
Geçtiğimiz günlerde “Şeriat, Meşruiyet ve Meşrutiyet: Yeni Osmanlılar’da Demokrasi Tartışmaları” kitabının yazarı ve Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin, bir açıklama yaptı. Bu açıklamasında, kendisi hakkında yapılan bazı eleştirileri cevapladı.
1970 doğumlu bakanımız açıklamasının bir kısmında: “Sizin anladığınız laik şu; 1940’lı yılları hatırlayın, camilerin kapısına kilit vurmak, camileri ahıra çevirmek, vatandaşı Kur’an-ı Kerim öğrenmesini yasaklamak.” dedi. Burada, kimi hedef aldığını anlamak zor ancak laik anlayışı; camilerin kapısına kilit vurmak, ahıra çevirmek, Kur’an-ı yasaklamak olmayan herkes,bence bu açıklamaya cevap verebilir.
Benim de laiklik anlayışım, bunlar değil. Birçoğumuzun da laiklik anlayışının bu olmadığını düşünüyorum. Türkiye’de yaşayan birçok kişinin laiklik anlayışını, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik anlayışına benzetiyorum. Atatürk’ün laiklik anlayışı ise; Yunan askerlerinin, kapısına kilit vurduğu, ahıra çevirdiği camileri restore etmekti. Kur’an-ı Kerim’i Türkçe’ye çevirip, halkın anlamasını sağlamaktı.
Atatürk’ün laiklik anlayışı, bundan ibaret değildi. Kız çocuklarının okumasını engelleyen gerici zihniyeti yok etmek, bilime, eğitime ve laikliğe karşı olan tarikat, tekke ve dergâhları kapatmak ve daha birçok çağdaş eylem, Atatürk’ün laiklik anlayışıydı.
***
Yusuf Tekin, açıklamasının ilerleyen kısımlarında “Ben, laiklikten bütün vatandaşların hangi dine inanırlarsa inansınlar dini inanç ve ibadet hürriyetinin devlet garantisi altına alınmasını anlıyorum.” diye bir cümle kurdu. Yusuf Tekin’in, bu sözüne katılıyorum. Bu söz çerçevesinde, Hıristiyan olduğu için görevden alınan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Esma B. K.’nin (kaynak: www.tele1.com.tr) tekrardan göreve getirilmesi gerekli.
Öğretmen Esma B. K. ve eğitim ortamında dini nedenlerden ötürü ötekileştirilen herkes ile belki doğru tanım olmayabilir ancak helalleşilmesi gerekli.
***
Açıklamasının sonlarına doğruda tarihimizin kara lekesi, ikna odalarından bahsetti. 28 Şubat zihniyetinin ürünü, okullara kurulan ikna odalarına değindi. İkna odalarının amaçları, başörtülü öğrencilerin içeri girmesini engellemek, dindar veya başörtülü öğrencileri dinden soğutmak, zorla veya isteğe bağlı şekilde öğrencilerin başörtüleriniçıkartmaktı. Bu insanlık dışı odalarda, birçok öğrenci halk düşmanı kişilerce işkence edildi.
İkna odaları, post modern darbenin etkisinde, ordu destekli bir uygulamaydı. Yusuf Tekin’in sorumlu ilan ettiği CHP ile büyük bir bağı yoktu. Üstüne üstlük, EYT sorunu çözen, adalet için Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüyen ve CHP denince hala akıllara gelen, CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başörtüsü konusu hakkında birçok açıklamada bulunmuştu. Kılıçdaroğlu, başörtülü kadınlara yönelik ‘helalleşme’ çağrıları bile yapmıştı.
Bu konunun hassaslığından ötürü, kendi görüşlerimi belirtmek istemiyorum. Ek olarak, kadınların giyiminde erkeklerin ana etken olmasını doğru bulmuyorum.
***
Yusuf Tekin’in laiklik anlayışı, bizimkinden çok farklı. Umarız ki yöneticilerin, Ülkenin Kurucu Babası Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye halkı ile aynı anlayışa sahip olduğu bir gelecek görebiliriz.