaten “daha fazla da olabilir” demektir. Buna rağmen “Belki de daha fazla”yı eklerseniz, üçün fazlası olamaz gibi bir mantıksızlık yapmış olursunuz.