Reklam

                      ÜZÜM ÜRETİCİSİ PES ETMEK ÜZERE

Yayınlama: 10.09.2026
A+
A-

 

 

 

  (Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü’nün Dikkatine! )

 

Şarköy’ün, Hoşköy, Güzelköy, Uçmakdere taraflarına yapmış olduğumuz son ziyarette en çok duyduğum sözler şunlar oldu:

 

“Bu yıl son! Bir daha bağ yapmayacağım.”

 

Bunu söyleyenler birkaç kişi değil. Yıllardır üzüm yetiştiren, bağını bilen, toprağın bağın dilinden anlayan, emeğini topraktan çıkaran üreticiler…

 

Hasan Amca’ya, Hüseyin Amca’ya, Ahmet Amca’ya, Ali Amca’ya sordum:

 

“Ne oldu da bu noktaya geldiniz?”

 

Anlattıkları aslında çok basit: Ve görünen köyün kılavuz istemeyeceği gibi sorunları gün gibi ortada…

 

“Bağımıza bakıyoruz, ilacını zamanında atıyoruz, gübresini veriyoruz. Bu yıl ürünümüz de iyi. Ama alan yok. Geçen yıl 20 TL üzerinde sattığımız üzümün bugün 11–17 TL arasında konuşulması başlı başına üzüyor bizi. Asıl mesele, bu fiyata bile alıcının bulunmaması…”

 

Üreticinin hesabı ortada: Mazot pahalı. Gübre pahalı. İlaç pahalı, işçilik pahalı… Üzüm satışı ise bütün maliyetin gerisinde kalırsa, üzüm ekerek geçinme inancı usul usul yok oluyor.

 

Üreticicilerden birisi bu hesabı çok çarpıcı bir şekilde anlattı:

 

“ Bir kilo mazot almak için neredeyse beş kilo üzüm satmamız gerekiyor.”

 

Tarım ekonomisini anlatmak için bundan daha çarpıcı bir cümle kurulur mu? Görünen mesele sadece bu yılın üzümü de değil. Yıllardır gençlerin bağlardan uzaklaşması, çocukların başka şehirlere gitmesine yol açmış. Bugün, köylerdeki üretim yaşı yükseklerde… Yeni kuşaklar bu işlere sahip çıkmıyorlar.

 

Böyle giderse “Üzüm bu değerli topraklarda neden üretilmiyor?” diye konuşacağımız günler yaklaşıyor olabilir!

 

Üretici neden üretmek istemiyor?

 

Burada, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü’nün de söz söylemesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Kurumun görevleri arasında bağcılığın geliştirilmesi yanında üretim ekonomisi, pazarlama, pazar araştırmaları, rekolte-yıllık ürün tahminleri ve bağcılık sektöründeki sorunlara yönelik çalışmalar bulunmuyor mu?

 

O halde üretici “Üzümü kime satacağım?” diye düşünüyorsa, bu sorunun cevabını sadece üreticilerin omuzlarına bırakamayız. Burada tekrar bir konuya dönmek istiyorum.

 

Geçmişte bölgede üreticinin ürününü değerlendirmesinde önemli rol oynayan kamu yapılarının zaman içinde ortadan kalkması, üreticinin pazarlık gücünü de zayıflattı. Bugün birçok üretici kendisini birkaç özel alıcı karşısında çok zayıf ve çaresiz hissediyoruz diyor.

 

Bu şekilde üzüm üreticiliğinin sürdürülmesi mümkün görünmüyor. Bağcılık ve Araştırma Enstitüsü’nün üreticiyle daha fazla yan yana gelmesi, sadece bağın verimliliğini değil, ürünün hangi pazarda yer bulabileceğiyle ilgili çözümlerin de birlikte üretilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Yeni pazarlar bulunabilinir mi? Kooperatifleşme konusunda üreticiye daha fazla destek verilebilinir mi? Yaş üzümün yanında işlenmiş üzüm ürünlerinin payı artabilir mi?

 

Üreticinin ürününü hasat döneminde elinden çıkarmak zorunda kalmasını önleyecek depolama ve işleme imkânları geliştirilebilinir mi?

 

Üretici bir kez toprağı terk ettiğinde yerine yeni üreticiler bulmak çok zor oluyor. Bugün hâla bağlar ayakta. Üzüm var, üretici var, tecrübe var… Ama umut hızla azalıyor.

 

Görünen o ki sadece bu yılın üzümünü kurtarmak çare değil. Esas amaç; amacımız Tekirdağ’da bağcılığın geleceğini kurtarmak olması gerektiğini düşünüyorum…

 

 

Marka Flower Çiçekçi