DOLAR
EURO
GRAM ALTIN
ÇEYREK A.
BITCOIN
ÜYE PANELİ
SON DAKİKA
hava
Google News

TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ

Yayın Tarihi: 10 Temmuz 2024 | Son Güncelleme :

10 Temmuz 2024 - 12:34

TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ

 

Yazmadığımız, konuşmadığımız, tartışmadığımız hiçbir şey yok. Çocuklarla ilgili konular hariç.

Oysa BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ulusal ve uluslararası gündemlerde çocukların daima üst sıralarda yer almasını öngörüyor. Buna Türkiye de dâhil. çünkü Türkiye’nin de imzası var 

Ama gelin görün ki Lira, Dolar, Euro, altın, gümüş, top, cop, pop demekten bu ülkede bir de çocukların, çocuklarımızın bulunduğu aklımıza gelmiyor.

Öyle ki hayvan hakları bile gündemimize çocuk haklarından fazla giriyor. Hayvanlar, çocuklardan fazla ilgi ve sevgi görüyor.

Hayvanları çocuklarımızdan fazla gezintiye çıkarıyoruz.

            Hayvan sevgimiz, çocuk sevgimizin önünde gidiyor.

-Hayvan sevmeyenler ölsün- ama bu bize çocuklarımızı ihmal etme hakkını vermiyor.

İnsan hakları savunucularının bile aklına gelmiyor çocuk hakları. Onların da aklına “insan” deyince sadece yetişkinler geliyor.

TBMM İnsan Hakları Komisyonunun bugüne kadar çocuk haklarıyla ilgili herhangi bir çalışmasına, raporuna tanık oldunuz mu?

Siyasî partilerin ve hükümetlerin programlarında en az yer alan konu çocuk ve çocuk eğitimi değil mi?

Hükümetler ve belediyeler her şeye para bulurken çocuk parklarının üstünü kapatmaya bulabiliyorlar mı?

            Geçtik bunlardan, top bile biz yetişkinlerin oyuncağı olup çıkmadı mı? Topu bile almadık mı ellerinden?

Oysa hemen herkesin düşündüğünün aksine,bu ülkedeki eğitim sistemi hem de çok başarılı değil mi? Nasıl bir insan yetiştirmek istiyorsa onu yetiştirmiyor mu?

Aydınlar, sanatçılar, bilim ve fikir insanları, akademisyenler, politikacılar çocuklar üzerine tartışmayı, yazıp çizmeyi, fikir ve proje üretmeyi küçümsemiyorlar mı?

Siz bugüne kadar televizyon kanallarında veya sosyal medyada hiç çocukların tartışıldığı bir programa tanık oldunuz mu? Ya da sadece çocukların konuk alındığıbir tartışma programına?

Onları konuşmalarına fırsat verip, tartıştırmalarını sağlamak bir yana; dövme, sövme, azarlama, korkutma, dayatma, zor kullanma, kaba kuvvet, şiddet gibi alışkanlıklarımız hız kesmeden devam etmiyor mu?

Oysa korkutulan korkutanı sevmez. Böylece bizleri sevmemeleri için elimizden geleni yapmış olmuyor muyuz?

İşte bütün bu ve benzeri nedenlerle çocuklarımızı tanımıyoruz. Onlardaki zekâ, akıl, mantık, hayâl, yaratıcılık, yetenek, bilgi, beceri potansiyelinin farkında değiliz.

            Onlarla böyle bir ilişki içindeyken nasıl farkında olabiliriz? Yanlış veya eksik tanımamak mümkün mü onları?

“İnsan” yerine bile koymuyor,“ çocuk” deyip geçiyoruz ki mümkün olsun.

Oysa özgür ve demokratik bir toplum ancak çocukların özgür ve demokratik düşünme yapısıyla yetişmelerinden geçer ama özgürlüğe ve demokrasiye hak ettiği değeri vermiyoruz ki çocuklarımız özgür ve demokratik düşünme yapısıyla yetişsinler.

            Buradan çıkan sonuç?

Demek ki çocuklardan önce kendimizi eğitmeye, yetiştirmeye ihtiyacımız var. Ancak o zaman Türkiye’nin gündemine taşıyabiliriz onları.

 


 

MANTIK JİMNASTİĞİ

(Düşünmeyi Sevenler İçin)

 

“Üç yaşındaki oğlunun bakıcısı tarafından dövüldüğü ortaya çıktı. Söz konusu iddiaya göre çocuk evlerinin bahçesinde dövülmüş.”

Mantıksızlık nerede?

Cevabı gelecek yazımızda.


 

Geçen yazımızdaki cümle şöyleydi:

“Yurt başvuruları yarından itibaren başlıyor,”

Mantıksızlık nerede?

“Yarından itibaren”dezaman sınırlaması yok. Dolayısıyla ne zaman başlayacağı belirsiz. “Şu tarihte başlıyor” denmeliydi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.