
Haberlerde, televizyonda, sosyal yaşamımızda ve sosyal medyada sıkça bu iki kelimeye maruz kalıyoruz:Ünlü ve sanatçı. Bu iki kelime sıklıkla karıştırılıyor. Bence her ünlü, bir sanatçı olmayı hak etmiyor.
İlk önce, kelime anlamlarından başlayalım: Ünlü kelimesi, herkesçe bilinen, ün salmış olan, adlı sanlı, anlı şanlı, şöhretli, tanınmış, meşhur, namlı anlamına geliyor. Sanatçı kelimesi ise, sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse; sanat adamı, sanat eri, sanatkâr anlamına geliyor.
***
Bence,‘sanatçı’ kelimesinin toplum içindeki anlamı “Bizi eğlendirmek için bir şeyler üreten kimse.”Bu anlam bence hatalı. Sanat, topluma ithaf edilen bir güzelliktir. Bu yüzden, sanatın topluma bir katkı sağlama sorumluluğu vardır. Topluma katkı sağlamayan veya bu amaçla üretilmeyen herhangi bir eğlence ürününü, sanat olarak nitelendirmek yanlış olur. Eğlenmemiz için yapılan bir müzik, sanat değil sadece bir eğlence ürünüdür.
Her eğlence ürününün, sanat olmasına gerek yok. Bazen, eğlenmemiz için sanat gerekmez.Hatta bazı içerikler, filmler veya diziler, bizi eğlendirmekten ziyade boş zamanlarımızda arka planda ‘ses olsun’ diye hazırlanıyor.
Sanatı üründen ayıran şey, mesaj verme isteğidir. Sanat, onu tüketene bir şeyler öğretmeye, katmaya çalışır. Ürün, bizim hızlıca tüketmemiz, o an bir zevk almamız için hazırlanmış; arkasında bir anlam bir mesaj taşımayan içeriklerdir.
Sanat, gerçekle doğrudan ilgilidir. Hayal ürünleri yazılsa bile, gerçekle çağrışımlar bulundurur. Romanlar, bunun en güzel örneği. Ek olarak sanat, hızlı tüketmeyi veya çok satmayı amaçlamaz. Okurunun, onu keşfetmesini sabırla bekler. Ayrıca sanatın tüketici kitlesi daha ilgili bir kitleden oluşur.
***
Sanat ile ürün arasındaki fark, üreticilerine de yansır. Ürünlerini iyi pazarlayan, ürünleri iyi tutulan kişiler ‘ünlü’ olur. Eserlerini, kalıcı bir temelde yaratan, gerçeklikten beslenen, sanata ve insanlığa bir şeyler katan eserlerin üreticilerine de ‘sanatçı’ denir.
Bu ayrımı yapmak önemli. Sanat ile ürüne, aynı eleştirileri yapamayız. Onları, aynı kefeyebile koyamayız. Biri diğerinden üstün de değildir. İkisinin yapılış amaçları ve hedef kitleleri birbirinden ayrıdır. Hem sanatı hem ürünü, aynı mağazada veya aynı internet platformunda bulabiliriz ancak bu ikisi birbirinden çok farklıdır.
Sanatı bulmak, üründen ayırmak için sanatçıları inceleyebiliriz. Genellikle sanatçılar, içimizden gelirler. Sıradan yaşamları vardır. İşçi veya köylüdürler. Bazıları, eserleri geniş kitlelere ulaşınca zenginleşmiştir ancak köklerinden kopmamışlardır. Bu da onları, basit bir sonradan görme değil ‘sanatçı’ yapar. Ayrıca sanatçılar kalıcıdır. Eserleri, ölümlerinden asırlar sonra bile sözlerimizde yer bulur çünkü sanat dünyasına katkı sağlamışlardır. Ünlülerin yaşamlarınıysa zaten hepimiz biliyoruz…
***
Değerli okurlarım. Umarım, ülkece bu ayrımın farkına varırız. Sanatçıları ünlü, ünlüleri de sanatçı gibi değerlendirmeyi bırakır, ünlünün geçici şöhretiyle sanatçının kalıcı izini ayırt edebilme bilincinesahip oluruz. Sanat, halkın aynasıdır.Ünlülükse,popüler kültürün geçici bir şöhreti. Zaman, gerçek sanatçıları asla unutmaz, tarih boyunca bu böyle olmuştur. Tükettiğimiz her şeyi bu sorgulamayla ele alalım: Bu bir anlık tatmin mi?Yoksa ruhumuzda kalıcı iz bırakmak için yaratılan bir eser mi?