DOLAR
EURO
GRAM ALTIN
ÇEYREK A.
BITCOIN
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava
Google News

MOJİKA’DAN ALINACAK DERSLER

Yayın Tarihi: 07 Mart 2025 | Son Güncelleme :

07 Mart 2025 - 14:54

MOJİKA’DAN ALINACAK DERSLER

 

Hayatının 13 yılını hapislerde geçirdi. İşkenceler gördü. Altı kez ölümden döndü. Mücadeleden vazgeçmedi. Sonunda devlet başkanı seçildi.

Aynen bizim politikacıların yaptığı gibi(!), başkanken bile külüstür Volkswagen’ini kullanmaya, bir gecekonduya benzeyen evinde oturmaya devam etti. Maaşının yüzde yetmişini hayır kurumlarına bağışladı.

El Pepe unvanıyla da bilinen, 15 yıl önce ülkemizi de ziyaret eden, verdiği bir konferansı bizzat dinleme şansına da erdiğim eski Uruguay devlet başkanı, bilge kişi, örnek olasıJose Mujika’dan söz ediyorum.

Bakın, El Pepe-Yüce Bir Yaşam adlı belgeselde ne diyor:

“Yalnızlık içinde geçirdiğim hapis yıllarına çok şey borçluyum. O zorlu koşullarda yaşamış olmasaydım bugün olduğum kişi olmazdım. Daha boş, daha uçarı, daha yüzeysel biri olurdum. Eğer o onüç yılı derin bir yalnızlık içinde geçirmemiş olsaydım bugün olduğum yerde olmazdım. Yalnızlık ve acı olmasaydı bugünkü ben olamazdım. Bazen kötü olan şey iyidir. Bazen de tam tersine iyi olan kötüdür. Bana göre insan acılardan ve zorluklardan, zaferlere ve kolay şeylere kıyasla çok daha fazla şey öğreniyor. Bana bunları zaferler değil, zorluklar öğretti.”

Böyle diyor Mojika.

Demek ki hayattaki zorluklardan şikâyet etmemeli, belki de memnun olmalı. Çünkü o zorluklardır insanı yükseklere taşıyan. Unutmamalı ki başarın en büyük düşmanlarından biri mazeret üretmekse, diğeri hayattan şikâyet etmektir. Çünkü şikâyet, sorumluluğu başkasına yüklemek, bunun doğal sonucu olarak da çareyi kendin dururken başkasında aramaktır.

Evet, şikâyet etmeyin demek kolay, bunu biliyorum. Ama ben kolay olmadığını söylemedim. Zor olanı aşamazsanız kolay olanlar da zor gelmeye başlar, demek istiyorum. Sık sık bunu hatırlamalı ki kendi işimizi kendi ellerimizle zorlaştırmış olmayalım.

Dolayısıyla kararları ona göre vermek, tercihlerimizi ona göre belirlemek… Geleceğe bakarken onun sadece güzel, olumlu, umut verici taraflarını görmeye çalışmak… Yani armut piş, ağzıma düş dememek.

Mazeret üretmek, insanın kendisini olduğu yere çivilemesinden başka bir şey değildir. Şikâyet etmekse gücü, enerjiyi boşa harcamak. Çareyi başkalarında aramak.

Ben hiç mi düşmedim bu tuzaklara? Düştüğüm için söylüyorum ya. Ne gibi kötü sonuçlar doğurduğunu bildiğim için söylüyorum.

Ve diyorum ki hayat bize ne getirirse getirsin, “Ondan nasıl bir anlam çıkarabilirim?” sorusunu sormalıyız kendimize. Bu soru çok önemli. Çünkü vereceğimiz cevap geleceğimizin temelini oluşturur.

Evet, Mojika’nın dediği gibi kötü bazen iyidir. Bazen de iyi sandığımız şey kötü olabilir. Bugünkü “keşke”lerimiz, yarınlarda “iyi ki”lere dönüşebilir. Yeter ki zorlukları bir duvar değil, merdiven olarak değerlendirebilirim.

Öyleyse bir daha kulak verelim, ne diyordu bilge devlet başkanı Mojika?:

“Bana göre insan acılardan ve zorluklardan, zaferlere ve kolay şeylere kıyasla çok daha fazla şey öğreniyor. Eğer yalnızlık ve acı olmasaydı bugünkü ben olamazdım. Bana bunları zaferler değil, acılar ve zorluklar öğretti.”

 

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.