DOLAR
EURO
GRAM ALTIN
ÇEYREK A.
BITCOIN
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava
Google News

KONUYU DAĞITMADAN KONUŞMAK

Yayın Tarihi: 11 Mart 2025 | Son Güncelleme :

11 Mart 2025 - 14:06

KONUYU DAĞITMADAN KONUŞMAK

Vicky Zhao, hukuk eğitimi görmüş, yönetim danışmanlığı yapıyor, yaratıcı düşünme, disiplinler arası düşünme  gibi konularda YouTube videoları, bloglar yayınlıyor.

Onun “Hızlı Düşünmek ve Akıllı Konuşmak” başlıklı bir videosuna rastladım (*).

Bu yazıda videonun özetini vereceğim.

NEDEN ÖNEMLİ?

Yüzyüze veya çevrimiçi toplantılarda, bazı katılımcıların konudan saptıklarını, düşüncelerini bir türlü toplayamadıklarını, konuşmalarını gereksiz yere uzattıklarını farketmişsinizdir.

Vicky Zhao, bu duruma çare olarak üç “düşünme çerçevesi”  öneriyor:

1-Bir odak noktası oluşturmak

2-Belli bir yapı kurmak

3-Gerekirse konuya negatif yönden yaklaşıp daha belirli hale getir.

Bu kalıplar içinde düşünülüp konuşulursa daha iyi anlaşılacağınızı iddia ediyor

DETAYLAR

Vicky Zhao sorunun  beynin işletim sisteminden kaynaklandığını düşünüyor.

Bizi saçmalamaya iten şey nedir?

Konuyu dağıtmamıza neden olan üç şey var.

Birincisi, aklımızda belli bir fikir olmaması.

Düşüncelerin başlangıcı, beyindeki sinirlerin bağlantı yerlerinde gerçekleşen belirsiz elektrik sinyalleridir.

Bu sinyalleri  kelimelere ve düşüncelere  çevirmenin bir süreci vardır.

Çok anlaşılır konuşan insanlar, politikacılar, yazarlar, her şeyden önce  ne hakkında konuştuklarını bilirler.

Eksik olan ikinci şey yapı.

Birçok kişi konuşurken  başlangıcı, ortası veya sonu olmadan, adeta  yüksek sesle düşünüyor.

Tüm ayrıntılara giriyor, ama bir noktaya gelemiyor.

Bir yapı yoksa konuşma gevezelikten öteye gidemiyor.

Eksik olan üçüncü şey, konuyu veya sorunu daha belirgin hale getirmek.

Fikirler yenilikçi olmasa bile onları bazı yöntemlerle  keskinleştirebiliriz.

Çerçeve 1: Bir odak noktasının yokluğu

Konuşmaya başlarken, bir odak noktadan yoksun olduğumuzda ne yaparız?

Konuya girmenin en kolay yolu “BİR” kelimesini kullanmaktır.

Bahsedeceğiniz tek şeyin ne olduğunu düşünün.

Diyelim ki, bir pazarlama kampanyasından bahsediyorsunuz.

Kampanya hakkında bilinmesini istediğiniz tek şey kampanyanın başarılı olduğu.

Tamam, harika değil, ama işe yarayabilir.

Tartışmaya en azından bir yön veriyorsunuz.

Sonra ayrıntılara girebilir ve bunu genişletebilirsiniz.

Örneğin, konuşurken, müşterilerden olumlu geri bildirimler aldığınızı ekleyebilirsiniz.

Unutmayın, konuşmaya, bilinmesi  gereken tek “BİR” noktayı işaret ederek başlayın.

Çerçeve 2: Yapısızlık

Konuşmaya  “BİR” odak  noktası  ile başlamanız bile sizi saçmalamaktan kurtarmayabilir.

Hala biraz yapıya ihtiyacınız var.

Burada doğaçlama konuşmalarda kullanılan bir yaklaşım işe yarayabilir: üç satırlık sahne.

İlk satır sahneyi belirler yani konu hakkında bilinmesi  gereken tek şey.

Herkes ne hakkında konuşmak istediğinizi biliyor.

“Tamam, bana daha fazlasını anlat” diye bekliyorlar.

Şimdi konuşmaya derinlik katan ikinci satıra geç.

Bunu  iki şekilde yapabilirsin.

Daha derine inersin.

Ya da bir sürpriz sunabilirsin.

Sürpriz, insanların  bilmedikleri bir şey olabilir.

Örneğin pazarlama kampanyası hakkında konuşulan  tek nokta  kampanyanın başarılı olduğu.

Ancak işin şaşırtıcı yanı, müşterilerinizin tekrar satın almak  için geri gelmemesi.

İşte sürpriz !

Şimdi insanlar gerçekten bu durumu merak etmeye başlıyor.

Sonra üçüncü satırı getiriyorsunuz: Sırada ne var?

Yine iki seçeneğiniz var.

Ya sohbeti bir soruyla açarsınız, ya da sohbeti bir cevapla kapatabilirsiniz.

Diyelim ki bir soruyla başlıyoruz: Neden tekrar satın almıyorlar?

Tartışın.

Şu anda, söz katılımcılarda.

Herkes katkıda bulunabilir veya cevabı verip tartışmayı kapatabilirsiniz.

Cevap: Müşteriler aynı hediyeyi farklı kişilere iki kez vermek istemiyor.

Bu yüzden  yeni ürünler  bulmamız gerekiyor.

Çerçeve 3: Belirginleştirememek

Konuyu daha belirgin hale getirmek için “Via Negativa” yöntemini kullanabilirsiniz.

“Via negativa” özetle, sorunun ne olduğu değil ne olmadığı anlamına gelir.

Bazen bir şeyin tam olarak ne olduğunu ifade etmek gerçekten zordur, ama ne olmadığını söylemek daha kolaydır

Mesela, hayatta ne istiyorum?

Bilmiyorum.

Çok fazla şey var.

Hayatta ne istemiyorum?

Size bunu çok daha kolay anlatabilirim.

Bu, yeniden düşünmemize yardımcı olmanın bir yoludur.

Ne söylemeye çalışıyoruz?

İnsanların anlamaları gereken belirli şeyler nelerdir?

Via Negativa yaklaşımı, konuşmanıza ayrıntılar getirmekte yardımcı olabilir.

(*) https://youtu.be/vVvcK74h1Mg?si=c4wmEZ7iBn_lF3Js

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.