ÜZÜMÜ KUTLARKEN BAĞCIYI UNUTMAYALIM

Yayınlama: 29.09.2026
A+
A-

 

 

 

Tekirdağ’da Uluslararası Gastronomi ve Bağcılık Festivali yapıldı. Önceden hakkını vermeliyiz: Güzel bir iş bu…

 

Üzümümüzün, bağlarımızın, mutfağımızın, yerel üretimimizin konuşulması; Kınalı Yapıncak’ın yeniden hatırlanması, üreticinin ürününü insanlarla buluşturması, gastronominin bağcılıkla bağcılık ile yan yana gelmesi küçümsenecek bir iş değildir.

 

Tam tersine, bütün bunları alkışlıyorum… Ama durup bazı konuları da irdelemeden geçemem!

 

Festival alanındaki masalın biraz dışına çıkıp bağlara bakalım. Çünkü üzümün bir de festivale gelmeyen, getirilmeyen bir tarafı var. O üzümler, önce insanların elinden geçiyor.

 

Toprak hazırlanıyor, bağ budanıyor, ilaç, mazot, gübre ve işçilik… Her şeyin fiyatı yükseliyor. Bir yandan üretici aylarca gökyüzüne de bakıyor.

 

Yağmur yağacak mı? Dolu vuracak mı? Hastalık çıkacak mı? En sonunda bağbozumu geliyor. Ancak üretici o zaman en sade soruyu soruyor:

 

“Üzümü kaça alacaksınız?”

 

Şarköy’de bu yıl üreticinin karşılaştığı bazı fiyat tekliflerini duyduk. Dinledik; 5 liradan başlayan rakamlar konuşuldu. Başka işletmelerin 18–23 lira arası fiyat açıkladığını gördük.

 

Demek ki sadece üzümü üretmek değilmiş. Asıl mesele üzümü yetiştiren insanın emeğinin karşılığını almasıdır.

 

Şimdi yeniden festival alanına dönelim. Üzümümüzü konuştuğumuz, bağcılığımızı anlattığımız, gastronomimizi konuştuğumuz alana. Bütün bunlar ne güzel…

 

Hemen aklımıza düşen soruyu da burada soralım:

 

Bu festivale, ürününü iyi bir fiyata satmış olmanın huzuruyla kaç üzüm üreticisi geldi?

 

Asıl merak ettiğim konu budur. Çünkü üretici mutlu değilse, bağın da üzümün de geleceği parlak görünmüyor.

 

Bir yarışmada birkaç üreticiye ödül vermek elbette çok değerlidir. Üreticiyi onurlandırır, emeği de görünür yapar.

 

Ama yüzlerce bağcının bir yıl boyunca verdiği emeğin ekonomik karşılığı çok farklı bir mesele. Bizler o meseleyi de konuşmalıyız. Hem de tam burada; festivalin sıcaklığı devam ediyorken…

 

Festivalin karşısında değil, aksine çok daha büyümesini istiyorum. Ama bu işin yolu sadece sofradan geçmiyor; üzgünüm. Bağın kendisinden geçiyor… Bağın kendisi de önce bağcıdan geçiyor.

 

Üretici toprağından koparsa, yarın festival alanında sergileyeceğimiz üzümü bulmakta zorlanacağımız bellidir.

 

Tamam, yüksek sesle hatta haykıralım:

Üzümü kutlayalım…

Bağcılığı yaşatalım…

Ama bağcıyı da yalnız bırakmayalım…

 

Festival güzel. Daha da güzel olsun. Ama gelecek yıl yine festival alanında buluştuğumuzda, güzel bir üzüm salgımı değil,”Bu yıl üretici de kazandı.” Diyebileceğimiz bir hikâye olsun…

 

İşte o zaman kutlayacak çok şeyimiz olur…

Marka Flower Çiçekçi