Reklam

ZİNCİRİN ALTINDA İNSAN VAR ( İş Güvenliği )

Yayınlama: 04.03.2026
A+
A-

Gökyüzü kurşuni bir görüntü içindeydi. Vinç, göğe doğru uzanmış; uçunda ağır bir zincir asılı. Zincirin ucunda bazen tonlarca yok, bazen boşluk. Aşağıda ise hep insan var. Hep bir emek, hep bir evin akşam sofrası! Çoğu zaman çalışanların, ağır vinçlerin altında ekmek parası kazananların başında bir baret dahi yok!

Tekirdağ’ın farklı noktalarında yükselen inşaatlara bakıyorum. Çiftlikönü sınırlarında, kamusal bir alanda süren bir çalışma. Yukarıda ağır bir zincir, aşağıda ise çalışan işçiler. Üzerilerinde gündelik kıyafetler. Ne reflektif-yansıtıcı yelek, ne baret, ne güvenlik halatı.

Bir vinç operatörünün kumandası ile bir annenin yüreği arasında görünmeyen bir bağ var. O zincir sallandığında sadece demir hareket etmiyor; bir evin huzuru da orada sallanıyor…

Biz ise çoğu zaman betonun yükselişini izliyoruz. İnşaatın sesini dinliyoruz. Oysa orada insanın da sesi var! Yaşama tutunmuş, evinin, bir ailenin bacasını tüttüren, alnından ter damlayan, yüreğinde umudu yoğuran insanın…

Büyük inşatlar ve yükselen betonun yanı başında düşen insanlığı mı görüyoruz acaba? İş güvenli meselesinden söz ediyorum! Bu bir yönetmelik ayrıntısı değildir! Mu mesele, hayata verdiğimiz değerin en hakiki karşılığıdır.

“Bir şey olmaz!”

Bu topraklarda en tehlikeli sözcük budur! Başlatılan işi bitirme telaşı, maliyeti düşürme hesabı,”bugüne kadar bir şey olmadı” rehaveti…

Bilinen bir gerçek; her kaza, önceden verilmiş küçük bir tavizin büyümüş halidir. Her ölüm-iş kazası, zincirleme bir ihmalin sonucudur.

Acaba, toplum olarak tehlikeyi kanıksıyor muyuz? Şantiye sahasında baretsiz işçi gördüğümüzde şaşırmıyoruz artık. Normalleşen her risk, görünmez olur! Görünmeyen risk ise öldürür…

Defalarca tartışılmadı mı: Kader mi, Tedbir mi? Kader inancını çoğu zaman tedbirsizliğin örtüsü haline getiriyoruz. Oysa inancın özü, tedbiri elden bırakmamayı söyler. Belki bir baret hayatın garantisi değildir ama baretsizlik felakete açık davettir.

Çocuklarına akşam ekmek götürmek için çalışan bir işçinin hayatı,maliyet kalemi olamaz!Biliyoruz ki kağıt üzerinde güvenlik tamdır.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu açık.İşverenin yükümlülükleri çok net.Risk analizi,eğitim,koruyucu ekipman sağlama zorunluluğu ve denetim.

Çoğunlukla kâğıt üzerinde eksik yoktur. Ama sahada? Denedim zayıfsa, yaptırım caydırıcı değilse, sorumluluk zinciri gevşekse; yasa metni betonun altında kalır!

Her iş davasından sonra açılan davalar yıllarca sürüyor. Aileler, hüzünlü gözler ve gönüllerle adalet bekliyor. Ama kaybedilen can geri gelmiyor. Caydırıcılık sadece para cezasıyla olmuyor. Toplumsal bilinç de şarttır. Kamu vicdanı da öyle!”Bu böyle gidemez!” denildiğinde de olur…

Medeniyet dediğimiz bu zamanda şehirler hızla büyüyor. Binalar sürekli yükseliyor. Yeni mahalleler kuruluyor, projeler çoğalıyor. Fakat insan onuru o kolonların arasında eziliyorsa; o büyüme eksiktir…

Bugün gördüğüm o ağır zincir, bina sadece bir inşaatı hatırlatmadı. Aynı zamanda sorumluluk zincirini de hatırlattı:

Müteahhit.
Şantiye şefi.
İş güvenliği uzmanı.
Denetçi kurumu.
Ve biz, seyredenler…

Hepimiz o zincirin halkasıyız! Bir baret takılmadığında sadece bir işçi değil; sistem çıplak kalır…

İşin garip ve sancılı yanı ise, bu inşatların denetlenme zamanı herkesin üzerinde kâğıt üzerinde yazılan bütün iş güvenlik önlemleri bulunuyor alması. Ama aylarca süren inşaatlarda devam eden çalışmaları, herhangi bir zamanda görmeye, izlemeye gitsek; en basit önlemin bile olmadığını görmek; acı verici bir manzara değil midir?

Çünkü o ağır zincirlerin altında sadece ağır yük değil; İNSAN var…

Marka Flower Çiçekçi