DOLAR
EURO
GRAM ALTIN
ÇEYREK A.
BITCOIN
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava
Google News

DEMOKRASİ VE ZİHNİYET SORUNU

Yayın Tarihi: 21 Mart 2025 | Son Güncelleme :

21 Mart 2025 - 15:15

DEMOKRASİ VE ZİHNİYET SORUNU

27 Mayıs 1960… Askerî darbe. Ardından Menderes ve arkadaşlarının idam edilmesi…

12 Mart  1972 …Ordunun hükümete muhtırası vermesi. Ardından Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ipe gönderilmesi…

12 Eylül 1980… Yine askerî darbe. Ardından 23 kişinin idamı ve siyasî liderlere konan seçme ve seçilme hakkı.

Tabii arada Talât Aydemir’in iki darbe teşebbüsü ile 9 Mart Cuntacılarının akim bırakılan darbe hazırlıkları da var.

Bunların hepsi de askerî darbe veya teşebbüsleriydi. Ne diyelim, kaderde sivil darbeye benzer bir şey de varmış.

Ama bir faydası da olmadığı değil bence bütün bunların. Çünkü demokrasinin ne güzel bir şey olduğunu tekrar tekrar kanıtlamış oldular.

Demek ki ne anayasalar yetiyor bu darbeleri önlemeye, ne yasalar. Zira zihniyetler bir türlüdemokrat olabilmiş değil ülkemizde. Olamaz da. Çünkü demokrat olmak ancak çocuklukta başlayacak, yani daha o yaşlardayken verilen eğitimle mümkün olabilecek bir formasyon.

Atatürk boşuna mı çocuklara birer yetişkinmiş gibi davranıyor, onlara da söz hakkı tanıyor, özgür düşünceli bireyler olmalarını istiyordu? Örnek almayalım diye mi?

Ama gelin görün ki onun bu örnekliğini ülkenin en önde gelen Atatürkçü aydınlarımızın bile anlamadıkları veya anlayamadıkları görüldü.

Ya emanetine sahip çıkacak kaç kuşak gençlik yetiştirilebildik mi bugüne dek? Acaba diyorum, yetiştirmeyelim diye mi güvenmiş ve şöyle seslenmişti onlara:

            “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

           “Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

          “Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

 

YORUM ALANI

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.